24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 33°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 38°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 107.371 0.49
  • Altın: 142,824 0.09
  • Dolar: 3,5412 0.13
  • Euro: 4,1229 0.05

Asıl Büyük ve Korkunç Sefalet

M. Şevket Eygi

BU ülkede çok fakir, işsiz, perişan, geçim sıkıntısı çeken, mahrumiyet içinde yaşayan bir kesim var mı? Elbette var. Bu gerçek inkâr edilemez. Birkaç örnek vereceğim. Şu anlatacağım vak'anın üzerinden bir yıl bile geçmedi. Çok fakir bir köylü ailesinin çocuğu Denizli'de askerlik yapıyor. Evden hiç harçlık gelmiyor. Askerin aklî dengesinde bozukluk başlıyor. Tebdilhava izni veriyorlar. Köyüne gitmek için cebinde bir kuruş yok. Otostopla Denizli'den Bursa'ya ulaşmaya çalışıyor. Zaten askere gelirken de otostop yapmış. Yolda, kendisini alacak bir vasıta ararken bir motosikletin çarpması sonunda feci şekilde ölüyor. Çocuğunun cenazesini gelip alması için babasına telefon ediliyor. Beş param yok, ya orada gömün, yahut devlet cenazeyi köye getirsin, burada toprağa verelim diyor.

Bu acı hadiseyi bütün gazeteler yazdı. Bendeniz de bir yazıma konu yaptım.

İkinci örnek:

Sultanahmet'te Sokullu Mehmet Paşa Camii civarında Özbekler Tekkesi sokağında bir doğulu bir aile yaşıyor. Sekiz kişi bir odada kalıyorlar. Hela dışarıda. Çocuklardan biri bir kaza sonunda sakat kalmış. Büyük geçim sıkıntısı çekiyorlar.

Üçüncü örnek:

Kadırga meydanı civarında kocası kanserden ölmüş dul bir kadıncağız var. Dört yetim çocuk ve kaynanası ile birlikte yaşıyorlar. Onların durumu da hiç parlak değil.

Örnekleri çoğaltmayayım. İşte böyle sefil, sıkıntılı, kimisi fakir, kimisi miskin vatandaşlar var. Devlet onlara hiç yardım etmiyor değil. Lakin yardımlar yetmiyor, yeterli değil.

Türkiye'deki bu sefaletin yanında bir de kültür, ahlak, karakter, vicdan, insanlık sefaleti var. Bu ikinci sefalet daha çok zengin, varlıklı, lüks hayat süren kesimde, türedilerde görülüyor. Her zengin böyledir demiyorum ama zengin kesimde bu sefalet çok yaygın.

Ülkemizde korkunç, dehşetli, çok vahim bir aydın sefaleti de görülüyor.

Aydın derken yarı aydınları, aydınımsıları, kendilerini aydın sananları, gösterenleri kasd ediyorum.

Biz de büyük aydınlar var mıdır?

Üniversite bitirmiş, ağzı laf yapan, yazı yazabilen herkes kendini aydın sanıyor ama aydın olmak o kadar kolay ve ucuz değildir.

Bana kalırsa bu ülkede yüz gerçek ve büyük aydın bile yoktur.

Arada şu hususu da belirteyim: Bendeniz kendimi aydın sanmam ve göstermem. Böyle bir şey haddini bilmezlik ve küstahlık olur. Peki ben kimim? Okur yazar bir Türkiyeliyim. Hem bol bol okurum, hem de yazarım.

Aydın değilim ama inşallah namuslu ve haysiyetli bir okur yazarımdır.

Gerçek aydın olmanın birinci şartı şudur:

Siyasî mânada değil, genel mânada bütün kötülüklere, yamukluklara, yolsuzluklara, ahlaksızlıklara, çirkinliklere muhalif olacaktır.

Türkiye, uluslararası temizlik ve şeffaflık anketlerinde 10 üzerinden 5'in altında not aldığına göre, bir Türkiyeli aydının mutlaka muhalif olması gerekir.

Yalakalık, yağcılık, evet efendimcilik, dalkavukluk yapan, maddî menfaat ve yağlı kemik kapmak için kuyruk sallayan kimseler aydın değil, sahte aydındır, sefil ve rezil kimselerdir.

Ülkemizin en büyük sefaleti zengin, seçkin, yüksek, elit tabakanın ruh ve ahlak sefaletidir.

Sadece büyük sefalet değil...

Vahim sefalet,

Korkunç sefalet,

Mânen öldürücü sefalet,

Öğürtücü sefalet,

Yıkıcı sefalet...

Vicdanlarını ve kalemlerini yüksek maaşlar, haram gelirler, bol imkanlar karşılığında satanlar ve kiralayanlar sefil ve rezil mahluklar değil de nedir?

Gerçek, sâlih, ahlaklı ve faziletli Müslümanları tenzih ederek beyan ediyorum:

İslamcı kesimde de rezil sefiller vardır.

Yirmi yıldan beri bu sütunlarda onları ağır şekilde tenkit ediyorum.

Vazifesini yapmayan bütün sorumlular ve vazifeliler de sefildir.

Elbette bu ülkeye, bu halka hizmet eden, gerçeği destekleyen müsbet/olumlu, hayırlı, faydalı cemaatler vardır. Onlara bağlı olanları tenzih ederek söylüyorum: Cemaatçilik yapan, cemaat holiganlığı yapan, sekter düşünce sahibi olanlar da sefildir.

İstanbul büyük bir deprem tehlikesi ve tehdidi karşısındadır. 17 Ağustos büyük depreminden bu yana on iki yıl geçti. Beklenen depreme karşı tedbir almayan, vazifelerini yapmayan bütün sorumlular sefildir.

Aydınların, akademisyenlerin, seçkin sınıfın başa geçerek İstanbul'da beklenen depreme karşı bir milyonluk kişilik bir miting veya yürüyüş yapması gerekmez mi?

Bendeniz muhalif olmayı şu veya bu partiyi tutmak, iktidarın faaliyetlerini beğenip beğenmemek şeklinde algılamıyorum. Bu memlekette kötülük varsa, yanlışlık varsa, çirkinlik varsa, haram rant yeme varsa, ahlaka ve fazilete aykırı yolsuzluklar ve bulaşık işler yapılıyorsa bunlara karşı olmak, bunları tenkit etmek, bunlar la (yıkıcı olmamak şartıyla) mücadele etmek her namuslu ve haysiyetli vatandaşın vazifesidir.

Ahlaksızlık en kötü sefalettir.

Sosyal adaletsizlik en berbat sefalettir.

Adam zengin, iki milyon dolarlık evi var, otomobili 150 bin dolar, efsanevî bir servete sahip. Lüks restoranlarda bir kişi bir defada bin liralık yemek yiyor... Bu herif bu serveti haram şekilde elde etmişse sefilin sefili, rezilin rezilidir.

Bir tas çorba ve bir iki dilim kuru ekmekle doyan fakirlerin sefaleti bu ülkeyi batırmaz ama zenginlerin, seçkinlerin, yalakaların, yarı aydınların ruh, ahlak, karakter, kültür ve vicdan sefaleti batırır, çökertir.

Türkiye kendini ıslah etmezse bu sefaletten yıkılacaktır.

* (İkinci yazı)

Açık Mektup

Efendim... Selamdan sonra: Mektubunuzu aldım, teşekkür ederim.

Bir Müslümanın, ilmine sahip olduğu faydalı ve lüzumlu bir konuyu, öğrenmeyi arzu ve kendisine öğretilmesini talep eden, hem de o bilgiyi öğrenmeye ehil ve layık olan bir kimseye öğretmesi vaciptir.

Binaenaleyh size taleb ettiğiniz konuda yardımcı olacağım. Ancak bazı şartlarım vardır. Onlara uymanız gerekir.

Birincisi: Sahih itikad sahibi olmalısınız. Bunun için Ehl-i Sünnetin iki itikad imamından birini, yani ya İmam Eş'arî'yi, ya İmam Mâturdî'yi itikatta imam/önder olarak kabul etmeniz gerekir.

İkincisi: Günlük beş vakit namazı kılmalısınız. (Ehl-i Sünnet mezhebinde günlük namazları üç vakitte cem ederek kılmak yoktur. Böyle yapıyorsanız size yardımcı olmam. Çünkü bu büyük ve tehlikeli bir bid'attir.)

Üçüncüsü: Dinde reform, dinde yenilik, dinde değişim, ılımlı/light İslam, Fazlurrahmancılık, BOP'çuluk, Kemalist İslam, mezhepsizlik, Afganîcilik, İslam aktivizmi, Necdîlik, Selefîlik gibi bid'at cereyanlarından uzak olmanız gerekir.

Dördüncüsü: Hayırlı ve faydalı bir cemaate veya tarikate mensup olabilirsiniz ama cemaatçi ve tarikatçi iseniz size yardım edemem.

Bu şartları sizde varsa size imkanlarım dahilinde zaman ayıracağım.

Selamet ve afiyet dilerim efendim.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.