24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 11°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,514 0.17
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Akıllara ziyandır İstiklal Mahkemeleri

Aziz Üstel

İster devrim deyin ister ihtilal, ne hukuk tanır ne kural. Kendi doğruları vardır devrimin ve bu doğrular saat başı değişebilir. Eğer siz bu gel-gitlere ayak uyduramazsanız ya da sorgulamaya kalkarsanız o saat kellenizden olursunuz. Fransız devriminde Madam Giyotin vardı, Türkiye’deyse İstiklal Mahkemeleri. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Milli Mücadele adlı kitabında, bu mahkemeler için “Bunların her biri kendi başına Büyük Millet Meclisi’ydi; diktatördü” der.

Mahkeme heyeti tutuklulara sürekli bağırır çağırır, konuşanın ağzına tıkardı lafı: “İnkar falan edeyim deme sakın! Üst mahkemesiz, Yargıtaysız bir heyetin karşındasın... Aslında size bir iki soru sorduktan sonra hepinizi ipe çekmek gerek... Bu Gürcülüğü, Çerkezliği, Araplığı ne zaman ruhunuzdan çıkaracaksınız bilmiyorum ki! Türkiye’de doğar, Türkiye’de büyürsünüz! Ne diye Çerkez’im, Gürcü’yüm dersiniz anlamam... Daha açık söyleyeyim mi? Bu topraklarda kendimizden başkasının oturmasını istemiyoruz! Anlaşıldı mı!” Mehmet Akif’in damadı, aslen Mısırlı Ömer Rıza Doğrul’un suratına haykırılmıştır bu son cümle, Kel Ali tarafından!

Efendim, siz Karakuş Kadısıyla ilgili fıkrayı bilir misiniz? Hırsızın biri Karakuş Kadısının önüne çıkar ve hırsızlık için evine girdiği kişiden şikayetçi olur: “Kadı Efendi, evin penceresi çürükmüş, çıkarken yıkıldı. Düştüm, kolum kırıldı.” Ev sahibiyse pencereyi kendisinin değil marangozun yaptığını söyleyerek işin içinden sıyrılır. Marangoz, “Pencereyi yaparken gözüme falanca kadının elbisesi takılmıştı” der. Kadın elbiseyi kırmızıya boyayanı suçlar. Boyacı herhangi bir mazeret bulamayınca kadı onu idama mahkum eder. Ancak boyacının boyu idam sehpasından daha uzun olduğu için, sokaktan geçen kısa boylu bir adamı yaka paça getirip idam ederler. İşte İstiklal Mahkemeleri’nin yaptığı da budur. Seyit Rıza’dan tutun, 16 yaşındaki oğlu Reşık Hüseyin’e, İskilipli Atıf Hoca’ya kadar nice kişi ipe çekilmiştir, doğru dürüst savunma yapamadan, suçlarının ne olduğunu bile anlayamadan. Hepsinin öyküsü birer ağlatıdır, hele de İskilipli Atıf Hoca’nınki! Şapka Devrimine karşı çıkmaktan idam edilir hoca. Batılılaşma ve Şapka konulu bir kitap yazmıştır 1924 yılında. Kitap, Cumhuriyetin Milli Eğitim Bakanlığınca onaylanmış, hocaya teşekkür mektubu bile gönderilmiş. Kitabın yazılımından bir buçuk yıl sonra şapka devrimi gerçekleştirilmiş. Ve Atıf Hoca, şapka devrimine muhalefetten yargılanıp idam edilmiş! İskilipli Atıf Hoca önce idam edilmiş, kararıysa daha sonra yazılmış. Seyit Rıza ve çocuklarının idamlarında olduğu gibi! Güler misin ağlar mısın birader. Biz, birilerinin işine geldiği biçimde yazılmış bir tarihi okuyarak büyüdük. Kimilerine alkış tutup kimilerini lanetledik. Kısacası aldatılmış, tufaya getirilmiş bir kuşağız bizler. Ama günümüz ve gelecek kuşaklar gerçekleri öğrenmek zorunda, eğer birlikte, barış içinde yaşamak istiyorsak tabi.
Bir İsrailli’nin hayatı dokuz Türk’ten daha mı kutsal?

Hayır, değil elbette. Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi’nin düzenlediği ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin ele alındığı toplantıda, Mavi Marmara raporunu hazırlayan BM Komisyonu’nun Türk üyesi, emekli büyükelçi Özdem Sanberk, çok açık ve kısa konuşmuş. Türkiye’nin özür ve tazminat konusunda değişmez bir duruşu olduğunu söyledikten sonra, “İsrail bir askeri için bin Filistinli tutukluyu serbest bıraktı. Biz ise dokuz canımızı yitirdik. Bir İsrailli’nin hayatı, dokuz Türk’ün hayatından daha kutsal değil” demiş. Bu söze kimse itiraz edebilir mi? Eder. Avigdor Liberman, İsrail’in aşırı sağcı Dışişleri Bakanı. Üstelik Liberman, Türkiye’nin ilişkileri dondurduğu için İsrail’den özür dilemesi gerektiğini savunuyor. Aslında Liberman’ın ne olduğunu Başbakan Netanyahu da biliyordu. Seçimlerden önce Arap asıllı İsrail yurttaşlarını “ikinci sınıf vatandaş” ilan etmeye kalkışan, bu insanlara ek vergiler koymaktan söz eden, oy haklarını ellerinden almayı bile bir önerge olarak İsrail Meclisi’ne sunmaktan söz eden bugünkü ortağı. Ama iktidar hırsı Netanyahu’yu böylesi bir faşistle koalisyon kurmasına neden oldu. Ee boşuna dememişler ne ekersen onu biçersin diye.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.