Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Baskınlar, sorgular ve tutuklamalar... Heyecanı yüksek bir hafta!

Baskınlar, sorgular ve tutuklamalar... Heyecanı yüksek bir hafta!

Malûm, her haftaki “hasbihal”imizde “geçen hafta” olup-bitenlerin bir değerlendirmesini yapıyor, haberlerin “perde arkası”nı aktarıyor ve bazen de “Akit bünyesi”nden haberler veriyoruz... Bu hafta bir değişiklik yapalım ve “geçen hafta”ya değil de, “geçen yıl”a bir bakalım.

Biliyorsunuz, “1 Ocak 2012 Pazar” günkü Akit’in sürmanşetinde, Ankara büromuz muhabirlerinden Hasan Tosun’un bir haberi vardı... Hasan Tosun’un, “2011’de meydana gelen olaylar”la ilgili değerlendirmesini; “vesayet zinciri kırıldı” başlığı ile sunduk sizlere...

GEÇEN YILIN OLAYLARI

Peki, “vesayet zinciri”nin kırılmasını sağlayan “icraat”lar nelerdi?..

Hasan Tosun, onları şöyle sıralamıştı:

¥ “Yargıdaki mezhepçi yapılanma sona erdirildi... Demokratikleşme ve sivilleşme alanında önemli adımlar atıldı.”

¥ “28 Şubat Süreci’nden bu yana devam eden katsayı zulmü, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın kararlı tavrıyla kaldırıldı.”

¥ “Genelkurmay’ın başına Org. Necdet Özel’in gelmesinin ardından YAŞ ve MGK’da oturma düzeni değişti. Başbakan Erdoğan’ın tek başına başkanlık ettiği YAŞ’ta asker-sivil karşı karşıya değil, yan yana oturdu.”

¥ “Kur’an-ı Kerim öğretiminde 12 yaş sınırı kaldırıldı.”

¥ “Başörtülü öğrencilerin üniversiteye girmelerini engelleyen uygulamaya son verildi.”

¥ “27 Nisan e-muhtırası Genelkurmay’ın internet sitesinden kaldırıldı ve asker Meclis’ten çıkarıldı.”

Bunlar gibi, daha başka “icraat”lar da sıralanabilir ancak sadece bu kadarı bile, geçen yıla damgasını vuran “sivil devrim”lerdir.

İLKER BAŞBUĞ’UN TUTUKLANMASI

“Geçen yıl” meydana gelen olayları özetlediğimize göre, şimdi de gelelim “geçen hafta”ya!..

Neler oldu geçen hafta?..

Öncelikle söyleyelim;

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı olan Emekli Org. İlker Başbuğ’un tutuklanıp, “Silivri Cezaevi”ne gönderilmiş olması, sadece “geçen hafta”nın değil, “geçen yıllar”ın en önemli olayıdır.

Çünkü, ilk defa bir Genelkurmay Başkanı, “sivil mahkeme”de yargılanmış, tutuklanmış ve cezaevine gönderilmiştir.

Doğrudur, İlker Başbuğ, “tutuklanan ve hapsedilen ilk Genelkurmay Başkanı” değildir!.. Çünkü, 27 Mayıs 1960 Darbesi ile ilk tutuklanan Genelkurmay Başkanı Org. Rüştü Erdelhun’dur...

Yargılanmış ve hapse atılmıştır!..

Ama, “Yassıada duruşmaları”nda görev alan “hakim ve savcı”ların “sivil” oldukları söylenemez ki...

Meselâ, Mahkeme Başkanı Salim Başol’a “sivil” diyebilir miyiz?..

Evet, “görüntüde sivil”di ama, merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarına hitaben söylediği; “Sizi buraya tıkan irade, böyle olmasını istiyor” sözü, “iradenin asker ipoteği”nde olduğunu göstermeye yeterlidir!..

Malûm, İlker Başbuğ’un tutuklanmış olması çok tartışıldı... Niye “Yüce Divan”da değil de, “sivil mahkeme”de yargılandığı gündeme geldi.

Ancak, “gerçek hukukçu”lar şu görüşte birleştiler: “Yüce Divan’daki yargılamalar, görev suçlarıyla ilgilidir!.. Oysa İlker Başbuğ, üzerine vazife olmayan eylemlerden dolayı yargılanmıştır... Bunun yeri de sivil mahkemelerdir... Hükümeti yıpratmak için kara propaganda yapan internet siteleri kurmak, bir Genelkurmay Başkanı’nın görevi midir?”

Uzun lâfın kısası;

“Hükümet aleyhinde kara propaganda yapan internet siteleri”ni kapatmayan, bu siteler “deşifre” olunca da, “26 bilgisayar ve 6 sunucunun geri dönüşümü mümkün olmayacak şekilde silinmesi ve böylece çuvallar dolusu belgenin imha edilmesi” talimatı veren İlker Başbuğ, şu anda cezaevindedir!..

Mahkemenin “tutuklama” kararı da göstermiştir ki, bu ülkede hiç kimse “dokunulmaz” değildir!..

Kim hangi “makam”da ve hangi “rütbe”de olursa olsun, bir “yamuk” yaptığında ona da dokunulur!..

Sadece bu olay bile;

Herkese “ibret dersi” olmalıdır!..

SEYFİ OKTAY VE YARGI

Geçen haftanın önemli olaylarından biri de, Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay’ın; “1 numaralı sanık” olarak yer aldığı “iddianame”nin mahkeme tarafından kabul edilmesiydi...

CHP’li Seyfi Oktay, “yargıda kadrolaşmak”la ve “yargıyı etkilemeye teşebbüs”le suçlanıyor...

Muhabirimiz Murat Alan’ın, dün sürmanşetten verdiğimiz “İşte Seyfi Dede’nin gizli ajandası” başlıklı haberi de gösteriyor ki; “yargı”yı, adeta “arka bahçesi” haline getiren CHP, tam bir “kadrolaşma”ya gitmiş!..

Murat Alan, haberinde diyor ki;

“Seyfi Oktay’ın evinden çıkan kahverengi ajandada adli yargı ve yüksek yargıdan birçok ismin atanması ile ilgili notlar bulundu. Savcı Cihan Kansız’ın tek tek numaralandırdığı notlarda, sadece SHP Ankara İl Başkanlığı’nın 200’e yakın isim belirlediği ve yüzlerce kişinin adliyelere yerleştirilmesinin istendiği tespit edildi.”

Bunun gibi, daha nice “bilgi ve belge” var ki; yargıdaki “mezhepçi” ve “militan kadrolaşma”nın nasıl yapıldığını gözler önüne seriyor.

Öyle bir “kadrolaşma” ki;

CHP Sözcüsü Emine Ülker Tarhan’ın; “Bize, yargıda görev yapacak değil, YARSAV militanı gibi çalışacak yargıçlar lâzım” stratejisine uygun bir kadrolaşma!..

HENİYE İLE RÖPORTAJ

Geçen hafta, “Akit açısı”ndan da iki önemli gelişme yaşandı... Birincisi; Filistin Başbakanı İsmail Heniye’nin “mülâkat” vermek için, sadece Akit’i tercih etmesiydi.

Muhabirimiz Hüseyin Kulaoğlu’nun sorularını cevaplandıran Heniye, “2 saat 45 dakika” süren röportaj esnasında, “Türkiye’deki temasları” konusunda bilgiler verdi ve özetle dedi ki; “Türkiye’deki Filistin sevgisini gördüm ve İstanbul’un güzelliklerine aşık oldum... İstanbul’da ümmet medeniyetini gördüm.”

Heniye’nin, “röportaj” için “sadece Akit’i” tercih etmesi, bizim için elbette “onur”dur... Muhabirimiz Hüseyin Kulaoğlu’nu, bu röportajdan dolayı bir defa daha kutluyoruz.

5 YIL SONRA OYAK’A BASKIN!

Geçen hafta, bizi ilgilendiren bir önemli gelişme de, “Danıştay cinayeti” ile ilgili olarak, “OYAK’a baskın” yapılmasıydı.

Olayı biliyorsunuz.

Danıştay cinayeti ile ilgili olarak 3 Ocak Salı günü OYAK’ın İstanbul ve Ankara şubeleri ile Danıştay Bilgi İşlem Merkezi ve Nurol Holding’de 19 noktaya baskın düzenlendi.

Olaydan 5 yıl 231 gün sonra gerçekleştirilen baskında, 9 kişi gözaltına alındı, OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy’un evi ve iş yerinde de aramalar yapıldı.

Yapılan “sorgu”nun ardından; aralarında OYAK genel müdür yardımcısı ve teknisyenlerin de bulunduğu 7 kişi tutuklandı ve cezaevine gönderildi.

Bu olay, bizi çok yakından ilgilendiriyor... Çünkü, bu gazete “Danıştay cinayeti”nden dolayı “hedef tahtası”na oturtulmuş, “hedef göstermekle” suçlanmış ve hakkımızda “linç kampanyası” yürütülmüştü.

Gerçi biz, daha cinayetin işlendiği ilk gün; “Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın... Yaramız yok ki, gocunalım” demiştik ama, yine de bu “provokasyon”un arkasında kimler olduğunu merak ediyorduk.

Tafsilata girmeye gerek yok... Olaydan 5 yıl sonra başlatılan bu soruşturmanın sonunda, “Tetikçi Alparslan Arslan’ın arkasında kimler olduğunu, onu kimin azmettirdiğini” inşallah öğreniriz...

Dileriz, yine “örtbas” edilmez!..

Dileriz, sadece “Danıştay cinayeti” değil, bütün “karanlık olaylar” aydınlatılır.

Selâm ve saygılarımızla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi