24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 3°C Adana
    • -3°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • -4°C Amasya
    • -10°C Ankara
    • 3°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • -1°C Balıkesir
  • BIST: 83.048 -0.02
  • Altın: 146,881 0.24
  • Dolar: 3,7605 -0.81
  • Euro: 4,0391 -0.24

Filistin yazısı

Engin Ardıç

İşte bizzat Mahmut Abbas baklayı ağzından çıkardı: "Asıl hatayı 1947 yılında, toprakların paylaştırılmasını reddetmekle yaptık!"
Mahmut Abbas, Filistinli Arap lideri, kişiliği ve otoritesi tartışılamaz bir adam. FKÖ kurucularından...
Şimdi de, kâğıt üzerinde de olsa Filistin Devleti'nin başkanı.
Gerçekten de, hep söyleriz, 1947 tarihli Birleşmiş Milletler planı, gerçekçi ve adil bir plandı.
O topraklar üzerinde bir Yahudi, bir de Arap devleti kurulmasını, İngilizler'in Osmanlı'nın elinden alarak sömürge yaptıkları ülkenin bu şekilde "kardeş payı edilmesini" öngörüyordu.
Sınırlar fazla girintili çıkıntılıydı ama nüfus kaydırmaları yapılarak bu sorun daha sonra, ellili yıllarda çözülebilir, iki devlet de daha "kompakt" hale getirilebilirdi.
Yahudiler buna sıcak baktılar, o dönemde başka çareleri yoktu.
Araplar şiddetle reddettiler.
Savaşa tutuştular ve yenildiler. 1948 yılında İsrail bağımsız devlet oldu ama altmış üç yıl sonra bile ortada henüz somut bir Filistin Arap Devleti yok.
Araplar ne zaman yeniden savaşmaya kalksalar gene yenildiler, 1956'da, 1967'de ve 1973'te...
Klasik savaşın sökmeyeceğini görünce teröre yöneldiler, zaman zaman çok can acıtıyorlar ama onların da canı çok yanıyor.
Ve de bu işin sonu yok gibi görünüyor. Güvercinler anlaşacaklar belki iki taraftan ama iki tarafın da şahinleri bırakmıyorlar.
Sorunun çözülmesi için iki taraflı kesin karar şarttır:
İsrail, Araplar'ın da bir bağımsız devlete hakları olduğunu kabul edecek, kutsal kitabındaki coğrafya bütünlüğüne ulaşmaya çalışmaktan vazgeçecek, gerçekçi olacak. Öncelikle, David ya da Salomon döneminde değil, milat hesabıyla yirmi birinci yüzyılda yaşadıklarını idrak edecekler. (Arthur Koestler onları uyarmıştı... "Din devleti kurmayın, laik devlet kurun, sonra başınız çok ağrır" demişti...)
Bütün Arap ve Acem dünyası, yani İslam dünyası da, İsrail'in "varolma hakkını" kabul ve teslim edecek, Türkiye'nin en başından yaptığı gibi...
Bir taraf kendine yeni bir Yeşua arayıp ille "vaadedilmiş topraklar" hayali kurduğu, öbür taraf da "İsrail'i yoketmeye azmettiği" sürece bu kavga dövüş böylece sürer gider...
Başka bir çözüm yolu da yoktur. Ne İsrail devleti Arap unsurunu yokedebilir, de de İslam dünyası İsrail devletini ortadan kaldırabilir.
Gerçekçi çözüm akıl yoluyla değil, ancak acılar çekerek, şehitler vererek elde edilebilirmiş demek ki... Yazık...
Bu perspektiften Türkiye'ye bakınız bakalım, neler göreceksiniz?
Acaba ileride torunlarımız bizim için de "asıl yanlışı 1923 yılında yaptılar, bu yüzden on binlerce insan öldü, nice sonra akılları başlarına geldi" diyecekler midir?
Mahmut Abbas akıllı bir zat. Ben şimdi kendisinden asıl şöyle bir açıklama beklerim:
"Belki de asıl en büyük yanlışı Osmanlı'ya başkaldırarak yaptık... 1908 yılında diğer halklar gibi biz de canlanmalı, İttihatçılar'a, verdikleri sözü tutmaları, vakit kaybetmeden, imparatorluk dağılma sürecine girmeden, eşit halkların eşit haklarına dayalı bir konfederasyona gitmeleri için baskı yapmalıydık!
Meclis-i Mebusan'da temsilcilerimiz de vardı ama uyanamadık..."
Ne altı milyon Yahudi ölürdü ne de Araplar acı çekerlerdi. Türkler'in de iki yakaları biraraya ancak şimdi şimdi değil, o zamandan gelirdi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.