Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Mustafa Durdu
mustafadurdu@yahoo.com
2012-02-01

"Eğitim çökmüş durumda"

Bir ülkenin geleceği eğitimin kalitesi ile ilgilidir.

Türkiye'de eğitim dibe vurmuş vaziyette. Bunu Millî Eğitim Bakanlarından başka bütün Ümmet-i Muhammed bilir.

Ne çare ki, böyle bir müfredat ile böyle bir resmî ideoloji dayatması ile yetkililerin gözleri kör olmuş durumda.

Ankara'daki Bakanlık yetkilileri Türkiye'deki bütün okulları Ankara göbeğinde ya da İstanbul'un kaymak tabakasının yaşadığı yörelerdeki okullar gibi muntazam zannediyor.

Millî Eğitim Bakanları şimdiye dek bürokratları tarafından yanlış yönlendirilmiş olmalı. Çünkü müfredata ve öğrencilerin vaziyetine hiç "bakan" yok. Okullar öğrencileri oyalıyor.

Sayın Millî Eğitim Bakanımız, okullar öğrencileri dışarıda suç işlemesinler diye sınıflarda oyalayan mekanizmalar hâline geldi.

Bu ülkede Millî Eğitim sisteminin en büyük problemi öğretmenlerin atanamamaları ya da öğretmenlerin çok tatil yapması değil, yanlış eğitim politikaları neticesinde gençlerin heder edilmesi ve ülkenin geleceğinin karartılmasıdır.

Sayın Bakanım, Allah aşkına görevde olan öğretmenlerden bir danışman kadrosu oluşturun. Genel Müdürlerinize kulak asmadan, işin içinde olanları dinleyin. Okullarda talebelik kalmamış, ideal kalmamış. Müthiş bir ahlakî zaafiyet var.

28 Şubat'tan sonra eğitim ve öğretim katledildi. 28 Şubat zihniyeti bilinçli bir şekilde ülkenin geleceğini yok etmek için Yunan ve Ermenilerin bile yapmadığı kötülüğü bu ülkeye yaptı.

Ne hazindir ki 12 Eylül'ün ihtiyarlarından hesap sorulacak ama bu milletin asıl düşmanları olan 28 Şubatçıların adları bile anılmayacak.

Bu millete yapılan en büyük kötülük, 12 Eylülcülerin yaptığı idamlar, işkenceler değil; sekiz yıllık zorunlu eğitimi getiren ve milletin maneviyatına kezzap döken 28 Şubatçıların icraatlarıdır.

Heyhat ki ikinci bir zulmü, bizim ruhumuzdan fışkıran, bizim yüreğimizden çıkan kardeşlerimiz yapıyor. 12 yıllık zorunlu eğitim, ister kesintili olsun ister kesintisiz, milleti can evinden vurmaktır.

Tamam, Millî Eğitim Şurası kararları ile gündeme gelen bu konu şimdi gündemden düştü, haber bayatladı diyeceksiniz. Fakat milletimizin asıl gündemi inanın bu. Zaten gündemden düşmesi demek, o işin icraat safhasına bürünmesi demektir.

Sendikalar bu konuda duyarsız. Eğitim Bir Sen, cılız bir ses çıkardı o kadar.

Eğitimin zorunlu on iki yıl olması demek mahremiyetin yok olması, kız erkek ilişkilerine, flörte, zinaya imkân tanınması demekten başka nedir ki?

İmam Hatiplerin önü açılacak diye yüz binlerce vatan evladı harcansın mı? Hem İHL'ler eski İHL'ler değil artık. Hiçbir zaman da eskisi gibi olmayacak.

Ey milletin vebalini sırtlananlar, eğitimin on iki yıl olması liberallerin demokrasisine de uymaz. Böyle zorlamalar ancak komünizm, faşizm gibi dikta rejimlerinde olur. Bu nasıl demokrasi! Sen bir insanı yirmi yaşına kadar zorla nasıl okullara hapsedersin?

Mecburi eğitim tekrar beş yıla düşürülmedikçe Millî Eğitimin hiçbir millî tarafı kalmayacaktır. 28 Şubat'ta Müslümanlar sekiz yıllık eğitime mukavemet göstermişlerdi. Şimdi o mukavemet kalmadı. Hatta eğitimin on iki yıl olmasını isteyenler olduğu gibi sekiz yılı "sıtma" olarak kabul edenler de var.

Bu sekiz yıl belası, kör bir hançer gibi milletin bağrında iken Müslümanlar nasıl uyur?

Bu sekiz yıllık eğitimde disiplin yönetmeliğinin bir yaptırımı yok. Sınıfta kalmak yok.

Sayın Bakan, Allah aşkına liselere bir bakın. Doğru dürüst okuma yazma bilmeyen öğrenciler var. Hatta okuma yazmayı tam sökmeden liseyi bile bitirmiş insanlar sokaklarda geziyor.

Aileler aynen şöyle diyor: "Çocuğum on beş yaşına kadar okudu ve ilköğretimden mezun oldu. Zaten sınıfta kalmak yok. Disiplin yönetmeliği diye bir şey yok. Geriye bir şey kalmadı. Bari liseyi de bitirsin." Böylece liseler oyalama merkezlerine dönüştü. Bir kitap okumadan mezun olanlar çoğunlukta. Türkiye sadece Çankaya, Şişli vs.den ibaret değil ki.

Sözün özü şu ki, sekiz yıllık zorunlu eğitim iptal edilsin derken on iki yılı savunanlar ahirette bu vebali ödeyemezler.

 
 
 
2012-02-04 09:36:36
çok doğru tespitler
yazarı tebrik ediyorum.

2012-02-04 08:11:44
Türkiye'ye yazık oluyor
ak parti geldi diye haklı olarak sevindik. umduk ki sekiz yıllık zorunlu eğitim biter. eski sisteme dönülür. ne oldu peki? sekiz yılı geçtik on iki yıl zulmü başlayacak. bunun vebali çok ağır çook.

2012-02-03 22:03:43
Teşekkür ederim
SBS Denen gurubenin içine öğrencileri attılar.Hem öğrencilerin dolayısıyla velilerin psikolojileri bozulduğu gibi..Çocuk ve evebeyni düşman durumuna getirdiler.Okullarda ise malesef yetersiz ve vasıfsız öğretmenlerle doldurarak öğrenci bilmese bile perfermans denen zırvalarla çocuklara sınıf geçiriy

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.