Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Kâfire şedit, Müslümana müşfik...

Kâfire şedit, Müslümana müşfik...

İşte Akit’in başarı sırrı!Bazı “sohbet”lerde ve “meslektaş”larımızla yaptığımız “istişare”lerde, şu soruya muhatap oluyoruz:

“Akit’in sırrı ne?.. Diğer gazetelerden farkınız ne ki; insanlar diğer gazetelerin yanı sıra Akit’i de okuma ihtiyacı hissediyor... Diğer gazeteler, niye onları kesmiyor da, illâ Akit’in ne dediğine bakma mecburiyeti hissediyorlar?.. Sahi, Akit’in sırrı ne?”

“Akit’in sırrı”nı dilimizin döndüğünce izah etmeye çalışıyoruz... Diyoruz ki; bizde “yalan” yok, bizde “riya” yok, bizde “kompleks” yok, bizde “önyargı” yok, bizde “masabaşı haber” yok, bizde “eziklik” yok, bizde “dansöz”ler gibi “kıvırtma” yok!..

En önemlisi de;

“Yarın devran değişir” endişesiyle, kendini “sağlama almak” için, birilerine “selâm çakma” ve onlara “yalakalık” yapma yok!..

Biz, ne isek oyuz!..

Biz, Mevlâna Hazretleri’nin dediği gibi; ya “olduğumuz gibi görünürüz”, ya da “göründüğümüz gibi oluruz!”

İçimiz neyse, dışımız da odur!..

Dışımız neyse, içimiz de odur!..

Biz, bazılarının yaptığı gibi, oynamayız, “artistliğe” soyunup “rol” yapmayız!.. Biz yaşarız, hissederiz!..

Kâh üzülür, kâh seviniriz.

Duygularımızı gizlemez, olduğu gibi yansıtırız... “Gelecek hesapları” yapmak, “Ya konsept değişirse” diyerek, birilerine “şirin” görünmek yazmaz bizim kitabımızda!..

Hiçbir zaman “dikbaşlı” olmadık ama “başı dik” olmaktan asla vazgeçmedik... Çünkü biz; yere bırakıldığında “boş bir patates çuvalı gibi” yığılıveren “omurgasız” bir mahlûk değiliz!..

“Dik” duruyoruz,

Çünkü “omurgalı”yız!..

AHMET AMCAMIZIN NASİHATİ

Akit’in “etkili bir gazete” olmasının sırlarından biri de, “Ahmet Amcamız”dır... Evet, gazetemizin manevî kurucusu merhum Ahmet Karahasanoğlu’dur...

29 Ekim Cumartesi günü “14. vefat yıldönümü”nde “hatim”ler ve “dua”larla andığımız “Ahmet Amcamız”ın, bize nasihati şuydu:

“Yaptığınız işi; elinizin ucuyla yapmayın, ya da söylediğiniz sözü dilinizin ucuyla söylemeyin... Çünkü; iş de, söz de kişinin aynasıdır... Yürekten gelmeyen bir iş veya sözün, hiç kimseye faydası olmaz!”

Bir de örnek verirdi;

“Bir kadın, pişirdiği yemekle birlikte pişmedikçe, o yemekte lezzet olmaz!”

Demek oluyor ki;

Bir kadın; kocasının veya çocuklarının önüne koyacağı yemeği “sevgi”yle yapacak!.. Ona “malzeme” koymak mesele değil, “aşk”ını koyacak... O yemekle birlikte “sevgisi” pişecek, “kendisi” pişecek... Ki, “lezzetli” olsun!..

O yemek;

İsterse “sahanda yumurta” olsun!..

Biz, işte bu “anlayış”la yetiştik, işte bu “ruh”la yoğrulduk.

Hemen her gün, “Yayın Kurulu” toplantısına oturduğumuzda; “Pişirdiği yemekle pişen kadın” titizliği içinde değerlendiriyoruz “haber”leri!..

Ve elbette;

“Müslüman”lara karşı “müşfik”liğimizi, “kâfir”lere karşı da “şedit”liğimizi göstermekten kaçınmıyoruz.

“İyilik, doğruluk ve güzellik”lere karşı elbette “sevgi”yle yaklaşıyoruz...

Ama, “Çirkinlik, iğrençlik ve yamukluk”lara karşı “öfke” ve “nefret”imizi dile getiriyoruz...

DEPREM VE AKİT’İN TAVRI

Ki, geçen hafta Van’da meydana gelen “7.2’lik deprem”de de “Akit’in tavrı” netti...

İlk gün, “Türk-Kürt ayrımı” yapmadan, “Acıyla sarsıldık” dedik... Ertesi günlerde de; Türkiye’nin dört bir yanında başlatılan “yardım seferberliği”ni görünce dedik ki;

“74 milyon kenetlendi.”

“İşte kardeşlik bu.”

Sonraki günlerde; gazeteler ve ekranlarda, “Kürt halkına düşmanlık”larını kusan “ırkçı şovenist”lerin “faşizan söylem”lerine rağmen, biz sürekli “kardeşlik” vurgusu yaptık...

“Van’ımız canımız” dedik ve “Vanlı kardeşlerimiz”in yaralarının bir an önce sarılması için elimizden gelen çabayı gösterdik...

“Van için tek yürek” olan bütün “kişi”lere, “kurum”lara, açılan “kampanya”lara destek verdik, onlardan “övgüyle” söz ettik...

Ama, “Kürt halkının temsilcisi” olduklarını iddia ettikleri halde; böyle “acılı bir gün”de Kürt halkının yanında değil de “terörist cenazeleri”nde boy gösteren BDP’lilere ve “depremzede”lere gönderilen “çadır” ve “battaniye”ler ile “erzak”ları yağmalayan PKK’lılara en sert tepkiyi gösterdik.

Sadece “yağmacı PKK’lılar”ı değil, böyle bir günde, içlerini “intikam hırsı” bürümüş “terörist”leri de en sert şekilde eleştirdik...

“İnsan olan bunu yapmaz!.. Bunu, hayvan bile yapmaz” dedik ki, daha ne diyelim?..

SAVAŞ DEĞİL, BARIŞ!

Düşünebiliyor musunuz;

“Hükümet”iyle, “STK’lar”ıyla, “asker” ve “polis”leriyle bütün Türkiye “Van için seferber” olmuşken, PKK’lı teröristler Osmaniye’de 2 polisi, Bingöl’de 2 vatandaşı katlediyor!..

Gelin de, öfkelenmeyin!..

Gözlerini kan bürümüş bu “terörist”lere nasıl öfkelendiysek; “Kürt’ün depreminden sana ne?” deme küstahlığında bulunan “ırkçı, şovenist ve faşist kafalı”lara da aynı derecede öfkelendik.

Çünkü biz, bu topraklarda “savaş” ve “nefret”in değil, “barış” ve “sevgi”nin egemen olmasını istiyoruz!

Çünkü biz, Türk ile Kürt’ün, “et ile tırnak” gibi birbirine kaynaştığını, birbirine “düşman” değil, “kardeş” olduğunu düşünüyor ve hep bu kardeşliğe vurgu yapıyoruz.

Bizim için; “Kürt” ayrıdır, “PKK” veya “BDP” ayrı!.. Ne yani; bir “Kürt örgütü” diye “PKK’nın katliamları”na hoşgörüyle mi bakacağız?.. Ya da; “Kürtlerin depreminden sana ne?” diyen “ırkçı Türkler”e anlayış mı göstereceğiz?..

Biz “her ikisine” de karşıyız... “Kürt Ergenekonu”na da karşıyız, “Türk Ergenekonu”na da!.. Biz, bu ülkede yaşayan 74 milyon insanın “kardeş” olduğuna inanıyor ve “kardeşliği yüceltecek” yayınlar yapıyoruz...

İşte, “Akit’in sırrı” bu!..

Bir “gazete” olarak, bizim içimizde de elbette “farklı görüş”lere sahip insanlar bulunabilir... Ama bizim için esas olan, “İslâm’ın emirleri”dir... Mensubu olmaktan şeref duyduğumuz İslâm, “ırkçılığı” reddediyorsa, biz de reddederiz... İslâm; “Hiç kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur, üstünlük takvadadır” diyorsa, biz buna iman eder, bunu uygularız.

THK, MİGROS, MERİNOS, TOYOTA

Kim ki İslâm’a ve ona inanan Müslümanlara karşı bir tavır alırsa, karşısında bizi bulur... Ama “hata”sını düzeltince de, geçmişi unutur, o kişi veya kurumu sevgiyle kucaklarız.

Biliyorsunuz... Yayın hayatına atıldığımız ilk günden, geçtiğimiz yıllara kadar Türk Hava Kurumu’nu yerden yere vuran yayınlar yaptık... Çünkü THK; halkın “cami”lere, “okul”lara ve “öğrenci yurtları”na bağışlayacağı “kurban derileri”ni zorla ellerinden alıyor, resmen ve alenen “gasp” ediyor, deri paralarından elde ettiği paralarla da “içkili toplantılar” düzenliyordu... Biz, bu “gasp”a karşı yıllarca mücadele ettik...

Ama, ne zaman ki “gasp”a son verildi ve ne zaman ki “hayırlı işler” yapmaya başladılar, bu defa da “THK lehinde” haberler yaptık...

Böylece, gösterdik ki; hiç kimseye ve hiçbir kuruluşa “önyargılı” değiliz!..

Bunu; Migros’la, Merinos’la ve Toyota ile ilgili haberlerimizde de gösterdik.

Malûm; Migros, Merinos ve Toyota’ya giden müşteriler, buralarda “mescid” olmadığından, dolayısıyla “namaz” kılamadıklarından şikâyet ediyorlardı...

Akit, halkın bu talep ve şikâyetlerini “haber” yaptı, “halkın talepleri”ni yansıttı... Her üç kuruluşun uygulamalarına “sert eleştiriler” yönelttik.

Amaç, her üç kuruluş; “Akit’in yayınları”na kulak verip, “sağduyulu” davranınca ve binalarında “mescid” açınca; kendilerine “teşekkür” etmeyi bir borç bildik.

Evet, “hata”lara ne kadar yüklendiysek, “doğru”lara da o kadar destek verdik... Migros’a, Merinos’a ve Toyota’ya; halkın taleplerine kulak verdikleri için, işte bir defa daha huzurunuzda teşekkür ediyoruz...

Çünkü biz, “kin ve nefret”ten yana değil, “sevgi ve barış”tan yanayız.

Kim ki, “Hakk ve halka düşman”dır, Akit onların karşısındadır... Kim ki; “barış ve sevgi”den yanadır, Akit, onların yanındadır.

İşte, “Akit’in sırrı” budur.

Selâm, sevgi ve saygılarımızla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi