27 Mart 2017 Pazartesi29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:49Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:31Yatsı 20:52
    • 19°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 89.931 -0.50
  • Altın: 145,423 0.70
  • Dolar: 3,5968 -0.41
  • Euro: 3,9078 0.15

Denktaş ve Kıbrıs meselesi

Abdulkadir Özkan

Tanıdığımız kişilerin ölümünün insan üzerindeki etkisi hiç tanımadıklarımıza göre daha fazla oluyor. Cumartesi günü TRT Haberi izlerken alt yazı olarak Denktaş'ın vefat haberi geçmeye başladı. Durumunun iyi olmadığını, yoğun bakımda tutulduğunu bildiğim için ölüm haberi sürpriz olmadı. Bir anda geçmişe dönük zihnimde yolculuğa çıktım. İlk düşündüğüm Kıbrıs ile Denktaş isminin bir bütünlük kazanmış olduğuydu. Kıbrıs Türkleri söz konusu olunca gençlik yıllarımda Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Denktaş akla gelirdi. Bir bakıma Türkiye'nin Kıbrıs Davasının iki temsilcisiydiler. Daha sonraları Dr. Küçük kenara çekildi. Denktaş davanın liderliğini sürdürdü.
Kıbrıs Davası ile ilk yakın ilgim 1955 yılında DP döneminde düzenlenen Kıbrıs mitingleri vesilesiyle oldu. Ankara'da düzenlenen yürüyüş ve mitinge katılmış sabahtan akşama kadar "Ya taksim ya ölüm" diye bağırmıştık. Akşam eve döndüğümde sesimin tamamen kısıldığını hatırlıyorum. Aradan yıllar geçip mesleğe ilk başladığım gazetede haftada iki gün, "Yavru Vatan Kıbrıs" başlığı altında sayfa hazırlıyordum. Kıbrıs'la ilgili haberlerin ağırlıklı olarak yer aldığı bu sayfa vesilesiyle Kıbrıs ile daha yakından ilgilenme ve bilgilenme imkanı buldum. Özellikle Kıbrıs'ta çıkan Türkçe gazeteler düzenli olarak gelir ve benim yaptığım sayfanın ağırlıklı olarak malzemesi bu gazeteler oluştururdu. Bizim gazetede hergün düzenli olarak Kıbrıs'a giderdi.
1970 yılının son günleriydi gazetenin patronu yanına çağırarak Rauf Denktaş'ın Ankara'ya geldiğini ve Bulvar Palas'ta kaldığını belirterek ziyaret ederek bir söyleşi yapmamın sayfam için yararlı olacağını söyledi. Telefonla randevu alarak bir demek gülle birlikte Bulvar Palas'ın yolunu tuttum. Söylediği saatte lobide bekler buldum Denktaş'ı. Götürdüğüm güllere çok memnun olmuş, teşekkür etmişti.
Bir saati aşkın süre sohbet ettik, birlikte çay içerken Kıbrıs'ın geçmişini ve içinde bulunduğu durumu konuştuk. Aradan uzun bir süre geçti tekrar bir araya gelmemiz için. Kıbrıs Barış harekatının ardından KKTC'nin kurulması Denktaş'ın KTTC Cumhurbaşkanı olması gibi gelişmeleri hep yakından izledim.
Kendisiyle ikinci defa yüzyüze görüşmemiz sanıyorum 1996'da KKTC'de Cumhurbaşkanlığı makamında oldu. Hizmet İş Sendikası'nın Lefkoşe'de düzenlediği bir toplantıyı izlemek üzere davetliydik. Toplantının sonuna doğru Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret etme isteğimi dile getirdim ve randevu alınarak bazı gazeteci arkadaşlarla birlikte ziyaretine gittik. Ankara'da Bulvar Palas ziyaretinde olduğu gibi yine bir demet kırmızı gül götürdüm. İlk görüşmemizin üzerinden yaklaşık 25 yıl geçmişti. Ama Ankara'da kendisine takdim ettiğim bir demet kırmızı gülü hatırlamıştı.
Kısa ama samimi bir sohbetin arkasından vedalaşarak ayrıldık. Ancak, Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri ve Denktaş'ı hep yakından izledik.

Ancak, AK Parti iktidarına gelindiğinde Kıbrıs'ta uzlaşma için Denktaş'ın devre dışı bırakılması gerektiği gibi bir hava estirilmeye başlandı ve sonuçta Denktaş devre dışı bırakıldı.
Peki Kıbrıs'ta bir sorun varsa bunun sorumlusu Denktaş mıydı? Bu soruya evet demek ömrünü Kıbrıs davasına hasretmiş ve hep Türkiye ile birlikte hareket etmiş bir kişiyi Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sorumlusu görmek ne derece doğru olurdu? Bu sorunun cevabını tarih verecektir diye düşünüyorum.
Peki Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün tek sorumlusu Denktaş idiyse Mehmet Ali Talat ile çözüme ulaşılabilindi mi? Daha doğrusu Kıbrıs'ta eğer bir çözümsüzlük söz konusu ise sorumlusunun Denktaş ve Türk tarafı değil Rum Kesiminin olduğu anlaşılabildi mi? Eğer anlaşılabilmiş ise bu konuda da Denktaş'ın katkısı olduğunu ve çözümsüzlüğün sorumlusu olarak gösterildiği için kırgın gittiğini düşünüyorum.
Kısacası Kıbrıs Türklüğüne adanmış bir ömür noktalandı. Allah rahmet eylesin...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.