23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 22°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 107.303 -1.09
  • Altın: 152,979 1.22
  • Dolar: 3,7134 1.17
  • Euro: 4,3645 0.93

Hangi söz bitti, hangisi başlamalı!

Haşmet Babaoğlu

Acı bütün ağırlığıyla üzerimize çöktüğünde "yeter" diyoruz; "artık sözün bittiği yerdeyiz!"
Derin öfke ve çaresizliğin medyadaki "son sözü" bu oldu!
Ama düşünün şöyle bir...
Yıllardır ne çok söyledik, manşet yaptık, tekrarladık bu lafı ve sonunda naylonlaştı!
İçindeki "kırgınlık" duygusunu bile aktaramaz oldu.
En kötüsü de yavaş yavaş militarist bir mesaja dönüştü.
Oysa...
En korkunç savaşlar bile eninde sonunda biter. En keskin düşmanlıklar bile çözülür, öfkeler diner.
Ama söz bitmez.
Sonunda oturup konuşmamız gerekir.
Yani kırık dökük de olsa, bazen boğazımızda tıkanıp kalsa da söze muhtacız. Söz biterse, insanlık biter!
***
Doğru!
Vurulup düşen delikanlılar için bizim sözümüzün bir anlamı kalmadı artık!
Dün Kanat'ın (Atkaya) yazdığı gibi...
"Gözyaşlarının damlayamayacağı bir yerde...
Ajans görüntülerinin izlenemeyeceği bir yerde...
Kürsü konuşmalarının, meydan nutuklarının, toplantı çıkışı yapılacak açıklamaların ve elbette lanetleme/ kınama mesajlarının zerre miskal taşımadığı bir yerde...
24 genç beden yatıyordu."
Onlar sözümüzün bittiği yerdeler.
Onların geride kalan sevenleri için de teselli sözlerimiz ne kadar an lamlıdır, tartışılır!
***
Ama bu ülke...
Ve siyaset kurumu bilmeli ki...
Konuşmadan olmaz!
Ama hangi sözün bitmesi, hangisinin tam da şimdi başlaması gerektiğini iyi bilmek zorundayız.
Mesela arkasına savaş ve şiddetin saklandığı "barış" kavramına ihtiyacımız yok!
Savaş baronlarına teslim olmuş partiler ve savaşa bağımlı örgütler bizi klişe sloganlar ve parlak ifadelerle daha fazla kandıramazlar.
Köhnemiş barış sloganlarına değil, gerçekten barış siyasetinin yolunu açacak sözlere ihtiyacımız var.
BDP bunu beceremeyecekse Kürt halkının önünden çekilmelidir.
Daha fazla inkâr edemeyeceğimiz bir gerçek de şu...
Yaşadıklarımız semptomları bakımından elbette terördür ama dinamikleriyle ve son Çukurca saldırısında gördüğümüz haliyle basbayağı savaştır!
Terörle yoğunluğu artarak veya azalarak da olsa, sürekli mücadele edersin fakat savaşların kazananı yoktur, barışı vardır.
Öyle ya da böyle "barışın dili"ne hazırlanmak zorundayız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.