19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 30°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 14°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 107.896 0.91
  • Altın: 151,380 -0.03
  • Dolar: 3,6601 -0.32
  • Euro: 4,3285 0.00

Benzer bir kafadır!

Zeki Ceyhan

Tam da "Uludere kimin eseri olabilir" diye kafa yorarken bir insan hakları profesörü imdadımıza yetişti!

İnsan Hakları profesörünün önerdiklerini okuyunca Uludere olayının kimin ya da kimlerin eseri olabileceğini kafamızda hemen çözdük ve dedik ki:
Mutlaka benzer bir kafanın eseridir!
İnsan hakları profesörü Güneydoğu'da yaşanan olaylara insan hakları açısından bakamayacağımızı söylüyor!
Yetmiyor!

Bölgede savaş hukuku uygulanmalı diyor!
Yetmiyor!
Doğum kontrolü uygulanmasını istiyor!
Yetmiyor!
Gösteri yapanların uydudan tespit edilip füze ile vurulmalarını talep ediyor!
Tıpkı Uludere olayında olduğu gibi!
Uludere olayı da uzaydan gelen veriler ile gerçekleşmedi mi?
Bir insan hakları profesörü bunları söyleyebiliyorsa insan hakları ile uzaktan yakından ilgisi olmayanlar neler yapmaz?

Uludere de F-16'lar tarafından bombardımana tabi tutulan otuz dört vatandaşımız da aynen böyle bir kafanın gazabına uğramış demektir!
Bölgede bugüne kadar uygulanan önlemler insan hakları profesörünün arzuladığı çapta olmasa da hep şiddete dayalı olmuştur!

İnsanlar şiddet uygulanarak yola getirilmeye çalışılmıştır!
Ama netice ortadadır! Şiddet sorunların hallinde etkili olmamıştır! Aksine sorunlar katlanarak artmıştır!
İşin kötü yanı şiddet ile yola getirilmek istenen çevrelerde aynı yöntemi benimsemişler ve şiddet ile haklarını alabilecekleri yargısına varmışlardır!
Şiddet sorunları çözen, halleden bir yöntem olmaktan çok sorunları katlayan ve artıran bir neden haline gelmiştir!

Bugün de bölgede insan haklarının askıya alınması, savaş hukuku uygulanması ve göstericilerin füze saldırıları ile yok edilmelerini düşünenlerin aramızda bulunması oldukça düşündürücüdür!
Bir taraftan terör eylemlerine karışanlara silah bırakmaları çağrıları yapılırken bir yandan da böyle şiddeti katmerlendiren önerilerin ortaya atılmasını hayra alamet bir gelişme olarak görmek mümkün mü?
İnsan hakları dersi verenler bile böyle düşünüyorsa halimiz harap demektir!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.