Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

İstihbarat

İstihbarat

Bir süre önce MİT’de benim hakkımdaki gizlilik değeri taşımayan bilgilere ulaşıp ulaşamayacağımı sordum, “yok” dediler..

Tabii ki, doğru söylemediler. “Veremeyiz” diyebilirlerdi. “Yok” dediler.. Benim gibi bir adam hakkında hiçbir bilginin bulunmaması sözkonusu olamaz..

Hani kalkıp, “görevlerini yapmıyorlar” diye suç duyurusunda bulunmak mümkündü aslında.

Neyse, öğreniyoruz ki, bundan sonra eski köye yeni adetler gelecek..

Aslında, MİT bu işi bir adım daha ileriye götürüp, 3 ayda bir dergi çıkarabilir.. Genel bir güvenlik, istihbarat ve geleceğe ilişkin stratejik ön görüler bu dergide yer alabilir.

Madem, köklü değişikliklere gidiliyor, küresel bir aktör olmaya hazırlanılıyor, o zaman bu tür bir yayın büyük önem taşır..

Bu dergi Türkçe yanında İngilizce, Arapça, Rusça dillerinde de yayınlanabilir..

Türkiye artık bölgede ve İslam ülkeleri açısından model alınan bir ülke.. O açıdan da bu konu büyük önem taşıyor.. İç güvenliğe ilişkin, tehdit algılamaları, uyuşturucu, terör, örgütlü suçlar, yeni bilgi, bulgular konusunda, gelişmelerle ilgili ciddi analizler yapılabilir..

Terör ve örgütlü suçlar, tehdit algılamaları konusunda yapılacak analizler üzerine bir tartışma açılmasından da çekinmemek gerek bu arada. Sanırım, Türk dünyası, İslam dünyası ile de yeni birtakım istihbarat işbirliği ve eğitim anlaşmaları da yapmak gerek..

Elektronik istihbarat önemli de, bana kalırsa acil olarak, devlete ve kamuya ait, gizli-özel bilgilerin çalınmasına karşı da acil olarak tedbir alınması gerek. Çünki def-i mazarrat, celbi menafiden evladır.

Bunun için öncelikle, şu Milli Bilgi Bankası en önemli ve acil bir konu olarak önümüzde duruyor.. Bir yandan Cyber Security konusu büyük önem taşırken, öte yandan özellikle İstanbul depremi ile ilgili, mal ve can güvenliği yanında büyük önem taşıyan bilgi güvenliği sorunu ile ilgili ne yazık ki fazla bir şey yapılamadı.

Başbakan’a bu konu ile ilgili bilgilerimi aktardım. Ulaştırma Bakanı’na da. Sanayi ve Ticaret Bakanı’na da.. Geçen gün Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer beyle UTESAV’da güvenli internet konferansında bir araya gelmiştik, orada kaygılarımı anlattım. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Yardımcısı Halim Zaim beyle de bu konuyu konuşuyorum..

Belki MİT bu konuya el atarsa daha kolay çözülür.. Bu konunun aslında bir an evvel Başbakanlık düzeyinde ele alınması gerek..

MİT sadece devlete hizmet veren bir kurum olmamalı bana kalırsa.. Mesela bir şirket ya da STK yurtdışında bir şirket ya da kurumla işbirliğine gidiyorsa, ilgili kurum hakkında bilgi isteyebilmeli.

Hatta bilgi istemeye gerek yok, MİT o ülke ve kuruluşlarla ilgili raporlar yayınlayabilmeli, ülke analizleri ve risk analizleri yapabilmeli.

MİT bu anlamda işbirliği yapacağı bir ara kuruluş üzerinden bu tür servisler yapabilmeli.

MİT bugüne kadar üniversitelerle başka boyutlarda ilişki kurdu.. Bundan sonra bu ilişkilerin düzeyi ve şekli değiştirilebilir..

Uluslarası örgütler, konferaslarla ilgili MİT, Türk lobisinde çalışan vakıf, dernek, sendika, oda gibi örgüt temsilcilerine servis yapabilmeli.. Tabii süreci maniple etmeden, eski birtakım olumsuz örnekleri tekrarlamadan.

Bir de mesela petrol kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para, kayıtdışı konusunda düzenli takip yapılabilmeli. Sadece hükümet, GKB, Emniyete değil, Meclis’e de araştırma faaliyetleri ve ilgili konularda bilgi servisi yapabilmeli.

Artık ülkelerin ekonomileri birbirini yakından etkiliyor.. Özellikle bu anlamda bizim için büyük önem taşıyan ülkelerle ilgili ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi değişimlerin düzenli olarak raporlaştırılması gerek.. Pentagon ve CIA sürekli olarak ülkeleri yakından izliyor.. Ülke raporları yayınlıyor.. O ülkelere gidecek ve o ülkelerde yatırım yapacak kişi ve kuruluşları bilgilendiriyor..

MİT’in kendi yapısı dışında işin başında ajanların yer almadığı ayrı bir ofis oluşturması önemli diye düşünüyorum. Madem küresel bir aktör olacağız, o zaman yeni yapılanmayı ona göre yapmamız gerek..

Mesela TİKA onlarca ülkede operasyonlar düzenliyor, oradaki kuruluşlara destek veriyor.. Peki bu gidenler kimler, orada kimlerle temas kuruyorlar. Oradaki fırsatlar ve riskler neler.. Birinin bu işin peşini takip etmesi gerekir diye düşünüyorum.

Selâm ve dua ile..



Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi