23 Eylül 2017 Cumartesi3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 29°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 25°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Darbe ile demokrasi bir arada olamaz

Abdulkadir Özkan

Başlığa aldığım "Darbe ile demokrasi bir arada olamaz" cümlesini, "Darbe ile demokrasi, insan hakları ve özgürlük bir arada barınamaz" şeklinde de ifade etmek mümkündür. Buna rağmen tüm darbeciler ve yandaşları darbelerini demokrasi ve özgürlük iddiaları ile izah ederler ya da etmeye çalışırlar.

Her darbenin arkasında mutlaka birde dış destek boyutu var mıdır bilemem ama genellikle darbeciler özellikle günümüzde bir dış desteği de arkalarına almaya dikkat ediyorlar. Belki de kendi ülkelerinde darbe gerçekleştirmek için böyle bir dış desteğe kendilerini mecbur hissediyorlar. Darbelerin devrim diye nitelendirilmesi de sonucu değiştirmiyor.

Ne var ki darbecilerin güç aldıkları bu dış bağlantıları sonunda darbecilerin önlerine koydukları fatura ile desteklerinin bedelini çok ağır ödetiyorlar. Böyle bir olayın arkasında darbe yapılan ülkeye huzur ve barışın gelmesini beklemek mümkün olabilir mi?

Arap Baharı olarak takdim edilen bazı Müslüman ülkelerdeki hareketlenmeler başladığında bu hareketlerin kaynağının sadece iç etkilere dayanmadığını, arkasında özellikle emperyalist güçlerin yönlendirmesinin bulunduğuna dikkat çekmiştim. Hatta bununla da yetinmeyip başta Libya ve Mısır olmak üzere hareketlenmelerin başladığı ülkelerin olayların arkasından ağır faturalar ödemek zorunda kalacaklarını da bu faturanın sadece söz konusu ülkelerin zenginlerine el konulmakla kalmayacağını binlerce insanın hayatını kaybetmesi şeklinde olacağını da belirtmiştim. Ne var ki bu tür değerlendirmeler o günlerde bir takım çevrelerde Arap halklarının özgürlük isteklerine karşı çıkmak, diktatörleri desteklemek gibi yorumlandı. Belki de böyle yorumlamak işlerine geldi. Her ne ise derdim bugün gelinen noktada birilerine yanıldıklarını hatırlatmak değil. Sadece bu tiplere, "Libya ve Mısır'da ne oldu? Bugün gelinen nokta dünden o ülkeler için daha mı iyi?" diye sormak istiyorum.

Mısır ve Libya'da binlerce insan hayatını kaybetti. Bu ülkelerde tutuklamalar ve işkence hâlâ devam ediyor. Yani demokrasi ve insan haklarının teminat altına alınacağı iddiası ile çıkılan yolda insanların en temel hakları olan yaşama hakkı ellerinden alınıyor, insanlar işkence görüyor.

Irak'ın arkasından Libya ve Mısır'da da insanlar eski diktatörlerini arama noktasına doğru hızla geliyorlar. O zaman sormazlarımı insana "Biz bu haltı niye yedik" diye. Hemen belirteyim ki yine birilerinin hemen diktatörleri savunduğumu söyleyecek olmaları hiç umurumda değil. Kendi ülkemizde hayatı boyunca 4 darbe yaşamış, sürekli olarak bir kesimin aşağılamasına muhatap olmuş birinin darbecileri desteklemesi mümkün olabilir mi? Bu gerçek bilinirken bazılarının bir takım iddialar ileri sürmeleri sanıyorum siyasi mensubiyetlerinin zorlaması olabilir. Her ne ise...

Biz inanan insanlar olarak bir haksızlığın ve zulmün son bulamasını isterken ve bunun için çaba gösterirken bile adil olmak durumundayız. Bu gerçeği bir kenara bırakır günlük siyasi havaya göre tavır alırsak bilinmelidir ki mücadele ettiğimizi söylediğimiz zalimlerden farkımız kalmaz.

İster bir takım zalimler diktatörlüklerini sürdürmek adına ister bir kısım çevreler o toplumları bir takım diktatörlerden kurtarmak adına olsun bu mümkün olmaz. Sistem değişikliği gerçekleşmiş bile olsa ve yeni sistem demokrasi olarak da takdim edilse oluşan düzen zalim düzen olma vasfını korur. Bu bakımdan bir takım dış odaklarla kolkola girilerek demokrasi getirilemez, temel insan hakları teminat altına alınamaz. Çünkü, destek veren dış odaklar için sizin özgürlüğünüz ve insan haklarınız hiç de önemli değildir. Önemli olan onların çıkarlarıdır. Ülkenizin demokratik bir yapıya kavuşması ya da öyle bir görüntü verilmesi işlerine yarıyorsa size destek verirler. Eğer demokratik sistem işlerine gelmiyorsa hemen harekete geçerek size yeni telkinlerde bulunmaya başlarlar. Bunun tarih boyunca pek çok örneği vardır. Darbeler dönemlerinde bu ülkeyi yönetenler emperyalist güçlere pek çok taviz vermiş, imzaladıkları anlaşmalarla onlara faydalar sağlamışlardır. Bundan Irak, Libya, Mısır ve daha pek çok ülkeyi ayrı tutmak mümkün değildir.

Bu bakımdan ülkelerde ne yapılacaksa sadece iç dinamiklere dayanarak yapılması gerekiyor. Bu yapılırken de adaleti elden bırakmamak ilk şarttır. Yoksa demokrasi ve insan hakları nutukları atarak katliamlara alkış tutmak durumunda kalınabilir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.