24 Ekim 2017 Salı3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:53Güneş 07:18Öğle 12:55İkindi 15:49Akşam 18:19Yatsı 19:39
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 5°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 107.303 -1.09
  • Altın: 153,156 -0.04
  • Dolar: 3,7141 1.19
  • Euro: 4,3624 0.88

Daha ne kadar güncellenecek?

Abdulkadir Özkan

Aslında birbirini takip eden zamlar sürpriz olmadı. Çünkü, dövizdeki artış ister istemez iç piyasada fiyatlara da yansıyacaktı. Özellikle dolara bağlı ekonomilerde dolar yükselince ithal ürünlerde fiyat artışları kaçınılmazdır. Fiyat artışları elbette sadece ithal ürünlerle sınırlı kalmaz, ithal ürünlerin kullanıldığı her alana yansır. Söz gelimi elektrik, doğalgaz ve petrole yapılan zam sonuçta hayatın her alanında etkisini gösterir. Çünkü, elektrik, doğalgaz ve petrol ürünleri hayatımızın her alanında kullanılmaktadır. Bu bakımdan doların hızla yükselmesi sırasında Kemal Derviş'in bir gazetede yer alan, "Kurun yükselmesinden korkmam, Türk Lirasının değerlenmesi tehlikelidir" şeklindeki açıklamasını okuyunca kendi kendime gülmüştüm. Sayın Derviş'in büyük (!) bir ekonomist olduğunu bilmeme rağmen yaptığı açıklama bana göre kapitalist anlayışa şartlanmışlığın bir ifadesiydi.

Dolar hızla yükselirken Derviş gibi düşünenler ithalatın azalacağını, buna karşılık ihracatın artacağını dolayısıyla cari açıkta gerilme olacağını ileri sürüyorlardı. Düz mantık böyle olmasını emrediyordu. Ama olayların her zaman düz mantık kuralları içinde cereyan etmediği de biliniyordu. Çünkü ekonomi sadece cari açıktan ibaret değildi. Doların aşırı değerlenmesi sonuçta iç piyasada fiyat artışlarını gündeme getirecekti. Bu da dar ve sabit gelirlilere yeni yük anlamına geliyordu. Böyle de oldu. Çünkü, sigara ve alkol kullanmadığım için bunlara yapılan zamdan bütçemi korusam da daha işin başında doğalgaz ve elektriğe yapılan zamdan bütçemi koruma imkanım yoktu. Ayrıca bu zamların hayatın diğer kesimlerine yansımasına karşı da alabileceğim bir tedbirim yoktu.

Kısacası kapitalist sistemde yük genellikle dar ve sabit gelirlere yükleniyor ve sıkıntıyı onlar çekiyorlar. Kaldı ki yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki zamlar, pardon güncellemeler devam edecek. Hem de yılbaşından itibaren yeni bir zam paketi açılarak uygulamaya konulacak.

Bu arada zamların adını güncelleme olarak değiştirmek toplumun zammın etkisini hissetmesini enleyebilecek mi? Hiç sanmıyorum. Elbette zamların etkisini hissetmeyecek toplumda bir kesim var. Ancak bu kesim yüzde 100'ün içinde yüzde 10-15'i geçmez. Geriye kalan yüzde 85 eğer delik kalmış ise kemer sıkmaya devam edecek. Hemen belirteyim ki derdim zamları fırsat bilerek iktidarı eleştirmek değil. Benim derdim öncelikli olarak uygulanan sistem ile, bu sistem ile ve dar ve sabit gelirlerin ezilmeye devam edeceği gerçeğine dikkat çekmek.

Çünkü sistem tüketimi esas alıyor, bunun sonucu olarak da sürekli tüketimi teşvik ediyor ve körüklüyor. Buna karşılık toplumun önemli bir kesiminin geliri yerinde sayarken kapital sahiplerinin geliri artıyor. Zaten sistemin temelini kapital yani sermaye oluşturduğu için adı da kapitalist.. Kapitalist sistemin gelişmekte olan ülkelerde uygulanması ise sermaye birikimin kısa yoldan sağlanması için fedakarlık hep emeklerinden başka sermayesi olmayanlara düşüyor. Kapital sahipleri için çeşitli devlet desteği gündeme gelirken emekçiler genellikle ikinci plana itiliyor. Emek sahiplerini korumak için devlet tarafından açıklanan asgari ücret uygulaması bile pek çok iş yerinin duvarında asılı duran bir kağıttan ibaret kalıyor. Çünkü, işsiz insanlar asgari ücretin altında bir ücrete çalışmaya mahkum oluyorlar.

Bu bakımdan bir takım uygulamaların millet üzerindeki etkisini azaltmak için yapılan zamları güncelleme olarak nitelendirmek sonucu değiştirmiyor. Hemen belirteyim ki lüks tüketime karşı olanlardanım. Çünkü, gırtlağına kadar borca batmış bir ülkenin insanları israf demek olan lüks tüketime yönelmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Ancak, bir yandan serbest piyasa ekonomisi diyecekseniz, bunu en iyi sistem olarak savunacaksınız arkasından da yaptığınız zamları yerli malı kullanmayı teşvik olarak takdim edeceksiniz bunun sağlıklı bir yanı olmaz.

Serbest piyasa ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde bir takım tesirler ve dayatmalarla giderek başıboş piyasaya dönüşüyor. Başıboş piyasada ise kapital sahipleri istedikleri gibi at koşturuyorlar. Bu bakımdan küresel sermaye sahipleri gelişmekte olan ülkelere serbest piyasa esasına dayalı kapitalist sistemi dayatıyorlar. Gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşan sistem karşıtı eylemler konusunda bazıları bu gösterilerin sistemi daha da güçlendireceğini ileri sürseler de emek sahiplerinin giderek köleleştirildiklerini fark etmeleri karşısında çatışmaların daha da artacağını düşünmek yanlış olmaz. Demek istediğim o ki güncelleştirmelerde kapitalist sistem kendi kendini sosyalleştirmeden devamını sağlamak daha da zorlaşacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.