29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 97.859 0.33
  • Altın: 145,775 0.00
  • Dolar: 3,5783 -0.05
  • Euro: 3,9984 -0.09

Hayatı kovalamak...

Haşmet Babaoğlu

Bir kez arkasından kovalayıp yakalayabileceğin bir şey olarak görmeye başladıysan hayatı... Tuzağa düşmüşsün demektir.
Çünkü o hep kaçar!
Büyük laf etmek değil derdim!
Ama bu hakikati kavrayıncaya kadar ne çok zaman kaybettiğimi; nasıl can sıkıntılarıyla boğuştuğumu iyi bilirim.
***

Şimdi...
Sürekli bir şeyleri kaçıracağı endişesiyle yaşayan insanlar görmek bile beni yorgun düşürüyor.
Hani "Ölmeden önce görülecek 100 yer, yapılacak 100 güzel şey" gibi adları olan kitaplar var ya...
Sanki ellerine öyle bir liste tutuşturulmuş gibi yaşıyorlar. Üstelik de daha bu listenin 20'sini dahi tamamlayamamış olmanın hayal kırıklığı içindeler!
Cümlenin başındaki "ölüm"e dikkat etmiyorlar mı yoksa.
Ama zaten o kelimeden bütün anladıkları "nasılsa bir kere geldik dünyaya" fırsatçılığı ve telaşı!
***

"Hayata yetişemiyorum, hep ellerimin arasından kaçıyor" diyenle "yetişmeye çalışma, her günü dolu dolu yaşa!" diyen aynı madalyonun iki yüzü!
İki taraf da sürekli bir "şeyler" yapmayı (yani mesela her gününde bir tiyatroya, bir konsere gitmeyi, gezmeyi tozmayı) marifet sanıyor. Problemi bunun üzerinden tartışıyor.
Oysa ne kadar zengin, ne kadar hızlı, ne kadar dolu dolu geçerse geçsin bu yaşam biçimi zamanı oyalanarak tüketmekten öteye gidemiyor.
***

Bütün hikmet gelenekleri bizi "ömrümüzün tek bir anının bile hakkını vermek" konusunda uyardılar.
Bir şeyin hakkını vermek, önce ona "anlam" vermektir.
Böyle koştururken...
Geçen zamanın hakkını nasıl verebiliriz! Anlam yok artık, hazlar var; dokunup geçtiğimiz hazlar!
Ve büyük yorgunluk!
Oysa bir anlasak ki...
Bir şeyi tutabilmemiz başka şeylerin elimizden kayıp gitmesiyle mümkündür.
Kimi sevsek, başka güzel ihtimallerin boynu bükük kalır.
Bir yerden çoğalıyorsak eğer, bir yerden de mutlaka azalıyoruzdur.
***

Aklıma kazınıp kalmıştır. Mehmet Eroğlu'nun Düş Kırgınları romanının kahramanı aşkın acılarından söz ederken "sorun âşık olup olmamakta değil, aşkın sana getirdikleriyle ne yapacağını bilememektedir" diyordu.
Hayat da öyledir işte!
Onunla ne yapacağımızı bilemiyoruz. Modern çağlarla birlikte unuttuk bunu, unutturulduk.
Şimdi istediğin kadar koş arkasından, neye yarar!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.