26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 13°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Nato'yu sorgulamak gerekmiyor mu?

Abdulkadir Özkan

Libya'da beklenen son gerçekleşti ve Libya halkı özgürlüğünün önündeki Kaddafi'den kurtuldu. Libya'daki gelişmeler medyada genellikle bu şekilde değerlendiriliyor ve alkış tutuluyor.

İşte tam bu noktada akılama gelen soruyu sesli olarak ifade etmek istiyorum: Kaddafi'yi Libya halkı mı devirdi ve öldürdü? Bu soruya bir takım şartlanmışlıklarla genellikle 'evet' dendiğini biliyorum.

Bu 'evet'e rağmen gerçek bu mu? Yani Kaddafi'yi Libyalılar mı iş başından uzaklaştırarak öldürdüler? Bu soruya da 'evet' diyenlere yönelteceğim bir başka soru ise, "NATO" müdahalesi olmasaydı Libya'daki muhalifler Kaddafi'yi devirebilir ve sonunda öldürebilirler miydi? Sanıyorum bu soruya verilecek cevap işin özünü oluşturuyor. Yani Fransa, İngiltere, ABD ve İtalya'nın başını çektiği NATO müdahalesi olmasaydı Kaddafi hâlâ iş başında duruyor olacaktı. Bu bakımdan Kaddafi'nin devrilmesi ve öldürülmesini Libya halkının iradesinin bir sonucu olarak yorumlamak doğru olmaz. En azından eksik bir değerlendirme olur.

Peki ABD ve müttefiklerinin güdümündeki bir NATO'nun böylesine canının istediği ülkeye müdahale etme hakkı var mı, olabilir mi? Bu hakkı kendinde gören bir ülke ya da NATO gibi örgütlerin artık sorgulanma zamanı gelmedi mi?

Bizim gençlik yıllarımızda hem NATO hem de Varşova paktı sorgulanıyor ve bunların emperyalizmin birer maşası olarak görev yaptıkları yüksek sesle dile getiriliyordu. Aradan geçen bunca zaman sonra Varşova Paktı'nın yıkılması ile tek kutuplu hale gelen dünyada NATO'nun sorgulanamıyor olması, daha doğrusu emperyalistlerin vurucu gücü olarak görev yapan bu örgütün sorgulanması bir yana meşruiyet kazandırılmış olması geldiğimiz noktanın yeniden değerlendirilmesini gerektirmez mi?

ABD yanına birkaç ortak bularak önce Irak'ı işgal etti. Ne yazık ki bu işgale bir takım gerekçelerle bir takım zavallılar alkış tutular. Ardından ABD Afganistan'ı işgal etmeye karar verdi ama bu defa bu işgaline uluslararası bir kılıf bulmak istedi ve NATO'yu devreye soktu. Afganistan'da işgal edildi. Bu işgallerin ikisinde de mevcut yöneticiler iş başından uzaklaştırıldı, ulaşılabilenler öldürüldü. Katliamlar hala sürüyor.

Bugün Birleşmiş Milletler(BM)in ABD ile birlikte diğer 4 daimi üyenin kontrolünde ve güdümünde, NATO'nun ise tek başına ABD'nin kontrolünde olduğu düşünüldüğünde böyle bir dünyada bir takım ülkelere yapılan müdahalelerin öncesinde söylenenlerin tümü bir yalan rüzgarından ibaret kamuoyu oluşturma hamlesi olduğunu artık dünyanın görmesi gerekmez mi?

Bir takım ülkelere demokrasi ve özgürlük getirme iddiasının genel kabul gördüğünü biliyorum. Ancak, bu iddianın arkasında emperyalistlerin çıkar hesaplarının yattığı bilinirken "Toplumlara demokrasi ve özürlük getirmek size mi düştü?" diye sormak gerekmez mi? Kaldı ki esas olan toplumların kendi yönetimlerini kendilerinin belirlemesi değil midir? Eğer toplumların gücü buna yetmiyor onun içinde dış desteğe ihtiyaç duyuluyor gibi bir savunma gelecekse o zaman yaşananların dış destek olmayıp yabancı güçlerin ülkeleri işgali olduğunu sanıyorum söylemeye bile gerek yok.

Eğer bugün insanlığın geldiği düşünce noktasında ülkelerin yabancı güçler tarafından işgal edilerek nasıl yönetilmeleri gerektiği belirlenecek ve buna da meşruiyet kazandırılacak olursa hemen belirteyim ki insanlık ileri değil geri gidiyor demektir. Şahsen hak, hukuk, medeniyet, çağdaşlık gibi kılıflara sokularak toplumlara dayatılan bu sömürü uygulamasını reddediyorum ve güç karşısında korkuya kapılmadan insanlığın buna karşı çıkması gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde ülkelerin geleceğini belirleme yetkisi kendi halklarının elinden zorla alınmış olur. Yaşananlarda bunun bir sonucudur. Ayrıca, yaralı yakalanmış bir kimsenin kim ve her ne sebeple olursa olsun işkence ile öldürülmüş olması karşısında tepkisi koymamayı da insanlık adına utanç verici buluyorum. Ve özelliklede bazı Müslüman kimliklilerin böyle bir zulme alkış tutmalarını demiyorum sessiz kalmalarını ABD'nin İslam Dünyası'na pompalamaya çalıştığı ne olduğu belirsiz ılımlı İslam anlayışının pençesine düşmüş oldukları anlamına geldiğini düşünüyorum. Bir takım gerekçelerle İslam ülkelerine emperyalistler tarafından dayatılan yönetim tarzları karşısında bugün alkış tutanlar yarın aynı durum ile kendi ülkelerinde karşı karşıya kaldıklarında ne diyecekler bilemiyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.