20 Eylül 2017 Çarşamba 23 Zilhicce 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:42Öğle 13:05İkindi 16:29Akşam 19:14Yatsı 20:34
    • 33°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 34°C Amasya
    • 32°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 34°C Artvin
    • 33°C Aydın
    • 37°C Balıkesir
  • BIST: 105.201 0.27
  • Altın: 146,875 -0.11
  • Dolar: 3,4732 -0.57
  • Euro: 4,1693 -0.30

Türk dış politikası satılık mı?

İbrahim Karagül

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in askeri danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Türkiye'nin Suriye'ye sorun yaratması için Katar yönetiminden milyarlarca dolar aldığını öne sürmüş. Şok edici bir iddia bu. Son derece rahatsız edici, basit, seviyesiz bir açıklama. Elbette yalanlanacak ama yalanlamak yetecek mi? Suriye meselesi, iki ülkenin birbirine bakışını bu seviyeye mi indirdi? Sorun Suriye ise, İranlı generalin açıklamalarını tartışmadan önce neler oluyor bir bakalım.

Öyle görünüyor ki, Suriye'de yolun sonuna geliniyor. Ülkenin bazı şehirlerinde, kasabalarında çatışmalar yoğunlaşırken, belli bölgeler muhaliflerin eline geçerken, Rusya'da masaya oturma formülü muhalifler tarafından reddedilirken, Beşşar Esad'ın ailesini kaçırmaya çalıştığına dair spekülatif haberler artarken genel kanaat Şam yönetimi için yolun sonuna gelindiğine işaret ediyor.

Suriye herkes için düğüm noktası. Çözülmesi çok zor... Çözüldükten sonrası belki daha zor. Ortadoğu'nun yeni güç yapılanmasından Kürt meselesine, İran'ın bölgesel aksının geleceğinden Katar'ın neyin hesabını yaptığına, Arap Birliği'nin girişimlerinden Türkiye'nin bölge ile ilgili geleceğine, Rusya'nın Akdeniz'deki varlığından İsrail'in tehdit algılamalarına kadar aklınıza gelen her konu bir şekilde Suriye ile bağlantılı...

Elbette bu ülke ile ilgili her gelişmeyi, Suriye dışına taşan etkilerini, çok ölümlü senaryoları günü gününe izliyoruz. Ama en çok Suriye-İran ve Suriye-Türkiye ilişkileri perspektifinde bakıyoruz. İran'a göre Suriye yönetimi kesinlikle ayakta kalmak zorunda. Türkiye'ye göre ise kesinlikle gitmek zorunda.

Bu iki sert ve kararlı tutumun akıbetinin ne olacağı belki de bölgenin geleceği için en dramatik sonuçları ortaya çıkaracak. Bir çokları bu yönüyle bakıyor olmalı ki, mesele bir anda mezhep meselesine dönüştü. Mezhep ve kimlik eksenli bölgesel kamplaşmanın intihar anlamına geleceğini bilmeyen yok ve herkes bu konuda uyarılar yapıyor. Belki öyle bir boyut almayacak ama bir çok ülke özel politikalarında bu ayrışmadan ciddi biçimde yararlanıyor.

İran'ın; Suriye ile öteden beri varolan dayanışma hattına Irak'ı da eklemesi, Türkiye'nin Güney'le bütün bağlantılarını kesecek güçte bir hat oluşturması belki Suriye meselesinin çok daha şiddetlenmesine yol açtı. Türkiye, kendi perspektifinden şunu düşünüyor: İran'dan Akdeniz kıyısına kadar uzanacak böyle bir dayanışma hattı büyük oranda mezhep kimliği üzerinden şekilleniyor. Ve bu gelecek Türkiye'nin Ortadoğu ile ilişkilerini tamamen kesecek güce ulaşabilir. Tıpkı Türkiye-Orta Asya ilişkileri gibi. Ankara'nın Orta Asya bağlantısının Nahcıvan'la sınırlı kalması İran-Ermenistan yakınlığı özellikle de Rusya arasında yüzyıllara dayanan dayanışmanın ciddi sonuçlarından biridir.

Türkiye-İran ilişkileri belki son yıllarda oldukça gelişti. Ekonomik açıdan, güvenlik açısından ciddi ortaklıklar inşa edildi. Ama Suriye meselesi bu ilişkileri tehdit edebilir. Tahran'ın Suriye'deki iç çatışmaya bakışındaki görünüşte suskunluk ama el altından destek, ilişkileri sabote edebilir.

General'in açıklamaları, İran'dan Suriye'deki gelişmelere ve Türkiye'ye bakışın nasıl da sorunlu olabileceğine örnek teşkil ediyor.

Tümgeneral Yahya Rahim Safevi açıktan, Türkiye'nin Suriye'ye sorun yaratması için Katar yönetiminden milyarlarca dolar aldığını öne sürebiliyor. Ona göre; "ABD, bölgedeki gelişmelerin İran'a karşı, kendi çıkarları doğrultusunda olması için Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar için rol verdi. Bazı raporlara göre, Katar yönetimi Ankara'ya Suriye'ye sorun çıkarması için milyarlarca dolar yardım etti."

Hemen ardından Fars Haber Ajansı'nın İngilizce bölümünde, durum düzeltilmeye çalışıldı ve Safevi'nin Türkiye'ye yönelik 'para' iddialarına yer verilmedi. Sanırım Tahran'dan konuşmaya ilişkin bir yalanlama gelecek. Genelde böyle olur. Bir açıklama yapılır, ardından yalanlama yayınlanır, "kişisel değerlendirme, İran yönetimini bağlamaz" denir.

Buradaki sorunlu durum, Türkiye ve birkaç ülkeye ABD'nin rol verdiğine dair iddia değil. Bu tür iddialar yapılabilir ve tartışılır. Nihayetinde Suriye olayı Büyük Ortadoğu Projesi'nden Nusayri azınlık rejimi olmasına kadar her yönüyle tartışılıyor.

Ancak bir ülkenin Suriye'de iç savaşı birkaç milyar dolarlık para alıp yaptığını iddia etmek son derece sakat, kasıtlı, önyargılı ve seviyesiz bir yakıştırmadır.

Türkiye'nin her politikasını yerden yere vurabiliriz, sorgulayıp ayıplayabiliriz. Ya da bunu bir çokları yapabilir. Ancak bu ülkeyi, birkaç milyar dolara kendini satan ülke olarak bakmak çirkin bir durumdur.

Açıklama yalanlansa da, Tahran'dan Türkiye'ye bakışta, Suriye meselesi yüzünden bir hırçınlığın giderek kendini belli ettiği ortada. Yalanlama yerine bu sorunun üstesinden gelinmesi gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.