23 Mayıs 2017 Salı27 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 17°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 96.808 0.42
  • Altın: 144,543 0.20
  • Dolar: 3,5662 0.13
  • Euro: 4,0101 0.23

Yeni anayasa ve Devlet Başkanının yetkisi

Abdulkadir Özkan

Görülüyor ki uzlaşı ile yeni bir anayasa yapılması pek mümkün değil. Bu konuda tüm çabalara rağmen sonuç alınması zayıf bir ihtimal. Bu arada yeni anayasa ile ilgili açıklamalarda bir yandan yeni bir anayasa yazılmadığı, yeni bir anayasa yapılmak istendiği söyleniyor, öbür yandan da Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin artırılması gerektiği ileri sürülüyor. Cumhurbaşkanı'nın yetkileri artırılsın ki Başbakan Erdoğan Köşk'e çıksın isteniyor. Hemen belirteyim ki şartlar uygun olursa elbette Başbakan Erdoğan Köşk'e çıkabilir buna bir itirazım yok. Ancak, bir yandan uzlaşı ile yeni bir anayasa yapılmak istendiği söylenirken öbür yandan Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin artırılmasını gündeme getirmek zaten pek ihtimal dahilinde görülmeyen uzlaşmanın tekerine çomak sokmak anlamına gelmez mi? Çünkü AK Parti aldığı yüzde 50 oya rağmen Meclis'te yeni bir anayasayı referanduma dahi götürecek sandalye sayısına sahip değildir.

Yani bu tür tartışmalar AK Parti'nin iç meselesine çözüm bulmak adına işleri iyice çıkmaza sokmak anlamına gelmez mi? Kaldı ki Başbakan'ın yetkili olarak Köşk'e çıkması önümüzdeki seçimlerde yaşanacak olan AK Parti içindeki tüzük gereği tırpanı da engellemez. Yani sanki 3 dönem hiç bitmeyecekmiş sananların tüzüklerine koydukları parlamenterlerin üç dönemden fazla aday olamayacağı hükmü AK Parti için önümüzdeki dönemde yeni anayasa yazılması ya da yapılmasından daha önemli ve öncelikli konu olacaktır. Bu şartlarda milletin önüne 3 değil 5 sandıkta koysanız işler karışacaktır. Bu bakımdan şu günlerde AK Parti için öncelikli konu yeni anayasa yapılması ve Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin artırılmasından çok AK Parti'nin geleceğini karartan tüzüksel durum değil mi?

Kaldı ki Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin artırılmasına ihtiyaç olup olmadığının da yeniden düşünülmesi gerekiyor. Sembolik denen Cumhurbaşkanlarının geçmişte halkın seçtiklerini nasıl köşeye sıkıştırdıkları ve etkisiz hale getirdiklerini gördük. Bu bakımdan ilelebet kendilerinin iktidarda kalacağını ve ona göre Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin artırılması gerektiğini söyleyenlerin bunun aksini de düşünmeleri gerekiyor. Cumhurbaşkanının yetkilerinin artırılması istenirken istenenin tam olarak tarifi de yapılmıyor. Yetkileri artırılmış bir Cumhurbaşkanı mı isteniyor; yoksa yarı ya da tam başkanlık sistemi mi arzu ediliyor? Lafı ortada bırakarak konuların gündeme getirilmesi topluma zaman kaybettirmek öte bir anlam ifade etmez.

Geçmişte yaşanan sıkıntıların sebebi kanaatimce Cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlı oluşu değildi. Cumhurbaşkanları ile halkın seçtiklerinin oluşturduğu hükumet arasındaki fikir ayrılığından ileri geliyordu. Cumhurbaşkanı ile başbakanın uyumu halinde geçmişteki sıkıntıların yaşanması söz konusu olmayacaktır. Ayrıca yeni Cumhurbaşkanı halkın oyları ile seçileceğine göre zaten kendiliğinden gücü artacaktır. Daha doğrusu var olan yetkilerini çok daha rahat bir şekilde kullanabilecektir. Ancak istenen Başkanlık sistemi; yani Cumhurbaşkanı ile Başbakanlığın tek kişide birleşmesi ise bu konunun çok iyi düşünülmesi gerekir. Kaldı ki her konuda Cumhurbaşkanı ile TBMM ve Hükumetin aynı düşünmesi de şart değildir. Zaten dış baskılar devreye girmediği, giremediği sürece yasama, yürütme ve Cumhurbaşkanı arasında aşılması imkansız ihtilafların çıkacağı kanaatinde değilim. Çünkü Yasama da Cumhurbaşkanı da halk tarafından seçileceği, yürütme de halkın seçtiği parlamento içinden çıkacağına göre yetki tartışmasına hiç gerek yoktur. Geçmişte en önemli sorun Cumhurbaşkanlarının seçiminde bir takım siyaset dışı güçlerin devreye girmesi ve bunun sonucu olarak da halkın seçtiklerinin Cumhurbaşkanı seçimindeki belirleyiciliğinin zedelenmesiydi. Yeni anayasa değişikliğine göre Cumhurbaşkanı halk tarafından seçileceğine göre sanıyorum tarafların birbirine karşı güç gösterisinde bulunması anlamsız olacaktır. İlk Cumhurbaşkanı seçimi ile genel seçimlerin birleştirilmesi durumunda da seçmen iradesinin yansımasında çok büyük farklılıkta olmayacağına göre sanıyorum uyumun sağlanmasında sıkıntı yaşanmayacaktır.

Demek istediğim o ki AK Partililer kendilerini hep halkın artan teveccühü ile siyaset sahnesinde olacaklarını düşünerek hareket etmek yerine geleceği de düşünerek güçler arasındaki dengeye duyulan ihtiyacı unutmamaları gerekiyor. Ve şu dönemde yeni anayasa hazırlamak ve Cumhurbaşkanının statüsünü tartışmak yerine öncelikli olarak partilerinin geleceği ile ilgili durum üzerine kafa yormaları çok daha sağlıklı olur. Çünkü, kabine üyeleri ile parti grup yöneticileri ve tecrübeli kadrolar devre dışı kalacaktır. Elbette yerleri boş kalmaz ama tecrübeli kadroları dışarıda kalmış bir AK Parti'nin milletten ne ölçüde teveccüh göreceği, böyle bir noktada Başbakan'ı Köşk'e yetkilerini artırarak göndermenin ne getirip neler götüreceği hesabının iyi yapılması gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.