24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 33°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 38°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 107.371 0.49
  • Altın: 142,824 0.09
  • Dolar: 3,5412 0.13
  • Euro: 4,1229 0.05

İnsan Haklarına Aykırı Yasaklar Tabular

M. Şevket Eygi

Tutuklu bazı Kürt vatandaşlarımız cezaevinde Kürt millî kıyafetini giymek istemişler, cezaevi idaresi izin vermemiş, bu yasağı çağdaş ve Kemalist bir hanım yazar protesto etmiş.
Türkiye bir yasaklar ülkesiydi ve halen de öyledir ama yasaklar gün geçtikçe azalmaktadır.
Neydi o eski günler... Bundan elli yıl önceleri, polis Müslümanların evlerine baskın yapar, Kur'an-ı Kerimleri, dua kitaplarını, namaz takkelerini, seccadeleri, tesbihleri toplar, birkaç kişi tutuklanırdı. Toplanan eşya irtica suçunun delilleri olurdu... Zavallılar altı ay kadar içeride yatarlar, kendileri ve aileleri perişan olur, genellikle ilk duruşmada tahliye edilirlerdi.
Risale-i Nur kitaplarını bulundurmanın, okumanın suç olmadığına dair binden fazla kaziye-i muhkeme (kesinleşmiş mahkeme kararı) olmasına rağmen bulunduranlar, okuyanlar yine tutuklanır, ağır ceza mahkemelerine verilirdi.
Atatürk ve İsmet Paşa devirlerinde, camiden çıkarken namaz takkesini başında unutmuş nice Müslüman tutuklanmıştır.
1950'ye kadar Arkapça Ezan-ı Muhammedî okumak yasaktı. Okuyanın canına okunurdu.
Büyük Millet Meclisi zabıtlarına geçmiş bir hadise:
Antalya müftüsü camide farz namazı kılmaya hazırlanıyor. Müezzin Türkçe "Tanrı uludur, Tanrı uludur.÷." diye kamet getirirken müftü efendinin de dudakları kıpırdıyormuş. Münafığın biri ihbar etmiş, müftüyü apar topar emniyete, oradan savcının huzuruna götürmüşler... Vay efendim, sen sessizce Arapça kamet getiriyordun!..

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra İstanbul'un asker valisi Sarıyer civarındaki köylere ekipler göndermiş, köylülerin çarşaflarını çıkartmış, onlara zorla manto giydirmişti.
İslam dininde başına sarık geçirmek sünnettir. Müslümanlar bu sünneti yerine getirebiliyor mu?
Yine dinimizde tesettür farzdır. Başını örtmüş dindar bir hanım öğretmen veya avukat böyle bir kıyafetle mesleğini icra edebiliyor mu?
Ahmet Necdet Sezer zamanında bir kere 29 Ekim Cumhuriyet bayramı resepsiyonuna davet edilmiştim. Davetiyede kıyafet olarak smokin veya koyu renkli takım elbise giyilecektir, yabancılar millî kıyafetleriyle gelebilir yazılıydı. Yabancılar gelebilirdi ama Türkiye vatandaşları millî kıyafetleri ile gelemezdi. Bu mudur hürriyet?
İngiltere'de İskoçlar millî kıyafetleri olan etekliği giyebiliyorlar da Türkler niçin kendi millî kıyafetlerine bürünemiyor?
Şu anda Millet Meclisinde tesettürlü bir hanım milletvekili var mı?.. Yok... Kadınlarımızın çoğunluğunun başörtülü olmasına rağmen niçin yok? Tabular ve yasaklar yüzünden değil mi?
Bundan altmış yıl kadar önce bazı dindar Müslümanlar şapka giymemek için Avrupa'dan gelmiş bask beresi giyiyorlardı. O zamanın Kemalist, Selanik Dönmesi, çağdaş, laikçi, dinsiz gazeteleri, yazarları bu berelere inadiye ismini vermişler ve giyenlere bol bol hakaret ediyorlardı. Hattâ çok iyi hatırlıyorum Temyiz Mahkemesi (Yargıtay) karar vermiş, bere medenî bir serpuştur, giymek suç değildir demişti.
Kemalistler milletin ensesinde bin türlü saçma sapan, İnsan haklarına aykırı yasakla, tabuyla boza pişirdiler, sonra rüzgar ters döndü, onların başına da belalar ve cezalar gelince şikayet ediyorlar.
Cenaplar, hanımlar!.. Ucu size dokununca bağırmaktan vaz geçin, insan haklarına, millî kimlik ve kültüre aykırı bütün saçma ve zalim yasakların kaldırılması için çalışın.

* (İkinci yazı)
On Dört Konuda Hatırlatma
1. Halka büyük miktarda evcil domuz, yaban domuzu, eşek ve at eti ve yağı yediriyorlar. Sen dikkatli ol ve yeme.
2. Tv'lerde ve basında bol miktarda yalan, dolan, dezenformasyon var. Sen uyanık ve dikkatli ol bunları yutma.
3. Çocuğun okula gidip geliyor ama yazılı ve edebî Türkçeyi, bin yıldan fazla kullanılmış alfabe ile okumayı ve anlamayı öğrenemiyor ve cahil kalıyor. Sen paralel ve alternatif bir eğitim ile çocuğuna okumayı ve yazmayı öğrettir.
4. İlaç fabrikaları çok para kazansın zengin olsun diye halka gerekenden ve haddinden fazla ilaç tükettiriliyor. Sen uyanık ol ve gerekmeyen ilaçları kullanma, yutma.
5. Memleket riba ve faiz pislikleri tufanı içinde kalmış. Sen bu harama, bu pisliğe bulaşma.
6. Haram yemek, haram kazanmak yaygın hale gelmiş. Sen, kurtulmuşlardan olmak istiyorsan haramdan uzak dur, haram yeme.
7. Sabah namazı vaktinde halkın büyük kısmı uyuyor, sakın sen gaflet etme, seherde uyan ve Rabbine ibadet et.
8. Gafiller çok gülüyor, sen ağlayanlardan ol.
9. Çocuğum büyüsün, parlak bir meslek sahibi olsun, çok para kazansın, ünlü olsun, zengin olsun, lüks bir hayat sürsün diyerek zavallıyı yakma; evladım iyi ve hayırlı bir insan olsun, olgun bir Müslüman olsun, örnek bir vatandaş olsun diyenlerden ve bunların gereğini yerine getirenlerden ol.
10. Yağcılardan yalakalardan olma, doğru sözlü ol.
11. Söylediğin her söz doğru olsun, lakin her doğruyu söylemenin doğru olmayacağını bil.
12. Şeytanın kardeşi müsriflerden olmamak istiyorsan, nâdir istisnalar dışında doyduktan sonra yeme.
13. Baksana halkın bir kısmı hem yatakta, hem ayakta uyuyor, sen sakın ayakta uyuyanlardan olma.
14. Dilini tut, belaların çoğunu def' etmiş olursun.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.