25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 25°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 97.546 -0.78
  • Altın: 144,163 0.04
  • Dolar: 3,5678 -0.15
  • Euro: 4,0002 0.15

Halka Domuz Eti Yedirenlere Lânet Olsun!

M. Şevket Eygi

ATALCA'da bir lokantada 155 kilo yaban domuzu eti yakalandı. Gazeteler yazdı, TV'ler duyurdu. Etlerden nümune alınmış, tahlil yapılacakmış.

Toplum bu gibi haberlerden fazla etkilenmiyor.

Uzun yıllardan beri halkımıza külliyetli miktarda evcil ve yaban domuzu eti yediriliyor.

Yurdumuzun Batı kısmında bir yığın domuz çiftliği faaliyet gösteriyor.

Koyun ve sığır bir defada bir yavru yapıyor, domuz on iki yavru.

Koyun ve sığır her şeyi yemiyor. Domuz ne bulursa yiyor. Hattâ pislik/kazurat bile yiyor.

Koyun ve sığır pahalıya mal oluyor.

Evcil domuz çok ucuza mal oluyor, yaban domuzu bedava.

Zamanımızda ilim ve teknik ilerledi. Öyle tahlil makineleri var ki, bir buçuk dakika içinde bir etin veya yağın domuz olup olmadığını tespit ediyor.

Profesyonel avcılar vurdukları domuzları ormandaki yolların kenarına getiriyormuş, üstü tenteli kamyonetler geliyor, oracıkta tartıyor ve peşin para ile alıyormuş.

Domuzcular "Biz bu etleri Müslüman halka yedirmiyoruz, turistlere yerdiriyoruz..." diyorlar ama onlara kim inanır.

Yurt içindeki domuzlar yetmiyormuş gibi dışarıdan büyük miktarda domuz iç yağı ithal ediliyor.

Bunlarla sabun ve şampuan yapılıyor.

Bazı sabuncuların ellerinde "Domuz yağı sabun yapılırken tamamen kimyevî değişime uğrar değişir ve kullanılması caizdir" mealinde fetvalar varmış. Sakın bu para ile alınmış fetvalara inanmayın, kanmayın. Domuz yağının bir kısmı sabunun içinde domuz yağı olarak aynen kalır.

Tıp sahasında da domuzlu maddeler kullanılıyor. Büyük bir firmanın ensülini domuzdan çıkartılıyor.

Hazmı kolaylaştıran bazı mide ve sindirim ilaçları da domuzlu.

Şekercilikte, pastacılıkta domuzlu jelatinler.

Avrupa ülkelerinde ekmeğe genellikle domuz yağı karıştırılıyor. (Pain ameliore en Belgique)

Domuz derisinden yapılmış ayakkabı, kemer ve çantalar.

Domuz eti, domuz yağı, domuzlu maddeler, ilaçlar, gıdalar, şekerlemeler bizi çepeçevre sarmıştır.

Dindar Yahudiler domuz yemezler. Hahambaşılık bu konuda bütün tedbirleri almıştır.

Eminönü'nde koşer bir Yahudi lokantası var, Hahambaşılığın vazifelendirdiği bir haham orada sabahtan itibaren nöbet tutar, yemeklerin Yahudi şeriatına göre olmasını kontrol eder, dikkat sarf eder, içeriye domuz etinden geçtim, mezbahada haham tarafından kesilmemiş etlerin girmesine bile izin vermez. Bizim Diyanet'in bu konuda yetkisi yoktur.

Müslüman halka bol miktarda domuz eti ve yağı yedirilir, Diyanet seyrine bakar. Seyrine bakmaktan geçtim, belki de hiç ilgilenmez.

Efendim kanunlar, tüzükler bu konuda Diyanet'e salahiyet vermiyormuş, bu iş Diyanet'in vazifesi değilmiş... Yahu siz ne diyorsunuz, kanundan ve tüzükten önce Allah var, Kur'an var, Sünnet var, Şeriat var, vicdan var, insanlık var.

Müslüman halka domuz eti, domuz yağı ve domuzlu mamuller yedirilmemesi konusunda elden gelen bütün kontrolleri ve tahlilleri yapmayan bütün belediyeleri protesto ediyorum.

Vatandaş olarak onlara hakkımı helal etmiyorum.

Türkiye'deki sistem laiktir ama Müslümanlara ille de domuz yedirilecek diye bir kanun ve kural da yoktur.

Bu konuda vazifelerini yapan, tahlil makineleri ile piyasadaki etleri ve et mamullerini devamlı tahlil eden, kontrol eden belediyelere teşekkür ediyorum.

Vazifelerini yapmayan, halka domuz eti ve yağı yedirten belediyelere beddua ediyorum.

Allah onların işlerini rast getirmesin.

İnşaallah tepe üstü düşsünler.

* (İkinci yazı)

Tekrar Tekrar Tekrar

"BU adam dönüp dolaşıp hep aynı şeyleri yazıyor... Bunun bir yazısı ötekinin benzeri... Bu adamın bir ayağı çukurda... O bir dinozor... Bizi kıskanıyor, hasud adam..."

Birileri bendeniz için böyle diyor.

Bazı temel gerçekleri niçin tekrarlıyorum?

Gerçekler, tekrarlana tekrarlana insanlara anlatılabilir, öğretilebilir.

Bir gerçeği bundan beş sene evvel bir kere yazmışım, bir daha tekrarlamayacak mıyım?

Grup, sekt, hizip ve fırkalarını her gün övsem, göklere çıkartsam, fanatik holiganlar ne diyecek?

"Aferin, hezar ahsente, bin kere aferin, yaşa varol nur ol, ağzın ve kalemin dert görmesin. Bizi öv öv öv... Günde yirmi dört saat övsen azdır. Hiç durmadan öv..."

İşlerine gelmeyen gerçekler tekrarlanınca:

Öff öff öff, bin kere öff, yahu bu adam hiç durmadan aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor, öf ki öf...

Benim tekrarladıklarım neymiş?

Ehl-i Sünnet ve Cemaat hakmış.

Bütün mü'minler bir tek ümmetmiş

Ümmet bilinci ve idraki olmadan cemaat, tarikat, hizip, fırka, sekt, grup, klik asabiyeti yapanlar kötü yoldaymış.

Emanetler hizip ve fırka mensuplarına değil, ehliyetlilere verilmeliymiş.

Müslümanlar olumlu ve zenginlik teşkil eden çeşitlilikler içinde sarsılmaz bir vahdet oluşturmalıymış.

Ümmetin başına ehliyetli, liyakatli, muktedir, itikadı sağlam ve sahih, ahlaklı ve karakterli, emîn, Resulullaha (Salat ve selam olsun ona) irtibatlı bir Emîr/İmam seçilmeli ve ona biat ve itaat edilmeliymiş.

Zekatlar Kur'ana, Sünnete, fıkha, Şeriata uygun şekilde dağıtılmalıymış.

Dinde reform, yenilik, değişiklik, sulandırma yapılmamalıymış.

Lüks, israf, aşırı tüketim, aşırı konfor, gösteriş, gurur, kibir kötüymüş.

Din siyasete alet edilmemeliymiş.

Cemaatler, hizipler, tarikatlar, fırkalar parçaymış, İslam bütünmüş, hiçbir parça bütün ile özdeş olamazmış.

Cemaatini, parçasının bütünle özdeşleştirenler sapıkmış.

Parçayı bütünü üzerinde görmek cinnetmiş.

Allah katında tek hak din varmış, onun yanında başka hak din yokmuş.

Hz. Muhammed Mustafa'nın risaleti, tebligatı, öğretileri kendisine ulaştığı halde tasdik ve iman etmeyenler ehl-i necat ve ehl-i Cennet değilmiş.

Birtakım ruhbanları erbab haline getirmek Müslümanlara yakışmazmış...

Peki bazıları benim "tekrarlayıp durduğum" bu fikirlerden ve sözlerden niçin çok rahatsız oluyor?

Bu gerçekler ne kadar tekrarlansa yine de az tekrarlanmış olmaz mı?

Hem bu tekrarlardan hoşlanmıyorsan, okumazsın, rahatsız da olmazsın.

Sakın bu rahatsızlığın, bu hakaretlerin altında ve ardında ön yargılar, hizip taassubu ve holiganlığı olmasın?

Ben onları tekrar tekrar binlerce kere övsem, göklere çıkartsam, elimi öpmek için uzun kuyruklar oluştururlar.

Yüz bölümlük bir kitap yazsam, her bölümünde onların övgülerini tekrarlayıp dursam onlar bu kitabı almak için sıraya girmezler mi?

Çok rica ediyorum: Lütfen yazılarımı okumasınlar, üzülmesinler, rahatsız olmasınlar.

Bendenize hakaret etmesinler, hayır dua etsinler.

Doğru şeyler yazıyorsam dua...

Onlara göre yanlışım varsa yine dua... Islahım için dua.

Ben de onların ıslahı için dua ederim.

Hep dua hep dua. Tekrar tekrar dua...

Allah cümlemizi doğu yolda; Kur'anın, Resulullahın, Şeriatın, Selef-i Sâlihînin, Sâdat-ı kiramın, evliyaullahın yolunda yürütsün.

Bizleri cemaat, fırka, hizip, parça, bölük taassubundan militanlığından, holiganlığından muhafaza buyursun.

Bizleri hahamları, papazları, patrikleri, kıssisleri, rahipleri dost ve velî edinmekten muhafaza buyursun.

Âmin âmin âmin...

Tekrar tekrar âmin...

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.