25 Mart 2017 Cumartesi26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 9°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,560 -0.67
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Bu ne biçim laiklik anlayışı?

Abdulkadir Özkan

Anayasa Mahkemesi'nin aldığı Anayasa değişikliğini iptal kararı hukuki olmaktan çok siyasi bir nitelik arzediyor... Elbette bunun aksini söyleyenler, Anayasa Mahkemesi'nin laikliğe sahip çıktığını dolayısıyle rejimi koruduğunu ileri sürenler de var. Bu anlayışa karşı elbette akla gelen sorular var; rejim kime ya da kimlere karşı korunuyor? Bu ülkede rejimin tehlikede olduğuna kim neye dayanarak karar veriyor?

Bu noktadan sonra aslında kimin ne söylediğinin çok fazla önemi de yok... Kim ne söylerse söylesin bazı kişiler bildiklerini okumaya devam edecekler... Ancak, Anayaasa Mahkemesi'nin verdiği son kararın hukuki mi, siyasi mi olduğunun tartışılmasından önce verilen karar ile Mahkeme'nin 9 üyesi başörtüsünün laikliğe aykırı olduğunu ilan etmişlerdir, bunun üzerinde durulması gerekir... Bir bakıma laiklik tarifi yapılmadan İslam’ın uygulanmasına kendi anlayışlarına göre bir sınır getirmişler. Bu sınırı da laiklik ilkesi ile izah etmişlerdir... Buna göre Anayasa'da laiklik ilkesi durduğu müddetçe her ne sebeple olursa olsun bu ülkede başörtüsü yasaktır. Bu ise inanç özgürlüğüne bir darbedir, sınırlandırmadır. Buna Anayasa Mahkemesi'nin yetkisi olup olmadığını tartışmak daha doğru olur.

Aslında tartışmalarla bir yere varılamayacağı da görülüyor. Bu bakımdan tüm tartışmalara son vermek, başta Anaya Mahkemesi olmak üzere bazı kurum ve kişileri tartışmanın dışında tutmanın yolu laikliğin bir tarifinin yapılması ve bu tarifin Anayasa hükmü haline getirilmesi gerekir. Bu yapılmadığı sürece bazı kişi ve kurumlar kendi anlayışlarına göre yapacakları yoruma dayanarak hüküm verecekler, bu ise toplumu gerecektir... Germenin de ötesinde bir takım ayrışmalara yol açabilecektir. özellikle din konusunda herkes kendine göre bir yorum yapamaz, yaparlarsa da bu sadece kendilerini bağlar... Toplumu bağlayıcı yorumlar bu dinin ilim adamları ve alimleri tarafından yapılması gerekir. Dinin hükümlerine uyup uymamak başka konudur, dini kendi anlayışlarına göre yorumlayıp topluma dayatmak daha başka konudur ve günümüzde hiçbir gerekçe ile dayatmalara izin verilemez, rıza gösterilemez.

Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi'nin son kararının siyasi ya da hukuki bir karar olup olmadığı çok fazla önemli değildir... Bunu söylerken elbette Anayasa Mahkemesi üyelerinin yetkilerini aşarak kararlar veriyor olmalarını hafife alıyor değilim. Bu da çok ciddi bir sıkıntının kaynağıdır. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin dini konularda bile tek başına hüküm vermesi, dinin bazı emirlerini laikliğe aykırı bularak yasaklama yoluna gidilmesi yanlış ve tehlikeli gidişatın habercisidir. Bu ülkede bir Diyanet İşleri Başkanlığı bulunduğuna göre başörtüsünün dinin bir hükmü olup olmadığına, dinin bir hükmü ise bunun laikliğe aykırıdır gerekçesi ile yasaklanamayacağına karar verme, en azından görüş bildirme durumunda olan bu kurum değil midir? Eğer Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu kadar bir yetkisi ve sorumluluğu yoksa bu kurumun varlığını sürdürmesinin bir anlamı olabilir mi? Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sorumluluğu içinde bulunması gereken bir konuda yargıçlar tek başlarına karar vereceklerse işte bugün yaşanan durum ortaya çıkar... Anayasa Mahkemesi verdiği bir karar ile başörtüsünün laikliğe aykırı olduğu gibi bir sonuca ulaşabilir. Bu noktada alınan kararın siyasi ya da hukuki olduğunun tartışılmasına hiç gerek yoktur... çünkü, bu toplumun büyük bir kısmının inancına müdahale söz konusudur. Ve bu müdahele milletin seçtikleri tarafından engellenemiyor/engellenmiyorsa gündeme sistemin tartışması gelir. Kaısacası sistemin tıkandığı,işlemediği görülür. Bu bakımdan öncelikli olarak yapılması gereken yeni bir sivil anayasadır. Yasama, Yürütme ve Yargı'nın yetkilerinin, bu yetkilerin başka organlar tarafından kullanılmasının mümkün olup olmadığının yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde belirlendiği, laiklik gibi önemli kavramlarının tarifinin açıkça yapıldığı yeni bir sivil anayasa yapılıp refenduma sunulmalıdır... Bu ülke en kısa zamanda darbe anayasalarından ve darbeciler tarafından oluşturulmuş kurumlardan kurtarılmadan bazı kurumların tartışılması hiçbir işe yaramaz.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.