28 Mart 2017 Salı29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 14°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 89.695 -0.76
  • Altın: 145,860 1.00
  • Dolar: 3,6136 0.05
  • Euro: 3,9258 0.61

Farz et Sorgu Melekleri Baş Ucunda

Feyzullah Birışık

Beni henüz ölüm meleğiyle tanıştırmayan Allah’a hamdolsun… Birçok insan gibi ben de şimdilik ölmek istemiyorum. Sağ tarafımdaki meleğin kalemini harekete geçirecek ve sol tarafımdaki günah sayfalarımdan daha kalınca bir defterle Allah’ın huzuruna çıkmak varken neden erkenden ölümü isteyeyim ki?
Son üç haftanız nasıl geçti bilemiyorum ama inanın bu ölüm dizisi yazılarım sanki dile gelmiş ve ‘Unutma Feyzullah sen de ölecek ve toprağa gömüleceksin ‘ diyor. ölüm yazılarım beni korkutmuyor. Anlık gafletlerimde yakama yapışıp ‘ insanlara bir şeyler vereyim derken kendini unutursan aleyhine şahitlik yaparız haberin olsun’ dediklerini hissediyorum…
Bir yazar için kaleme alınan her kelime bir cenin misali gibidir. Kelimeler canlıdır… Dönem dönem sorguya alır yazarını… Her kahkaha patlattığında yazdığın ölüm yazıları aklına gelir ve o yazılar dile gelerek;‘ Ne o! Cennetle mi müjdelendir?’ der… Güzel bir uyarıcı olması hasebiyle yazılan yazılar bazen en yakın arkadaşınızdan daha sevimli gelir size…
ölüm merkezli yazılarım hayattan soğutmuyor… Sadece imtihanı daha ciddiye almamı sağlıyor… Umarım sizlere de aynı etkiyi yapıyordur…
ölüm içerikli bu 4.yazım olmuş olacak inşaallah. Bu bir hafta içinde biri memleketim olan Malatya’da diğeri de Suriye’nin Halep ilinde iki ayrı cenazeye katılmak nasip oldu. İki ayrı ölüyü yan yana gözlerimin önüne getirip düşünüyorum. ölüm meleği ikisine de göründü ve ikisinin de ruhunu bedenlerinden çıkardı… İkisi de defnoldu ve ikisine de aynı sorular sorulmaya başlandı… Birinin Arap diğerinin Kürt olması dil sorunu yaşatmıyor kabirde…
Kabirde ne türden sorular sorulacağının önceden bildirilmesi ne büyük bir nimet… Ya bildirilmeseydi? Nasıl hazırlık yapacaktık?
Düşünün ki lisede okuyorsunuz ve sınıf öğretmeniniz haftaya Cuma günü hangi dersten olduğunu söylemediği üç dersten sınav olacağınızı söylüyor. Böyle bir sürprizle karşılaştığınızı düşünün… çok zorlanırsınız değil mi? Merhamet edenlerin en merhametlisi böyle bir sürpriz hazırlamadı bizlere… Hangi aşamada ne türden soruların sorulacağı ve bu soruların doğru cevaplarını önceden bildirmesi ne büyük nimet…
Şu an yeraltında milyarlarca insan sorgulandı ve birçoklarının sorgusu hala devam ediyor… Yine şu anda yer üstünde milyonlarca insan kabirde sorgulanacağını bilmesine rağmen umursamazca yaşamaya devam ediyor… Ne büyük bir gaflet!
Kabir hayatını ciddiye alan büyük bir sahabe bakın nasıl sarsılıyor:
Hz. Osman (Allah ondan razı olsun) bir kabrin başında durduğu zaman öyle ağlardı ki sakalı ıslanırdı. Ona bunun sebebi sorulduğunda şöyle cevap verdi. Ben Peygamber Efendimiz’in (sallâllâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu duymuştum: “Kabir, âhiret hayatının ilk durağıdır. Kabre giren kişi oradan kurtarılırsa bundan sonrası daha kolay olacaktır. Eğer buradan kurtarılmazsa sonrası da daha zor ve sıkıntılı olacaktır.”
Evet… Bir gün bizim de kabrimizin başında ağlamalar olacak ama sorgumuzda kopya veremeyecekler…
Bu satırları okurken kendinizi bir anlık kabirde hissedin ve ölüm merkezli 4.yazı dizimize de başlamış olalım.
Kabrinizde geçen ilk dakikalar… Berzah âlemine götürülmüş ruhunuz bedeninize iade ediliyor ve siz sorgu meleklerini bekliyorsunuz… Aman Allah’ım! Daracık mekân ve yanınızda kimsecikler yok… Ne anneniz ne babanız ne de sohbetlerine katıldığınız zatlar… Sorgu meleklerinin geleceğinden en ufak bir şüpheniz yok… Ama hangi sıfatta ve nasıl geleceğini bilemiyorsun… Bu merak ve endişe seni yer bitirir…
Sen kefene sarılı daracık kabrinde sorgu meleklerini beklerken dünyadaki İslami bilgilerini hatırlamaya çalışırsın… Acaba ne soracaklar? Acaba vereceğim cevap istenildiği gibi olacak mı? Yığınla acaba soruları arka arkaya gelir…
üzerine toprak atanların tamamı evlerine gitmiş ve senin için rahmetli çok iyi bir insandı, toprağı bol olsun derler… Sen ise sorgulanmayı bekliyorsun…
Daha önceden emniyette sorgulandınız mı bilemiyorum ama izlemiş olduğunuz filmlerde sorguya alınan bir zanlının psikolojisini gözlerinizin önüne getirin ve meselenin büyüklüğünü görün… Vallahi hiçbir sorgu kabir sorgusu gibi hayati önem taşımaz…
Kabir hayatı çok iyi bir nasihatcı ve terbiyecidir… Bu nasihatten güzel dersler çıkaran kabir okulunun önemli talebelerinden İbrahim İbn-i Edhem’in karnesine bakalım:
İbrahim İbni Edhem'e sordular; Nasıl dünyada zahit oldun?

Dedi ki; üç sebepten dolayı;
Birincisi; Yolun uzun olduğunu ve yanımda azığın olmadığını gördüm.

İkincisi; Kabrin çok sıkıcı olduğunu ve yanımda beni teselli edecek birinin olmadığını gördüm.
üçüncüsü; Cebbar olan Allah'ın hâkim olduğunu ve beni savunacak bir hüccetin veyahut birinin olmadığını gördüm.

Bu üç şey onu dünyaya ve içindeki geçici şeylere karşı zahit olmasını sağlamıştır; Yol, Kabir ve Cebbar olan Allah!..
Peygamber efendimiz ve sahabeler kabir hayatını önemsemiş ve ciddiye almışlar… Takvaya ulaştıran ve haramlardan uzaklaştıran etkenlerden biri olarak ‘kabir sorgusu ve mahşeri kalabalıkta defterin hangi taraftan geleceği endişesi ‘karşımıza çıkıyor… Bu endişe hayattan soğutup ruhban hayatı yaşatmıyor…
ölüm ve kabir hayatının gündeme alınması kesinlikle haramlardan uzaklaştırdığı gibi insanı zühd ve takva sahibi de yapıyor… Bakın peygamberimiz bir hutbesinde neler söylüyor:
“Ey insanlar! Sanki bu dünyada ölüm bizden başkası için vardır. Sanki bu dünyada doğruya uymak bizden başkası için farzdır. Bizler ölülerin yolcular olduklarını söyleriz. Hâlbuki onlar ne geri dönerler, ne de bize bir haberleri ulaşır. Sanki biz onlardan sonra kalıcıymışız gibi onların altında yattıkları topraktan yetişen şeyleri yeriz. Bize nasihat eden her şeyi unuttuk. Sanki her tehlikeden emin kılındık. Allah’tan gerektiği gibi korkun. O’nun rızasına ulaşmak için çalışın. Dünyanın geçici olduğunu ve ölümle biteceğini, âhiretin ise baki olduğunu iyi anlayın. Dünya hiç yokmuş ve âhiret de hep varmış gibi ölümden sonrası için çalışın. Zaten dünyada yaşayan herkes misafir, elinde bulunan her şey de emanettir. Hiç şüphesiz misafir yolcu olacaktır, emanet de yerine verilecektir. Dünya şu anda mevcut olan bir meta’dır. Orada iyi insan da kötü insan da rızkını bulur ve yer. âhiret ise Allah’ın bu dünyadayken insanlara vaat ettiği yerdir. Allah Teâlâ âhirette dünyada kendisine dikkat eden ve kabir için hazırlanan kişilere rahmetle davranacaktır.”
Bir adam Allah’ın elçisine (sallâllâhu aleyhi ve sellem) “İnsanların en zahidi kimdir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) bu soruya şöyle cevap verdi:
“İnsanların en zahid olanı kabri ve imtihanı unutmayan, dünya süsünün fazlasını terk eden, baki olanı olmayana tercih eden, yarına çıkacağını düşünmeyen ve kendisini kabir ehlinden sayan kişidir.”
İnsanların en zahidi olmamız duasıyla deyip haftaya kabir suallerini incelemeye çalışalım inşaallah…
Haftaya Cuma gününe kadar kabir hayatının önemi üzerine kitaplar okuyun ve her yatağınıza uzanışınızda sorguya alındığınızı düşünerek o geceye gözlerinizi yumun.
Kabir hayatına en güzel bir şekilde hazırlanmanız ve sorgunuzun kolay geçmesi duasıyla Allah’a emanet olun…


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.