Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

CHP

CHP

Mustafa Kemal’e söz söyleyemeyince oklar CHP’ye yöneltiliyor.. Aslında bu iş doğrudan Mustafa Kemal’le de ilgili değil. Tanzimat’la başlayan bir süreç bu. Cumhuriyetle birlikte bu süreç Kemalizmle etiketlendi.. Mustafa Kemal sonrası ise bu işin ihalesi CHP’ye kaldı..

CHP hem rejimi, hem derin devleti, hem darbeleri temsil ediyor.. 6 Ok Anayasanın başlangıçtaki Atatürkçü düşüncenin okları değil mi?

Aslında Kemalizm, paradigması ile birlikte çöküp gitti. Ama hâlâ ortalıkta dolaşan bir ruhu var.

CHP o ruhu temsil ediyor.. CHP’nin kurucusu, genel başkanı, sahibi hepsi Mustafa Kemal.

İnönü zayıf, ayrıntıda kaybolan bir figür.. İsmet paşa Kurtuluş Savaşı’na inanmıyordu zaten.. Mustafa Kemal ölmeden önce de onun üzerini çizmişti.. İsmet Paşayı Mustafa Kemal öldükten sonra iş başına getiren Fevzi Çakmak aslında.. Daha sonra Fevzi Çakmak, İsmet Paşanın elinden memleketi kurtarmak için karşı takımda siyaset yapmaya çalıştı.

Bu tezgahta kimin eli kimin cebinde belli değil. CHP’nin Milli Mücadele’yi veren parti olduğu, Kuvayı Milliye’nin devamı olduğu filan kocaman bir yalan. 2. Meclis döneminde Anadolu’daki Kuvayı Milliye’nin, Müdafayı Hukuk’un canına okudu.. Ortada bırakın hukuku, zamanla kanun da kalmadı.

Düzenli orduyla kurtuluş savaşı verildiği iddiası da kocaman bir yalan.. Batı Cephesi, Doğu Cephesi, Elcezire (Diyarbakır) Cephesi, 3. Kolordu Komutanlığı, Adana Havalisi Komutanlığı, Kastamonu Havalisi Komutanlığı, Ankara Komutanlığı diye bir örgütlenmeden söz edilse de, savaş nerede ona bakmak gerek..

CHP’lilere göre “irtica ile mücadele istila ile mücadeleden daha uzun ve zor bir mesele” idi. Onun için de daha fazla kan döküldü ve bu iş daha uzun sürdü. Düzenli orduyla verildiğini söyledikleri Kurtuluş savaşı dedikleri savaşlar toplam kaç gün sürdü ve kime karşı verildi bir bakmak gerek.

1. İnönü Savaşı zaten hiç olmadı. Ankara’da masabaşında üretildiği söylenir. 2. İnönü Savaşı savaş değil, 1. İnönü Savaşı diye bir şey çıkınca devamı olsun diye birkaç günlük müsademe. Gediz’de 1920 Ekim-Kasım’ında bir 18 gün var. 1. İnönü, olduysa 5 gün, 2. İnönü 10 gün. 1921 Mart’ında. 10 Temmuz’da başlayıp 11 gün süren Kütahya Eskişehir, 23 Ağustos’ta 22 gün Sakarya. 26 Ağustos’ta Başkomutanlık ve 30 Ağustos zaferi! İşin sırrı Lozan’da aslında! Sakarya 22 gün 22 gece sürdü.

Para ve silah Rusya’dan, istihbarat ve lojistik İngiltere’den. Yunan İstanbul’u almak istiyor. Rusya ise Boğazları kendi kontrolüne almak istiyor.. İngiltere ise arada kalmış. İngiltere için geriye tek çözüm kalıyor. Yunan gelirse Ruslar karşı çıkacak. Rus gelirse kendi için bir risk oluşacak. En iyisi Ankara ile anlaşıp, Boğazları bir şekilde uluslararası bir garantiye bağladıktan sonra İstanbul’u yeni hükümete bırakmak. Onun için de Yunan’ın geri çekilmesi gerek.. Sonucu biliyorsunuz “geldikleri gibi gittiler”..

Yunanı “Ege’de denize döktük” ama, emir başka yöne verilmişti: Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri.. Oysa Meis Yunan’da kaldı Akdeniz’de.. Adalar Yunan’da. Zaten sonra da Venezilos’la kadeh tokuşturuldu. Yunan’la kardeş olundu. “Yunan’ı denize döktük ya” bazı subaylar zaferlerini Todor’un meyhanesinde sarı tuzlu leblebi ile rakı içerek kutladı o gece! İşgalci İngiltere’ye, Fransa’ya, İtalya’ya karşı tek kurşun sıkılmadı.. İlk kurşun da Hatay/Dörtyol’da sıkıldı bu arada..

Doğudaki Kazım Karabekir’in direnişi aslında bir Osmanlı subayı komutasındaki halk hareketidir.. Sıvas ve Erzurum kongreleri de öyle değil miydi? Bunlar hilafeti korumak için yapılmadı mı? Yoksa Mustafa Kemal Ankara’dan ne diye “Halife ve hakan efendimiz” diye mektup göndersin. Doğu’da kurulan bir Kars İslam Cumhuriyeti var, Batı Trakya’da bir Türk Cumhuriyeti var, daha sonra Ankara hükümetine katılan bir Hatay Cumhuriyeti var.. Kurtuluş Savaşı tarihinin yeniden yazılması gerek.

Mustafa Kemal Başkomutanlık Savaşı’ndan önce Ankara’da bir tatbikat sırasında attan düşmüş, at tepmiş, kaburga kemikleri kırılmıştı ya hu! O şartlarda Afyon’a geldi. İzmir’e kadar gitti. Yunan var gücü ile geri çekildi, bizimkiler de son gücü ile kovaladı.. Kendilerini getiren gemilere binip geri gittiler sonuçta.

CHP tarihin üzerine örtülen bir şaldan başka ne ki! İstanbul’un kurtuluşunu hatırlasanıza. İngilizleri biz kovalamadık. Kendileri gitti de ardından bizimkiler gidip idareyi devraldılar. Onlar da geldikleri gibi gittiler. Tek kurşun sıkmadan Çanakkale’yi geçip İstanbul’u işgal ettiler. Sonra da, Lozan imzalanınca, tek kurşun sıkmadan gidiyoruz dediler ve gittiler.. İstanbul’un kurtuluşunun hikayesini bilen kaç kişi var. En iyisi internete bakın isterseniz.

Türkiye’nin bu derin gerçeği anlaşılmadan hiçbir şeyi çözemeyiz. Çözmek şöyle dursun, ne niçin böyledir, anlayamayız.. CHP bu derin sırrın garantisi ve derin sırrın şifresinin kilit kelimesi olarak orada duruyor..

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi