Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Kurban düşmanlığı... Yediğin pirzola, babanın tarlasında mı yetişiyor?

Kurban düşmanlığı... Yediğin pirzola, babanın tarlasında mı yetişiyor?

Hani, Anadolu’da yaygın bir fıkra vardır... Adamın biri hanımıyla oturuyor...


Bu sırada hanımı ekmek yapmak için hamur yoğuruyor... Bu sırada özür dileyerek söylüyorum. Hanımı gaz kaçırıyor...


Adam dönüyor; “Hanım ne yaptın, ayıp olmuyor mu, oldu mu şimdi?” diyor.


Hanımı altta kalmamak için adama şöyle diyor:


“O zaman, sen de geçen sene baltanın sapını kırmıştın ya, onun hesabını ver!”


Şimdi “gaz kaçırmak”la, geçen sene kırılan “baltanın sapı” arasında ne alâka var?..


Kel alâka!..


Ama kadın, altta kalmayacak ya; “yellenme”sini örtbas etmek için, “baltanın sapı”nı hatırlıyor.


O ETLER TARLADA MI YETİŞİYOR?


“Kartel gazeteleri”nin yaptığı da bu!..


“Düşmanlık”larını gösterecekler, “kin”lerini kusacaklar ya; doğrudan “kurban ibadeti”ne yükleniyorlar!..


Neymiş;


“Boğaz, kan gölüne dönmüş!”


Neymiş;


“Kurbanlıklara eziyet edilmiş!”


Neymiş;


“Bu yapılan vahşetmiş!”


Daha ne yâveler!..


Dün gazetelere bakıp, televizyonları izleyince; “Ulan” dedim; “Sizin yıl boyu yediğiniz pirzola ve biftekler babanızın tarlasında mı yetişiyor?”


Bu ülkede “mezbaha”lar tıkır tıkır çalışıyor ve hemen her gün “hayvan” kesiliyor!..


Ve sizler de;


Hemen her gün “iştahla” saldırıyorsunuz “pirzola” ve “biftek”lere!..


Bu gariban millet ise, belki yılda bir defa, “Kurban bayramları”nda görüyor etin yüzünü!..


O da, komşusu bir “pay” verirse!..


Ama sen;


Hemen her gün, “aksırıncaya, tıksırıncaya” kadar et yiyorsun!..


Kalkmış, bir de “hayvansever” pozlarına bürünüyorsun!..


Sorarım sana;


Pirzola veya biftek yerken niye hiç aklına gelmiyor o “vahşet”(!) görüntüleri?..


Yoksa sen;


İştahla yediğin “köfte”lerin, “pirzola” ve “biftek”lerin “babanın tarlasında yetiştiğini” mi sanıyorsun?..


KURBANA HAYIR, REKLÂMA EVET!


Haa, “et” yemiyor da, bir “vejetaryen” olarak “ot”la besleniyorsan, ona bir diyeceğim yok.


Ama, kalkıp da;


“Hayvanların acı çektiğinden” hareketle, milletin “dini inancı” gereği kestiği “kurban”a lâf söylemeye kalkarsan, ben de sana derim ki;


“Ulan yavşak!.. Madem kurbana karşısın; o zaman, bazı marketlerin verdiği kurbanlık reklâmlarını niye alıyorsun?.. Gazetendeki sayfalar ve sahip olduğun televizyondaki reklâmlar neyin nesi?..”


Niye alıyorsun o reklâmları?..


Gazetende veya televizyonunda marketlerin kurbanlık reklâmlarını niye yayınlıyorsun!..


Tabii yayınlarsın!..


Çünkü, “para” geliyor!..


O “reklâm paraları”yla;


Bir yandan “cüzdan”ını dolduruyorsun, bir yandan “vicdan” yapıyorsun, öyle mi?..


Seni gidi “sahtekâr” seni!..


TEK HEDEFLERİ DİN!


İşin özü, a dostlar;


“Hayvanların kanlı görüntüleri”ni!.. Kan-revan içindeki “acemi” kasapları!.. “Hijyenik olmayan” kurbanlık satış ve kesim yerlerini!.. Kurbanlık başında “gözyaşı döken” çocukları!.. Ve “kovalamaca” sahnelerini ön plâna çıkarıyorlar ki, insanlar bu “ibadet”i terketsin!..


“Hayvan katliamı” demeleri bunun için!.. “Ağlayan çocuk”ların yer aldığı “dramatik” görüntüleri yayınlamaları bunun için!.. Bilgisayar başında “Boğaz’ı kızıla boyama”ları bunun için!..


Bunu yaparken de;


“İnsancıl, hümanist, hayvansever ve yufka yürekli” pozlarına bürünüyorlar ki, “damar”dan girip, “hassas” yerlerinden vurulsun insanlar!..


Vurulsunlar ki, “kurban kesmek”ten yavaş yavaş vazgeçsinler!..


Yoksa, “hayvan”lar umurlarında değil!.. Öyle ya; her gün, mezbahalarda bir bu kadar hayvan kesiliyor ve beyefendiler “malikâne”lerinde, her gün o hayvanların “kıyma”sını, “bonfile”sini ve “pirzola”sını yiyip, yanında içkilerini zıkkımlanıyorlar!..


Dahası; yılbaşı kılıflı “Noel geceleri” için kesilen “hindi”lerin, katledilen “çam”ların haddi-hesabı yok!..


Dahanın da dahası;


“AB eşiğindeki bir Türkiye’ye yakışmıyor!” dedikleri görüntülerin dik alâsı, İspanya’da her zaman yaşanıyordu... “Kovalamaca”nın dik alâsı oradaydı!.. Hem de; gerçekten “dehşet”, gerçekten “vahşet” ve hatta “işkence” sahneleriyle!..


Ama, onlara yıllardır lâf söylemediler!.. Çünkü onlar “Müslüman” değildi!..


Oysa, bu “karteloz”ların hedefi “İslâm”ı karalamak, “Müslüman”a saldırmak!..


BOĞAZ-MOĞAZ BAHANE!


En başta dedim ya;


“Yellenen kadın”ın hedef saptırıp, “geçen yıl kırılan baltanın sapı”nı hatırlatması gibi, bunlar da; doğrudan “kurban ibadeti”ni hedef almaya maçaları sıkmadığı için; kâh “Boğaz”ı bahane ediyor, kâh “kaçan boğa”ları!..


Dünkü televizyon ve gazetelerde görmüş olmalısınız...


Sahibinin elinden kaçan bir “boğa” fotoğrafı!.. Etrafında da “eli sopalı” adamlar!


Altında da şöyle bir başlık;


“Hep aynı manzara!”


Haberin spotunda ise şöyle bir cümle:


“Bu görüntüler, AB adayı Türkiye’ye yakışmıyor!.. İstanbul’un göbeğinde, saatlerce boğa kovalandı!.. Bazı vatandaşlar ezilme tehlikesi geçirirken, bazıları da korkudan ne yapacağını şaşırdı!”


Ya da, şöyle bir fotoğraf:


“Sedyede bir adam” ve etrafında da birkaç kişi!.. Hastanenin “acil servisi”nden bir fotoğraf!.. Şunun “parmağı” kesilmiş, öteki “ayağına” vurmuş satırı!..


Altında şöyle bir başlık:


“Kurbanlık yerine kendilerini kestiler!.. Acemi kasaplar, bu yıl da hastaneleri doldurdu!.. Kan-revan içinde hastaneye gelen bir vatandaş, bir daha eline bıçak almayacağını söyledi!”


Bütün bunlar niçin?..


Tek cümleyle söyleyeyim:


“Kurban kesimini engellemek için!”


Yoksa, “hayvanseverlik”leri de bahane, “otseverlik”leri de!.. Tabiî, “Boğaz’ın kan gölüne dönmesi” de bahane!..


Ulan, siz değil miydiniz;


“Yol kenarlarında, bahçelerde kurban kesilmesin!.. Bu görüntüler, AB eşiğindeki Türkiye’ye yakışmıyor” diyen?..


Siz değil miydiniz;


“Belediyeler uygun kesim yerleri yapsın, hayvanlar orada kesilsin” diyen?


Dediğiniz oldu işte...


Belediyeler, “uygun yerler” yaptı ve akan “kan”ları da “logar”lara verdi...


Logarlardan akan kan, elbette Boğaz’a gidecek, elbette denize gidecek!.. Getirip de, benim cebime akıtacak değil ya!..


SENİN DİNİN(!) SANA!


Haa, “Boğaz’a kan akmasın” diyorsanız, onun da çaresi var!..


Hep yaptığınız gibi;


Yine başlatırsınız bir kampanya, millet evinin bahçesinde veya yol kenarında keser kurbanını!.. O zaman Boğaz’a da kan akmaz, denize de!..


Var mısınız?..


Ama, hayır!..


Sizin derdiniz o değil!..


Sizin derdiniz;


“Kurban kesimi”ni tamamen engellemek!..


Sizin derdiniz;


Millet “din”den uzaklaşsın, “dini bir vecibe” olan “kurban kesmek”ten vazgeçsin ki, ortaya “dinsiz bir toplum” çıksın!..


Ama, yemezler!..


Millet, sizin bu “kin”inizi gördükçe, “din”ine daha çok sarılacak, “ibadet”lerini daha fazla yerine getirecek!..


Uzun lâfın kısası;


“Kurban”ımdan sana ne?..


Senin dinin sana,


Benim dinim bana!..


Sen, önce bir yerlerine hakim ol da, “gaz” çıkarıp durma!..


Havayı kirletiyorsun!..


PKK sivrisinek, KCK bataklık!


Herhalde sizlerin de dikkatinizi çekiyor olmalıdır; Başbakan Tayyip Erdoğan, özellikle son bir aydır KCK’yı dilinden düşürmüyor. Dün, “baba ocağını ziyaret” maksadıyla gittiği Rize’de bile KCK hakkında konuştu... Dedi ki; “KCK’lılara sahip çıkmak, teröre hizmettir!”


Yani; Prof. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu üzerinden kim “KCK operasyonlarına karşı çıkıyor” ve kim KCK’yı bir “sivil toplum örgütü” olarak yutturmaya kalkıyorsa; onların yaptığı “PKK’ya hizmet” etmekten başka bir şey değildir!..


Bana kalırsa; Başbakan; “çok şey biliyor” ama bunun hepsini söyleyemiyor... Meselâ; “Avrupa’dan Erbil’e yapılan uçak seferleri”nde “PKK için toplanan paraların taşındığını”, Türkiye’nin sınır bölgelerinde PKK’lıların nereden “sızma” yaptıklarını çok iyi biliyor.


Şunu da çok iyi biliyor ki;


PKK’lılar birer “sivrisinek” ise, KCK da, bu sivrisinekleri besleyen bir “bataklık”tır!.. Başbakan, şu an; tek tek “sivrisinek”lerle uğraşmak yerine “bataklığı kurutmaya” çalışıyor!..


“KCK bataklığı” kurutulmalı ki; sivrisinekler üreyemesin!..


“Bataklık”taki “sivrisinek”lerin “larva”larıyla beslenen “kurbağa”ların vıraklamalarına bakılırsa, “terörle mücadele” doğru yoldadır!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi