29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 24°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 89.412 -0.85
  • Altın: 146,694 -0.37
  • Dolar: 3,6411 -0.18
  • Euro: 3,9163 -0.89

D-8, Emperyalizme başkaldırının adıdır

Abdulkadir Özkan

Sömürgeci güçler yüzyıllar boyu ülkeleri işgal ederek idareleri altına alır, buralara tayin ettikleri valiler vasıtasiyle de hakimiyetlerini sürdürürlerdi. Geçen yüzyılda bu işgallere son verilmekle birlikte emperyalistler hakimiyetlerini başka yollarla sürdürmeye başladılar. ülkeler görünürde bağımsızlığa kavuştu ama sömürü sürdü. İki kutuplu dünyada ise işler iki sömürgeci gücün dünyayı kendi aralarında paylaşmalarına sahne oldu. Denebilir ki Sovyetler Birliği dağılana kadar iki emperyalist güç birbirlerine destek bile oldular. Bir bakıma ABD’nin ürküttüğü ülkeler Sovyetler’in, Sovyetler’in ürküttüğü ülkeler Amerika’nın kanadının altına sığındı. Türkiye de Sovyet yayılmacılığından korktuğu için Amerika’nın himayesini kabullendi.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile meydan tek başına Amerika’ya kaldı. Dünya üzerinde Amerika’nın tek güç olarak kalması ülkelerin işgalini yeniden gündeme getirdi. Afganistan ve Irak’ın işgalleri bunun açık örneğidir. Kısacası, emperyalistler sömürülerini ya işgal yoluyla ya da ülkelerin içinden elde ettikleri taraftarları vasıtasıyla o ülkelerdeki çıkarlarını koruyorlar.

Dünya üzerinde pek çok ülkede  yaşanan çatışmalar bu sömürgeci güçlerin oluşturduğu sun’i ayrılıkların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yani ülkeler iç çekişmeleri ve çatışmaları ile  uğraşırken emperyalistler kendi  planlarını yürütmektedirler. Pek çok ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliği sürekli olarak bu emperyalist güçleri beslemekte, zenginliklerin asıl sahipleri ise sefalet içinde sürünmektedirler.. Emperyalistlerle işbirliği halinde olan bir azınlık rahat yaşarken ülkelerin gerçek sahipleri ne olup bittiğinin bile farkına varamıyorlar. İşin farkına varanlar ve buna bir son verilmesi gerektiğini söyleyenler ise hemen bir aleyhte kampanyaya maruz kalıyor ve ülkesini gerçekten seven insanlar bir anda bu emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri tarafından hain ilan ediliveriyorlar. Böylece sömürü çarkı dönmeye devam ediyor. Bu çark kırılmadan da sömürgecilerden kurtulmak mümkün görünmüyor.

Sömürü çarkının kırılması elbette imkansız değil. Bunun yolu birlikten geçiyor. Hem sömürülen ülkelerin iç birliği hem de bu ülkelerin kendi arlarında oluşturacakları güç birliği. çünkü, güçlü olmadan sömürüden kurtulmak zor görünüyor. Güçlü olmak ise sömürülen ülkelerin güçlerini birleştirmesinden geçiyor.

Böyle bir güç birliğinin oluşturulmasını elbette gerek sömürgeciler gerekse onların maşaları seyredecek değillerdir. Onlar da karşı harekete geçecek, bu gelişmeyi engellemeye çalışacaklardır. Bunun pek çok örneğini biliyoruz.

Bu bakımdan Erbakan Hoca’nın öncülüğünü yaptığı ve büyük ölçüde de gerçekleştirdiği D-8’ler oluşumu dünya emperyalizmine bir başkaldırı hareketiydi.  Emperyalistler bunu gördü ve karşı harekete geçti ama bu ülkenin aydın geçinen pek çok insanı  ya göremedi ya da gördüğü halde sömürgecilerin safında ye aldı. Dün yaşananlar ile bugün devam eden olaylar hep aynı oyunun birer halkasını oluşturuyor. D-8 hareketine destek veren ve imza atan ülkelerin liderlerinin bugün ne konumda oldukları düşünüldüğünde emperyalistlerin çıkarları uğruna neler yapabildiklerini rahatlıkla görürüz. Bu bakımdan D-8 emperyalizme başkaldırının adıdır. Bugün neler olur ve yaşanırsa yaşansın bu bayrak yere düşmeyecek, elden ele devam edecektir. Kaldı ki, mazlum milletlerin kurtuluşu bu bayrağın elden düşmemesine bağlıdır. Zalimler hiçbir dönemde sınırsız bir güce sahip olmamışlardır. Onların gücü mazlumların dağınıklığından kaynaklanmıştır. Bir gün mazlumlar her şeye rağmen el ele verebildiklerinde zalimlerin saltanatı yerle bir, yeryüzüne hak ve adalet hakim olacaktır. Elbette böyle bir gelişmenin kendiliğinden olmasını beklemek doğru olmaz. Her sonuç bir çabanın ve ödenen bedelin neticesinde ortaya çıkar. önemli olan bu yola girebilmek, girmiş olanların devam kararlığına bağlıdır.

D-8’in kuruluş yıldönümünde ülkemizin bağımsızlığı, emperyalistlerin tasallutundan kurtulması için nelerin yapılması gerektiği üzerinde kafa yormak yerine dışarıdan empoze edilen ve içerideki bazılarının bayraktarlığını yaptığı konularla toplumun meşgul ediliyor olması iyi bir noktada olmadığımızı gösterse de ümitsiz olmamak gerekiyor. Bu zincir bir gün mutlaka kırılacaktır, kırılması gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.