19 Aralık 2017 Salı30 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:46Yatsı 19:12
    • 12°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 110.248 0.84
  • Altın: 155,354 -0.35
  • Dolar: 3,8262 -0.97
  • Euro: 4,5259 -0.53

Biz Adam Olur muyuz?

M. Şevket Eygi

ÇOK önemli, çok hayatî, müzmin güncel soru şudur: Biz adam olur muyuz?

CEVAP: Bugünkü kafa, zihniyet ve kültür ile olamayız.

NE YAPMAMIZ LAZIM? Birkaç örnek vermek istiyorum: Kanunî Sultan Süleyman Orta Avrupa'ya Osmanlı ordusu ile sefere çıkıyor. Muharip olan ve olmayan insan sayısı 150 bin civarında. 300 top taşınıyor. On binlerce at, deve, sığır... Büyük miktarda çadır vs.

Padişah'ın rûznâme (günlük) defterlerinden birinde şu cümle var: "Mezru (ekili) arazide atını otlatan bir sipahinin boynunu vurdurttum..." (Harold Lamb'ın Muhteşem Süleyman adlı kitabında okumuştum...)

Evet muazzam bir ordu, ağırlıkları ile birlikte Orta Avrupa'ya gidiyor ve bir tek ekili tarlaya, bahçeye, bağa, bostana en ufak bir zarar vermiyor. Zarar veren idam ediliyor.

İkinci örnek yine Kanunî zamanına ait: Avusturya elçisi Busbecq, İran seferine çıkmış olan Padişahla görüşmek üzere Amasya'ya gidiyor. Sultan onu otağ-ı hümayununda kabul ediyor. Tahtına oturmuş, sağında ümera, solunda ulema var. Busbecq hatıralarında şöyle diyor: "Padişahın etrafındaki bu kalabalık içinde, bulunduğu makama, ehliyet ve liyakati ile gelmemiş bir tek kimse yoktu..." (Busbecq'in kitabı dilimize çevrilmiştir.)

Üçüncü örnek: Sultan Abdülhamid zamanında Fransa'da Voltaire'in Peygamberimiz aleyhindeki "Mahomet" adlı piyesi sahneye konulmak istenir. Padişah Paris'teki iktidara baskı yapar ve piyes oynanmaz.

Böyle yüzlerce örnek verebilirim.

Türkiye'nin gerçekten ilerlemesi, huzura kavuşması, güvenli bir ülke olması, toplumda millî barış ve mutabakat olması için:

ÖNCELİKLE: Millî kimlik ve kültüre dayalı çok vasıflı, çok güçlü, çok etkili bir eğitim sistemi olması gerekir. Böyle bir eğitim olmadığı müddetçe bütün işlerimiz ters gidecektir.

İKİNCİSİ: Türkiye'mizde çeşitli alt-kimlikler vardır, başta Türkler ve Kürtler olmak üzere yetmişten fazla etnik köken vardır. Bu çeşitliliği bir arada tutmak için İslam şarttır. Binaenaleyh ülkemizde gerçek İslamın hakimiyeti için çalışılmalıdır. Gerçek İslam dedim... Kur'ana, Sünnete, icmâya aykırı dinî uygulamalarla bir yere varılmaz.

ÜÇÜNCÜSÜ: Bugün ülkemizde bedevî, varoş, gecekondu kültürü hakimdir. Türkiye bu kültürle bir yere varamaz. Bunun yerine mutlaka medenî/şehrî kültürün ikame edilmesi lazımdır.

DÖRDÜNCÜSÜ: Ülkemizde yaygın ve genel bir kokuşma vardır. Rüşvet, irtikâb, nepotizm, ehliyetsizlik, israf, suiistimal almış yürümüştür. Bu bataklık kurutulmadan işler düzelmez.

BEŞİNCİSİ: Yazılı ve edebî Türkçe son seksen yıl içinde darbelendi, büyük suikastlara ve sabotajlara uğradı. 1920'lerin zengin, engin, geniş medeniyet Türkçesine dönülmedikçe işler düzelmez. Üç yüz kelimelik sokak, çarşı Pazar, günlük iletişim Türkçesiyle gerçek kalkınma, ilerleme, kurtuluş, yükseliş olmaz.

Van'da zelzele oldu, çok can kaybedildi ama suçlular, sorumlular bulunup tutuklanmadı, cezalandırılmadı.

17 Ağustos büyük depreminde bula bula bir tek müteahhidi buldular, zindana attılardı. Ötekiler...

Van'daki ikinci depremde koskoca otel çöktü, yassıkadayıf gibi oldu canlar gitti. Bina çürükmüş ama sağlam raporu verilmiş!

İstanbul büyük depremini bekliyor. Nasıl bekliyor? Kurbanlık koyun gibi bekliyor. Yüz binlerce bina yıkılacak veya ağır hasar görecek. Bunlarda hâlen milyonlarca vatandaş oturuyor.

Okullarımızda, bilhassa liselerde ne doğru dürüst bilgi ve kültür veriliyor, ne de ahlak ve karakter terbiyesi...

Kötü medya ülkeyi en âdi ve bayağı bir hedonizm çukuruna yuvarlamıştır.

Birileri kadın özgürlükleri diye yırtınıyor ama üzerinde TC başlığı bulunan resmî "vesikalarla" fuhuş yaptırılmasına, yasal fuhuşhanelerin kapısında polis bekletilmesine, fuhuştan KDV alınmasına, fuhuşlu vergilerin bütçeye konulmasına itiraz eden yok.

Liselerinde doğru dürüst mantık okunmayan bir ülkenin bu hale gelmesine şaşmamak lazımdır.

Ülkemiz hızlı trenlerle, otoyollarla, barajlarla, refah seviyesinin yükselmesiyle kurtulmaz. Kurtuluş için:

Sünnî Müslümanların vasıflı,

Alevîlerin vasıflı,

Türklerin vasıflı,

Kürtlerin vasıflı,

Dindarların vasıflı,

Dinden uzaklaşmışların vasıflı,

Sabataycıların vasıflı,

Bütün unsurların vasıflı olması gereklidir.

Bugünkü Akdeniz, Latin, Bizans, bedevî, köylü, varoş kültürüyle bocalamaya devam.

İnşaallah parçalanmayız, bölünmeyiz, büsbütün batmayız.

Yaklaşan büyük İstanbul depremini bir an bile hatırımızdan çıkartmamalıyız.

Kültürü, ahlakı, karakteri, zihniyeti sağlam olmayan bir ülke, sadece maddeyle, parayla, refah ile, otoyol ile, hızlı tren ile selamete kavuşmaz.

Kültürün ve ahlakın yeterli değilse Karadenize sahil yolu yaparsın ve büyük fırtınalarda dalgalar yolu yer yer alıp götürür.

Dere boylarına evler yaparsın, seller yol bulamaz, evler yıkılır, canlar gider.

Hangi erdemli toplumda "Nereden buldun?" kanunu yoktur?

Singapur, uyuşturucu kaçakçılarını idam etmesiydi böylesine güvenli bir ülke olabilir miydi?

Küçük hırsızlar yakalanıp cezalandırılacak, büyük hırsızlara dokunulamayacak. Olur mu böyle şey?

Olur mu?.. Ha öyle mi?.. Öyleyse işte böyle olur...


*(İkinci yazı)
Cemaat Holiganları

STADDA futbol maçı seyrediyorsun. Birbirine rakip iki takım yarışıyor. Sen yanlışlıkla öteki takım taraftarları arasında oturuyorsun. Yanlış bir tepki verirsen ne olur? Linç edilebilir, hayatından olabilirsin.

Holiganlar hiç affetmez.

Bazı cemaatlerin militanları, fanatikleri, holiganları da böyledir.

Onlarda tolerans yoktur.

Onların dedikleri dediktir.

Herkes hatâ yapabilir ama onlar hatâ etmez.

Onlar mâsumdur.

Onların uyarıya ihtiyacı yoktur.

Onlar sadece övülmeli, alkışlanmalı, pohpohlanmalıdır.

Onlara yönelttiğin tenkitler çok doğru, çok olumlu da olsa asla kabul görmez.

Onları tenkit eden düşmandır, münafıktır, bozguncudur, hasetçidir.

Yalan da olsa översen senden iyisi yoktur.

Doğru da olsa uyarırsan sen kötüsün.

Onlar âdil değildir.

Onlar mutedil değildir.

Onlarda insaf yoktur.

Onlar tekelcidir.

Onlar olumlu çeşitliliği kabul etmez.

Onlar dikensiz gül ister.

Onlar çoğulcu değildir.

Onlar tekelcidir.

Onlar militandır.

Onlar holigandır.

Bu halleriyle onlar doğru dürüst hizmet edebilir mi?

Onlara sorarsan hizmetin âlâsını kendileri yapar.

(Herhangi belli/muayyen bir cemaati kasd etmiyorum. Bir zihniyeti tenkit ediyorum. Militan, holigan tekelci olmayanlar lütfen üzerlerine alınmasınlar. Herkese selam ve hürmet ederim.)

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.