25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 26°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Mezhep çatışması... Tehlikenin farkında mısınız?

Haşmet Babaoğlu

Gençler bilmez belki ama... "İslam dünyası" denilince zihnimizde oluşan bütünlük aslında yeni bir şeydir.
Osmanlı'nın yıkılışından bundan otuz yıl öncesine kadarki sürede bu ifade ancak beşeri coğrafya kitaplarındaki "hangi topluluk hangi dine inanıyor?" bahsi kadar bir anlam taşıyordu.
Yirminci yüzyılın büyük bölümü için "dünya", Kuzey Amerika ve Avrupa'dan ibaretti ve Hıristiyan'dı!
"Merkez"in çevresi bölük pörçüktü ve toplumların dini, kültürel, manevi ortak yanları güçlü bir duruş yaratmaya yetmiyordu.
Laik Türkler bir yandaydı. Batı'nın kıyısında ve azıcık gücenik bir ruh haliyle içlerine kapanmışlardı.
Baas rejimleri yoluyla bir "Arap Milleti" inşa edilmeye çalışılıyordu.
İran'da halk Şah'ın baskısı altındaydı. Batıysa orada monarşilere has bir magazinden başka bir şey görmüyordu.
Bir de petro dolar kralları, şeyhleri vardı!
İki kutuplu bir düzende "sen kimsin?"den daha işlevsel soru şuydu: "Sen kimden yanasın? Batı'dan mı, yoksa Sovyetler veya Çin'den yana mı?"
Afrikalı Müslümanlara gelince...
Okuduğumuz gazete, oy verdiğimiz parti sanki öyle bir şeyin varlığından habersizdi!
Olaylar sadece sömürgeciler ve sömürgeciliğe karşı başkaldıranlar arasında geçiyordu. İkinciler kimdi, neye inanırdı, bununla ilgilenen yoktu.
***

Uzun hikâye!
İran devrimi bıçak gibi yırtıp attı bu yalan örtüyü! Sonra Sovyetler yıkıldı. Kutuplar dağıldı.
Daha önemlisi, küreselleşme olgusu bütün kapıları zorlayıp açtı, yeryüzünü küçülttü.
Zihinler bileylendi; entelektüel kalıplar yıkıldı; gelenek canlandı.
Bu süreç "İslam Dünyası" denilen "varlığın" tekrar farkına varılmasına yol açtı.
Endonezya'dan Fas'a kadar devletleri değil ama halkları birbiriyle bağlantılandıran şey yeniden güç kazandı, değer kazandı ve aynı zamanda siyasal-ekonomik bir güç oluşturdu.
***

11 Eylül bu potansiyel gücü bir tehdit ve düşman olarak gösterip parçalamanın ilk adımıydı.
Böylece "Müslümanlar teröristtir" mesajı yeryüzündeki bütün beyinlere kazınacaktı.
Olmadı. Küresel ekonominin gerçekleri ve bilgi teknolojileri bu planı suya düşürdü.
Geriye "derin devlet"lerin mıncıkladığı İslamofobi kaldı.
Fakat şimdi...
Yeni bir oyun tezgâhlanıyor sanki!
"İslam dünyası" diye bir bütünlüğün ihtimalinden bile korkanlar son bir darbeye hazırlanıyorlar.
Nedir o? Ortadoğu'da mezhep çatışması!
Bu sefer diyecekler ki, "bakın işte, bunlar hep birbirlerini yer!"
***

Irak fiilen üçe bölünmüş durumda ve Kürt bölgesi dışında kalan topraklar mezhep çatışmasının eşiğinde.
Suriye'den Bahreyn'e kadar bütün coğrafya bir anda yangın yerine dönebilir.
Farkında mıyız?
Ey, Ankara! Gerçekten farkında mısın?
Davutoğlu "bu bölgesel bir intihar olur" demişti.
Hayır, bütün İslam dünyasının ve insanlığın intiharı olur!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.