21 Ekim 2017 Cumartesi1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 29°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Güncelleme diyerek zammı gizlemek mümkün değil

Abdulkadir Özkan

İktidarın yaptığı zamları 'güncelleme' olarak takdim etmesi ister istemez tartışmaya yol açtı. Eskiden iktidarlar zamları 'fiyat ayarlaması' olarak takdim eder, zam demekten kaçınırlardı. Böylece vatandaşın gözü korkutulmamış zam haberini sindirmesi kolaylaştırılmış sanılırdı. Halbuki zaten geçim sıkıntısı içindeki insanların yeni bir zam ile karşılaşmalarını sindirmeleri daha doğrusu, "Ne yapalım devlet paraya sıkışmış bizden de fedakarlık istiyor. Buna seve seve katlanırız" demeleri mümkün değilken olayı birde bir takım kelime oyunları ile gizlemeye kalkışmak ister istemez öfkeyi körüklüyor. Hemen belirteyim ki Sayın Maliye Bakanı'nın zamları 'güncelleme' olarak sunmasını kesinlikle vatandaşla alay etmek için söylenmediğine inanıyorum. Bir siyasinin oyuna muhtaç olduğu vatandaş ile ne sebeple olursa olsun alay etmesi düşünülemez. Ancak, canı yanan insanların olayı böyle algılamasını da yadırgamamak gerekiyor.

Daha öncede belirttiğim gibi kullanmadığım için beni içki ve sigara zamları etkilemiyor. İçenlere de kurtulmaları için dua ediyorum. Ancak dün her sabah günlük gazeteleri aldığım markette gazetelerin parasını öderken bir vatandaş da aldığı sigaranın parasını ödüyordu. Kasiyer yeni fiyatın 6.5 lira olduğunu söyleyince, eskiden ne olduğunu sordum. Kasiyerden "4.5 liraydı 6.5 oldu" cevabını alınca şaşırmadım dersem yanlış olur. Bir paket sigaraya yüzde 50'ye yakın zam yapılmıştı. Böylesine yüksek oranda bir zammın 'fiyat ayarlaması' ve 'güncelleme' olarak izah edilmesi mümkün değildir. Çünkü ortada çok ciddi bir artış vardır ve bu artış asgari ücretle geçinmek zorunda kalan milyonlarca insanı zorlayacaktır. Bu noktada 'Ben nasıl olsa sigara içmiyorum içenlerde bıraksınlar, hem bütçelerini bir yükten kurtarsınlar hem de sağlıklarını korumuş olsunlar" demek mümkündür. Böyle bir yaklaşım yanlış da değildir. Ancak, devletin sigara kullanımını azaltmak için yaptığı düzenlemelere rağmen bir kısım insanlar bunu bırakamıyor, yaşamlarının bir parçası olarak görmekten kurtulamıyorlarsa, "Ne halleri varsa görsünler" demek mümkün olmaz.

Sadece sigara da değil her neye olursa olsun insanın bağımlılık kazanması onun o maddeye esir olduğu anlamına gelir ki bağımlılıktan kurtarmak için gerekirse devlet tarafından tedavi edilmesi gerekir. Bu bakımdan yapılan aşırı zamların böylesine bir çıkmaza sürüklenmiş olan insanları daha da perişan edeceği ortadadır.

Bu arada Meclis'e sunulan 2012 yılı bütçesinin medyada "Sosyal kesimlere 6 müjde" diye sunulması, öbür yandan "Bütçe 28 yıl aradan sonra ilk defa fazla verdi" başlığı altında okuyuculara duyurulması karşısında insan "Bilmediğimiz bir şeyler mi oluyor?" diye düşünmeden edemiyor. Öyle ya madem bütçe 28 yıl aradan sonra fazla vermiş doğalgaz ve elektrikle başlayan daha sonra devam eden, yeni yıl ile birlikte hemen her alanda zamların geleceği daha şimdiden belirtilen bir ülkede böylesine çelişkili haberleri insan anlamakta güçlük çekiyor.

Elbette bütçenin fazla vermesi en azından işçi, memur ve emekliler için rahat nefes almak anlamına gelebilir. Hatta bu arada devletin daha az borçlanacağını da düşünebiliriz. Ancak, iyimser haberlerin gazetelerde yer aldığı gün bir başka haberde de Hazine'nin bir milyar dolar borçlandığı ve Türk tahviline en büyük ilginin ABD'den geldiği müjdesi (!) veriliyordu. En büyük ilginin ABD'den geldiğini söylemek küresel sermayenin Hazine tahvillerini satın aldığı anlamına gelmez mi?

Kısacası iç içe geçmiş yüzlerce soruyu art arda sıralamak mümkün. Hemen belirtelim ki ekonomimiz ne iktidar sözcülerinin gösterdiği gibi sorunsuz ne de felaket tellallığı yapacak durumda. Sıkıntı tabloyu olduğu gibi görmek ve göstermek istemeyenlerden kaynaklanıyor. Bir de ülkeyi yönetenlerin yaptıkları zamları vatandaşa şirin gösterme çabası eklenince toplumun doğruyu görmesi mümkün olmuyor. Ülke gerçeklerini toplumdan belki geçici bir süre gizleyebilirsiniz ama bir noktaya gelir ki artık gizlenemez olur. Şahsen ülkenin bu noktaya doğru gitmekte olduğunu düşünüyorum ve uygulanan ekonomik politikalarla da meseleye çözüm bulunamayacağına inanıyorum. Bu bakımdan bazı konularda acil tedbirler almak gerekiyor. Tedbir alırken de ekonomik sıkıntılara çözüm arayışında herkesin gelirine göre bu sıkıntının paylaştırılmasına dikkat etmek şarttır. Vergilerde eşit artışlar getirirseniz dar ve sabit gelirliyi ezersiniz. Bunun başka türlü gösterilmesi mümkün değildir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.