23 Mart 2017 Perşembe25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 16°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,339 0.04
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

PKK ötesi gücün adı nedir?

Abdulkadir Özkan

Bu köşede dün yer alan yazımda Uludere olayının mağdurlarına tazminat ödenmesinin yerinde bir hareket olduğunu ancak, bundan çok daha önemli olanın olayın arkasındaki sorumluların kim ya da kimler olduğunun tespiti, bunun iç ve dış bağlantılarının toplum ile paylaşılması gerektiğine dikkat çekmiştim. Bir diğer ifade ile Uludere olayının sorumlularının bulunmasının mağdurlara ödenecek tazminattan çok daha önemli olduğunu belirtmiştim. Sanki söz konusu yazıma dünkü Sabah Gazetesinin manşeti bir cevap gibiydi. Başlığa bakar bakmaz sorumun cevabını bulduğumu düşünürken haberin içeriğinde sorumun yine cevapsız kalmasının şaşkınlığını yaşadım.

Gazetenin manşetinde, "Uludere'de PKK ötesi güç var" deniyordu. Olayı sadece Uludere'de yaşananlar olarak değil de terör olarak ele alır ve bu başlığı o açıdan değerlendirdiğimizde terörün arkasında daha doğrusu terör örgütü PKK'nın arkasında bir takım bölgesel ve bölge dışı güçlerin olduğunu söylemek için araştırma yapmaya hiç gerek yok. Artık bu gerçeği herkes biliyor. Manşete çekilen haberin bilinenlerden tek farkı haberin Başbakanlığa verilen bir rapora bağlanması. Tabii ki, resmi bir belgeye dayanarak PKK ötesinde bir gücün varlığından söz ediliyor olması önemli. Ancak, gerçekten Başbakanlığa verilmiş böyle bir rapor varsa bu rapor adli mercilere ulaştırılacak mıdır yoksa devlet sırrı denilerek benzeri belgelerle arşivlerde unutulmaya mı terk edilecektir?
Bu noktada haberde yer alan bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Haberde;

"Başbakanlığa sunulan inceleme raporunda önemli değerlendirmelere yer verildi. 'Derin bir hadiseyle karşı karşıyayız denilen raporda şu çarpıcı tespitler yapıldı:
Çıplak gözle bakıldığında kaçakçıların bombalanması gibi görülen bu olayın ardında, Hakkari ve Çukurca saldırılarında olduğu gibi PKK'nın ötesinde bir gücün rolü var. Olayın kurgulanması profesyonelce hazırlanmış bir eylem ortaya koyuyor.
Hedef Türkiye'yi bölmede sıkıştırmaktır. Bölgede bu nitelikte bir olay tasarlayacak iki ülke bulunuyor. Bu tür olaylar Hakkari olayında görüldüğü üzere bu ülkelerden alınan sufleler ve lojistikle mümkün hale gelebilir" deniliyor.

Haberin özü bu. Bunun ötesinde bu ülkeler hangileridir, alınan sufleler ve sağlanan lojistik nedir sorularının cevabı yok. Böyle olunca da kamuoyunun Uludere olayının sorumluları konusunda beklediği cevabı oluşturmuyor.

Hemen belirteyim ki asker, sivil Türk emniyet güçlerinin 35 kendi insanını bilerek öldüreceğine inanmıyorum. Geçmişte benzeri olaylar yaşanmış olduğunu biliyorum, ancak son gelişmeler karşısında eskinin devamı anlamına gelebilecek böyle bir olaya ihtimal vermiyorum. En azından vermek istemiyorum. Bunun yanında ilgili birimlerimizin yanlış suflelerle -isterseniz buna yanlış istihbarat ile- aldatılmış olduğunu düşünüyorum ve ısrarla bunu yapan ülkeler hangileridir, bunun tespitini ve bu ülkelere karşı ne gibi adımların atıldığını öğrenmek istiyorum. Bunu da kişisel merakımı tatmin için değil, insanımızın öğrenmeye hakkı olduğu için istiyorum.

Bu arada bir hususa da dikkat çekmek istiyorum. Uludere olayında emniyet güçlerimizin nasıl yanıltıldığı bilgisine ulaşmak için böylesine uzun uzadıya araştırma yapmaya gerek olmadığını, devletin bu bilgiye olayın hemen arkasından ulaşmış olduğunu düşünüyorum. Aksi halde millet olarak "Yöneticimiz uyuyor mu?" diye bağırma hakkımız doğar.

Sanıyorum Başbakanlığa ulaştırılan rapordan öncede devletin ilgili birimleri gerekli tespiti yapmışlardır ve olayın arkasındaki el biliniyordur. Ne var ki içiçe geçmiş ilişkiler ve b.ir takım bağımlılıklar sebebiyle gerekli tavır konulamadığı için susmak tercih ediliyor. Sabah Gazetesi'ne sızdırılan rapor ile de kamuoyunun merakı bir nebze olsun giderilmeye çalışılmış oluyor. Ama yine sorular cevapsız kalmaya devam ediyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.