21 Ekim 2017 Cumartesi1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 29°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Pazar notları: Fotoğrafta iyi çıkmak

Haşmet Babaoğlu

Umudumuz var mı? Var! Şöyle...
Mutsuz evliliğine, kırık dökük hayatına çare olur diye doğan çocuğuna Umut adını koyan ebeveynler vardır ya, tıpkı onlar gibiyiz. Geleceğe Umut adını koyduk!
***

"Umutsuzluğa düştüm" diyor. Hali tavrı daha çok yüksek yerden düşmüş birini andırıyor. Kırılan bir yerin var mı, diye soruyorum. "Hayallerim" karşılığını veriyor; "hayallerim kırıldı." Gülümsüyorum. Yerine yeni hayaller kurarsın, diyorum, dua et ki, kalbin kırılmamış!.. "Çok ucuz espri!" diyerek yüzünü buruşturuyor; "ama doğruya, doğru!"
***

Binlerce yıl boyunca Tanrı inancıyla umut kavramı arasında kopmaz bir bağ var oldu. İnsan umar, insan bekler, insan diler ve dua eder. Çünkü inanır! Ama modern insan umudu Tanrı inancından ayırıp koparttı. Artık "umut" demek; insanın kendine ve topluma olan güveni demek... Bir de umutsuzluk ve çaresizlik duygusu neden bu kadar hızlı yayılıyor, diye soruyorlar. Bu durumda, başka türlüsü mümkün mü?
***

Değeri pek bilinmemiş varoluşçu filozof Gabriel Marcel, insanı "oluş halinde varlık" olarak tarif ediyordu. İnsan farkında olsa da, olmasa da hep yoldaydı! (Homo viator) İşte tam bu yüzden umut insanın (yolcunun) varoluş biçimiydi! Peki ya umutsuzluk ? Haydi ona da bir sözcük oyunuyla (ve Gabriel Marcel'in önünde saygıyla eğilerek) "ağır ağır yok oluş" biçimi diyelim!
***

Herkes birbirine poz veriyor. İnsan içine çıkmak kamera karşısına geçmek gibi bir şey oldu. Fotoğrafta ya da filmde(!) iyi çıkıyorsan senden mutlusu yok!
***

Evlerimizde sobanın yerini kalorifer aldığından beri "içimiz" ısınmıyor!
***

TV sohbetlerinde ünlülere "Nasıl başardınız?" diye sorulduğunda, cevap hemen "doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişilerle çalışarak" diye geliyor. Onları dinlerken içimden "vayy be" diye geçiriyorum; "ufak atın da civcivler yesin!" Oysa bir hatırlasalar... Başlangıçta endişe ve kuşkuyla titriyorlardı! Neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusunda net bir fikirleri olduğunu kim iddia edebilir! İşlerin yolunda gitmeye başladığı ilk zamanlarda da doğruyu bulduklarına değil, talihin nihayet kendilerine güldüğüne inanma eğilimindeydiler.
***

Tutkulu ilişkiler yarasaları andırır. Nemli ve karanlık kuytuları severler. Görme duyuları yerine koku ve tat alma duyuları gelişmiştir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.