Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Mehmet Kamış - Zaman
m.kamis@zaman.com.tr
2011-11-23

Alevilerin Dersim gerçeğiyle yüzleşme zamanı


Dersim gerçeğiyle ilk önce Alevilerin yüzleşmesi gerekir.

Bu yüzleşme, hem onları hem de Türkiye'yi rahatlatacak bir yüzleşme olacak kuşkusuz. Kafalar çoğu zaman kuma gömülse de bu yüzleşme sırasında Aleviler, kendilerini korumakla yükümlü yapının onlara hangi muameleyi uygun gördüğünü bütün gerçekliğiyle anlayacak. Bunu kesinlikle ucuz bir çıkarcılık adına söylemiyorum. 'Ey Aleviler, CHP size ne yaptı görün ve bir daha CHP'ye oy vermeyin' uyanıklığı yok söylediklerimde...

Dersim, Alevilerin önünde büyük bir açmaz ve büyük bir yürek yarasıdır. Bu konuyu karıştırmaya kalktıklarında, bekası için canhıraş bir mücadele içinde oldukları rejim çıkar karşılarına. Bu da Dersim Alevilerinin bir türlü baş edemedikleri yaman bir çelişkiyi ortaya koyar. Bir tarafta yıllardır hiç sektirmeden oy verdikleri CHP ve onun kurduğu rejim, diğer yanda atalarının gördüğü büyük zulüm ve katliamlarda bu partinin imzası... Hangisini tercih edeceklerini bilemezler.

Bu nedenle Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi ya meseleyi soğutmaya alır, konuşmama yolunu seçer ya da 'Başbakan çıkıp özür dilesin' diyerek suçu o meselede hiçbir günahı ve dahli bulunmayanlara atar. Bir taraftan 'Dersim belgeleri açıklansın ve Alevilerden özür dilensin' diyeceksin diğer taraftan da maazallah açıklanırsa altında kalmaktan ödün koptuğu için açıklanmaması için birilerinin gözünün içine bakacaksın...

Dünyadaki bütün rejim krizlerinin altında azınlıkların çoğunluklara tahakkümü yatar. Devlet erkini eline geçiren ve toplumla hiç de uyuşmayan yönetimler, varlıklarını sürdürebilmek için ülkeyi demir yumruklarla yönetir. Bugün Arap Baharı olarak tarihe geçen olay aslında budur. Azınlık yönetimlerin baskısından sıtkı sıyrılmış toplumun isyanından başka bir şey değildir yaşananlar...

Uyumsuzluk yasası; haritayı çizenler tarafından oluşturulmuştur ve sistem, yönetimle toplumun zinhar uyuşmaması üzerine kurulmuştur. Bu, Osmanlı'dan sonra bütün bu coğrafyayı yiyip bitiren, ülkenin bütün enerjisini rejim krizleriyle heder eden görünmez bir yasadır. Türkiye'de yıllardır tartıştığımız 'rejim krizleri'nin ve birtakım kalemlerce çok sık dillendirilen 'rejimin kendini koruma refleksi'nin temelinde de bu görünmez kanun yatar. Azınlığın kendini koruma refleksi... Bugün Suriye'deki Nusayri yönetimi, bildiği bütün şiddet yöntemlerini kendi halkına uygularken gerekçesini yine 'rejimi koruma' ile açıklıyor.

Sözünü ettiğimiz uyumsuzluk yasası, bir müddet sonra Türkiye'de Alevilere göz kırpmaya başladı. Dersim'de Alevileri katliama tabi tutanlar, aradan belli bir zaman geçtikten sonra onlara rejimi koruma görevini verdi. Özellikle askeriye, yargı gibi yüksek bürokrasinin içinde bulunan Alevilere Suriye'yi örnek gösterdiler. Bu rüya onları hep ayakta tuttu. Yüksek bürokrasidekiler, bir gün Türkiye'de tıpkı Suriye'de olduğu gibi rejimin tamamını elde edebileceklerine inandı.

Onları bu düşünceye iten şey, belki de güvenlik endişesiydi. Daha çok demokrasi olursa, güven içinde yaşayacaklarını düşünmekten çok, Suriye'deki gibi askerî ya da bürokratik yollarla kendileri için güvenli bir yapı oluşturabileceklerini sandılar.

Bu arada birtakım güç merkezleri ne zaman olağanüstü hale ihtiyaç duysa Alevi kanı dökmeye devam etti. Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının perde arkası bugün bile aydınlatılmış değil. '1993 gizli darbesi' için Madımak'ta Aleviler diri diri yakıldı. Sünnilerle tezgâhlanacak bir kavga, olağanüstü hal isteyenler için bulunmaz bir fırsat olarak görülmüştü.

Aleviler maalesef bu katliamların arkasındaki gerçek ele ulaşmak için hiç gayret göstermedi. Madımak olayının perde arkasının aralanmasından, ezberlerin bozulmasından bir hayli endişe ettiler. Hatta son Ergenekon operasyonlarıyla ortaya çıkartılan bir plana göre, Alevi kesim içinde ismi sıkça duyulan Kazım Genç ve Ali Balkız'a suikast yapılacaktı. Bunun son anda önlendiği tespit edildi. Ama Aleviler, buna rağmen olayın vahametinin farkına varamadı.

Bugün artık Ortadoğu'nun uyumsuzluk yasası çatırdıyor. Kısa bir süre sonra belki yerle bir olacak. Bu gelişmeler ışığında Alevilerin stratejilerini yeniden gözden geçirmelerinde büyük fayda var. Bunu, kendi güvenlikleri için, şeffaf ve demokratik bir ülkenin varlığı için yapmalılar. Türkiye'de yaşayan herkesin güvenliği aslında buna bağlı. Aleviler Dersim'le yüzleşirlerse görecekler ki, onların en büyük düşmanı Sünniler değil. Madımak'ın da Çorum'un da Maraş'ın da arkasında, zannettiklerinden başkaları var.

 
 
 
2011-11-24 11:59:14
Alevi arkadaşlarım,sizler lütfen
CHP'yi ,Kemalistleri,Komünistleri desteklemeye devam edin çok doğru yoldasınız...madem ki kafa bu kadar çalışıyor fazla söze ne hacet...Hz.Musa,Kızıl Denizi geçti,bir müddet sonra muciye görenler" yok canım ne mucizesi Musa bizi büyüledi öyle şey olmadı" dediler..Bizim aleviler de işte bunlar gibi!

2011-11-24 11:59:06
musa1 adlı yorumcu eminimki ya ermeni
yada rum soyundan gelmektedir bu tip insanların en çok yaptıgı şey öz türkleri sanki türk değilmiş gibi kendilerinide olmadıkları halde türk göstermeye çalıştığı gibi. once sen soyunu sopunu araştır nerden geliyor? ben araştırdım benimki azerbeycandan geliyor

2011-11-24 10:11:21
bu nasıl bir yazı resmen tehdit var
diyorduki yazar ortodıgı karışıcak şii sunli kapışması olabilir sizde arada kaynayabilirsiniz gbiisiden güvenliğiniz için safınızı belirtin diyor eee zaten bu mantık değilmi dersimde sivasta çorumda maraşta yapılan katliamların sebebi? aleviler tabanınz gibi ilkokul mezunalrından oluşmıyor ne yazıki

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.