22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 29°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,630 1.09
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Hayvanlar...

Haşmet Babaoğlu

Gelin, bugün de günümüz insanıyla hayvanlar arasındaki ilişkiyi kurcalamayı sürdürelim.
Mesela köpekleri, kedileri nasıl seviyoruz?
Bir canlı, bir hayvan gibi mi? Yoksa bir oyuncak gibi mi?
Oyuncaklar da sevilir, hem de çok sevilir!
O yüzden evlerimizde beslediğimiz kedilerimizi, köpeklerimizi oyuncaklarımız haline getirmemiz bunun sevgisiz bir ilişki olduğunu göstermez.
Ama böyle bir ilişkinin "doğru" olduğunu; o hayvanların "varoluş" hakikatine uygun olduğunu iddia edebilir miyiz? Hayır, asla!
Sanırım en doğrusu ihtiyarların tutumudur. İhtiyar insanlarla kediler mesela...
Bir "orta yol"da anlaşırlar sanki!
İki taraf için de "oyunsuz", olgun, müşfik ve en önemlisi "özgür" bir dostluk ilişkisidir bu.
***

Daha yakınlarda şair Osman Konuk'un günlüklerinde okumuştum.
Bozcaada- Geyikli feribotunda sürekli karşılaştığı bir köpekten söz ediyordu. Okurken boğazım düğümlenmişti.
Bir tatilci köpeğiymiş, terk edilmiş.
Ama bağlanmış bir kere ya, gözü hep yollardaymış. Çekip giden sahiplerine belki rastlarım diye mi artık, feribota binip iki yaka arasında durmadan gidip geliyormuş.
Gövdesi uzun, bacakları kısacık olduğu için gemiciler ona "limuzin" adını takmışlar. Bazen gemiye almamaya çalışıyor, kovalıyorlarmış onu ama Limuzin bir yolunu bulup gene de biniyormuş.
Öyledir...
Tatilciler gittikten sonra şahane bir sükûnete ve güzelliğe kavuşur o kasabalar.
Ama bir yandan da sokaklarda başıboş, terk edilmekten kırgın ve en fenası aç dolaşan köpekler görünmeye başlar. Bu hüzünlü gerçek bütün güzellikleri bastırır.
Gerçi kediler az çok uzak atalarına benzerler; tekil yırtıcılardır ve her zaman hayatta kalmanın güçlü ve iradi bir yolunu bulurlar ama ya köpekler?..
Onlara bakınca her seferinde sorarım kendime...
Ne yapıyoruz biz bu hayvanlara? Bizimkisi nasıl sevmek?
***
Hayvanlara uzun uzun bakmamız gerek.
Görülüp idrak edilecek çok şey var. Sadece kedi ve köpeklere odaklanmak çok şey kaçırmamıza neden oluyor.
Oysa rüyalarımız bile bize ne çok işaret veriyor!
O örümcekler, kelebekler, kuşlar, atlar niye rüyalarımızda dolaşıyorlar sanıyorsunuz! Ah, hele o yılanlar, o kaplanlar!
En çok da gözlerini hayvanlar âlemine kapatmış, hayvanlardan söz edince korkuyla ürperen veya derhal konuyu değiştiren kimi dindarlarla karşılaştığımda şaşırıyorum. Onlar ki, aslında hayvanları "ümmet" sayan kitaba inanıyorlar ama bunun farkında bile değiller!
Burada kesiyorum, yer kalmadı. Ama bitmez bu konu, bitmemeli!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.