18 Ekim 2017 Çarşamba27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 15°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Müslümanları Bu Hale Kimler Getirdi?

M. Şevket Eygi

Müslümanları ne hallere soktular. Ümmet-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) paramparça oldu. Cahillik yayıldı. İmanın 6 şartını, İslamın 5 şartını, Allahın 14 sıfatını bilmeyen Müslümanlar var. Beş vakit namaz terk edildi, çeşit çeşit şehvetlere uyuldu.

Ümmet birliği berhava oldu... Ortaya birbirinden kopuk bir yığın cemaat çıktı.

Taşları birbirine demirle perçinlenmiş bir kale gibi olması gereken Ehl-i Sünnet Müslümanları bölündükçe bölündü.

Onları kimler, neler böldü?

(1) İçimizdeki şeytanlar.

(2) Nefs-i emmarelerimiz.

(3) Dış düşmanlarımız.

(4) Münafıklar.

(5) Din sömürücüleri, mukaddesat bezirgânları.

Müslüman kesimde ajan, casus, provokatör (kışkırtıcı), manipülatör (yönlendirici) kaynıyor.

Dine hizmet ettiklerini iddia eden şu arivistlere bakınız.

Siyaset sahnesine bakınız. Bölünmüşlük bölünmüşlük bölünmüşlük...

Türkiye halkının ezici çoğunluğu Müslüman da, niçin barolar onların elinde ve kontrolünde değil? Baro seçimlerini niçin Müslümanlar kazanamıyor? Niçin başı örtülü hukukçu hanımlar savcılık, hakimlik, avukatlık yapamıyor?

Niçin beş on İslamî cemaatin başkanları, hocaları senede bir kez bile bir araya gelip yemek yiyip, çay içip sohbet edemiyor?

Hahamlarla, papazlarla, piskopos ve patriklerle, monsenyönlerle, zangoçlarla iftar edenler niçin Müslümanlarla edemiyor?

Bu memlekette Müslümanların niçin bir İmam-ı Kebiri, bir Emîri, bir genel başkanı yok?

Bunca cemaat, tarikat, fırka, hizip, grup, klik niçin bir federasyon veya konfederasyon çatışı altında değil?

Müslümanların niçin müşterek bir plan ve programı yok?

Evet, soruyorum: Bugünkü parçalanmışlığımız, dağınıklığımız Kur'ana, Sünnete, Şeriata, akla, vicdana, hikmete uygun mudur?

Allah bizi Kur'anda "Hepiniz toptan sımsıkı Allahın ipine (dinine, Kitabına) sarılınız. Sakın ayrılıp parçalanmayınız. Parçalanırsanız devletiniz kudretiniz elinizden gider" diye açıkça uyarmamış mıdır?

Her yıl islamî hizmetler için toplanan milyarlarca dolar nasıl harcanıyor?

Bir Müslüman zulme, baskıya, haksızlığa uğrayınca niçin toptan, hepimiz (yasal sınırlar içinde) protesto etmiyoruz?

Bozuk düzene iyidir yahut eskisinden daha iyidir diyenleri niçin uyarmıyoruz?

Niçin yeteri kadar emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmıyoruz?

Bir kısım Müslümanlar niçin yağcılık, yalakalık, dalkavukluk yapıyor?

Camiler, bilhassa sabah namazlarında boş. Niçin halkı, .bilhassa gençliği namaza ve cemaate çağırma konusunda planlı, programlı, yoğun, etkili, devamlı faaliyet yapmıyoruz?

Elimize biraz fırsat ve hürriyet geçince niçin sıcak görmüş ekmek hamuru yayıldık, rehavete kapıldık?

Birtakım sahte dindarların yağmacılık yapmasına, haram yemesine, kara servetler edinmesine niçin karşı çıkmıyoruz?

Maalesef bir kısım Müslümanların gözlerini hizip asabiyeti bürümüştür.

Ümmet paramparça olmuş, tavaif-i müluk devri başlamıştır.

Bid'atler toplumu kuşatmış sarmıştır.

Siyonistler, Haçlılar, AB ve ABD ajanları, insî ve cinnî şeytanlar kanımıza,. İliğimize, damarlarımıza, beynimize kadar sızmış ve sinmiştir.

Modern İbn Sebe'ler kol geziyor, cirit atıyor.

Bir kısım Müslümanlar Nemrudî ve Şeddadî lüks meskenlerde keyif çatıyor, lüks otomobillerle caka satıyor.

İsraf, açıkça ve küstahça işlenen günahlar, sefahat, fuhşiyat ülkeyi öldürücü bir sarsar (şerli rüzgâr) gibi sarmıştır.

Din, iman, Şeriat elden gidiyor, kimimiz piknik yapıyor.

Hani Ayasofyanın müze yapılması zulümdü, Fatihin lanet şartlı vakfiyesine aykırıydı. Vaktiyle bu konuda bağırıp çağıran birtakım İslamcıların dut yemiş bülbül gibi şimdi hiç sesleri çıkmıyor? Neden?

Kendi din baronlarına saldırılınca yeri göğü birbirine katan cemaat holiganları; Resulullah Efendimize saldırılınca hiçin aynı tepkiyi göstermiyor?

Evet Türkiye Müslümanlarını bugünkü perişan hale kimler getirmiştir?

Birilerini rahatsız eden sorular yönelttim değil mi?


* (İkinci yazı)

Keşan Müftüsünü Tebrik

KEŞAN müftüsü Süleyman Yeniçeri'yi Noel Baba hakkındaki edebî sanatlı, kibar, nezih konuşmasından dolayı tebrik ediyorum. Ne demiş? "Noel Baba dürüst biri olsaydı evlere bacalardan değil; kapılardan girerdi." Bu konuşma üzerine beyaz medya gürültü koparttı, vay müftü Noel Baba'nın aleyhinde bulunmuş.

Diyanet de hemen inceleme başlatmış, herhalde müfettiş göndermişlerdir. Müftü sorgulanacak, "Sen nasıl olur da Noel Baba gibi ak sakallı muhterem bir zatın aleyhinde bulunursun?.."

Bizde Noel ve yılbaşı kutlamaları v e Noel Baba ne manaya gelir?

Bir kere bu kutlamalar dinimize, millî ahlakımıza, ahlaka aykırıdır. Sarhoşluklar, cinsel serbestlikler, İslam'ın hoş görmediği eğlenceler, günahlar, rezillikler...

Bir müftünün vazifesi nedir?.. Böyle eğlenceleri ve adetleri tenkit etmek ve halkı uyarmak değil mi?

Bazı Müslümanlar İstanbul'da Noel gecesinde kiliseye gidiyormuş. Bir Müslüman nasıl olur da, başka bir dinin, o din mensupları tarafından bile tenkit edilen ayinlerine iştirak edebilir?

1970'li yıllarda Haftalık BÜYÜK GAZETE'yi çıkartıyordum. Panos Dabağyan isminde bir Ermeni vatandaş, Noel'in Hıristiyanlıkta da yeri olmadığına dair bir makale getirmişti ve yayınlamıştım.

Noel ile yılbaşı aynı şey değildir. Asıl rezalet Noel gecesi değil, yılbaşı gecesi cereyan ediyor.

Belediyelerimiz, zilzurna küp gibi sarhoş vatandaşlar için özel seferler yapıyor.

Sultan Abdülhamid zamanında Noel ve yılbaşı Galatada, Beyoğlunda, Tatavlada ve sair gayr-i Müslim mahallelerinde Hıristiyanlar tarafından kutlanırmış, şehrin Müslüman mahallelerinin bundan haberi bile olmazmış. Zaten Müslümanlar o tarihte miladî takvimi değil, hicrî ve rumî takvimi kullanırmış.

Yılbaşı gecesi ta sabaha kadar yurt çapında korkunç ve iğrenç bir çılgınlık yaşanacak. Kur'anın, Sünnetin, Şeraitin, İslam ahlakının, hikmetin yasak ve haram kıldığı bin türlü fuhşiyat yapılacak.

Buna itiraz edilmiyor da, bir müftü Noel Baba dürüst biri olsaydı evlere bacadan değil, kapıdan girerdi diye nezih bir espri yaptığı için linç ediliyor.

Ne günlere kaldık!

Baht utansın!

Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.