Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
M. Emin Parlaktürk
parlakturk@yahoo.com
2012-02-03

Mevlid-i Nebi ve Salavat Kampanyası

Hz. Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimizin doğum yıldönümündeyiz. Asr-ı saadet, sahabe ve tabiûn dönemlerinde olmayan "Mevlid Kandili" merasimlerinin ne zaman yapılmaya başlandığı üzerinde duracak değilim.

Şüphesiz faydalı faaliyetlerin de yapıldığı bu kutlamaların, bazen haddi ve maksadı aşan programlar şekline dönüştürüldüğünü de söylemeliyim. Bu gün ve geceleri, İslam'ı anlamaya ve Peygamberi tanımaya vesile kılmak güzel bir şey! Ama Kur'an'a muhalif ve Sünnet'e aykırı söz ve faaliyetlere göz yummak, elbette tasvip edilemez.

***
Mevlid Kandili münasebetiyle "Yok mu Salavat Çeken" adı altında bir kampanya açıldığını duyunca, "salavat"ın ne olduğu konusunu gündeme getirmek gerektiğini düşündüm.

Önce, halk olarak çoğumuzun bundan ne anladığını hemen söyleyelim: Hepimizin bildiği salavat, Peygamberimize salat-ü selam getirmektir.

Nedir salat-ü selam?

Pek çok çeşidi ve söyleniş biçimi olmakla beraber en yaygın olanı kısaca: "Allahümme Salli Ala Muhammed", yani "Allah'ım Muhammed'e salat et!" demektir.

Peki, salat nedir?

Kısaca; namaz, dua, rahmet, acımak, sevgi, destek, şanını yüceltmek… gibi daha pek çok manalara gelen kapsamlı bir kelimedir.

Müfessirler, bunu bildikleri için de, çoğu tefsir ve meallerinde kısaca "salat" deyip geçerler. Böylece, hata yapmamak için bu kelimeyi Arapça aslıyla kullanmayı tercih ederler.

Oysa, Kur'an okuyanların bu kelimeyle kast edilen mana ve maksadın ne olduğunu bilmeleri gerekir. Bu bilinmezse, o kelimenin hakkı verilmemiş, mana yanlış yerde kullanılmış ya da bazen hiç anlaşılmamış olabilir. Halbuki Kur'an, anlaşılmak için indiğini bizzat kendisi söylemektedir.

***
Kur'an'da çokça geçen salat kelimesi, mesela ekame fiiliyle birlikte geldiğinde hakkını vererek namaz kılmak manasınadır.

Mesela, Nur/41'de kuşlar için salat kelimesi, yaratılış amacına uygun hareket etmek anlamındadır.

Yine, Maide/12'deki salat kelimesi destek anlamında, 58'deki din ve dindarlık anlamında, 106'daki de davet anlamında kullanılmıştır.

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Şimdi de, Peygamberimize salat getirmekle ilgili ayete bakalım:

Ahzab/56'de: "Şüphesiz, Allah ve Melekleri Peygambere salat etmektedir. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve içtenlikle selam edin" buyurulur.

Burada geçen salat kelimesini, elbette namaz kılmak olarak anlayamayız. Allah'ın namaz kılması söz konusu olamaz.

Allah'ın kuluna dua etmesi de abes olduğuna göre, burada salat kelimesine dua anlamı da verilemez.

O zaman salat kelimesi farklı bir anlamda kullanılmış olmalıdır.

Belki, Allah'ın salatı rahmet, Meleklerin salatı da mağfiret veya dua olabilir. Böyle tefsir edenler olduğu gibi, başka manalar veren müfessirler de vardır.

Ancak en isabetli tefsir, buradaki salat kelimesinin desteklemek anlamında olduğudur.

O zaman ayetin manası şöyle olur:
"Şüphesiz, Allah ve Melekleri, Peygamberi desteklemektedir. Ey iman edenler, siz de onu destekleyin ve içtenlikle selam edin (tam bir teslimiyetle onun örnekliğine teslim olun!" demektir.

***
Böyle bir manaya delil var mıdır denecek olursa, aşağıdaki iki örnek buna yeterlidir:

İbn Kesir'de nakledildiğine göre, Kur'an'ı en iyi anlayanlardan Abdullah bin Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle diyor: İsrailoğulları, Musa'ya "(Yusalli aleyke) Rabbin seni destekliyor mu?" diye sordu. Musa'nın Rabbi de nida etti: "Evet, Ben de Meleklerimle birlikte tüm nebi ve resullerimi destekliyorum".

Gerçekten de, Allah Teala Hz.Musa aleyhisselamı İsrailoğullarına karşı destekledi ve inananlarla birlikte onu selamete çıkardı.

Yine, sahabeden Cabir'in eşi, Rasülullah efendimizden kendine ve eşine salat etmesini istedi. Rasulullah da ona: "(Sallallahu aleyki ve ala zevcik) Allah sana ve eşine salat etsin, diye dua etti."

Esasen, bu iki örnekle birlikte Kur'an'daki bazı ayetlerden de aynı anlama ulaşmak mümkündür.

Mesela, yine Ahzab 43'teki (Yusalli aleyküm ve melaiketühu) diye geçen ayette "Allah ve Meleklerin Müminleri desteklediği" anlatılmış, Bakara/157, Tevbe/99 ve103 gibi ayetler dikkate alındığında da, Müminler gibi peygamberlerin de vahiy ile desteklendikleri ortaya çıkmış olur.

Bu örnekler, Peygambere salat-ü selam getirmekle ilgili ayette geçen salat kelimesinin, Peygambere destek verme emri olduğunu, Allah ve meleklerin vahiy gönderip indirerek bu salatı yani desteği Peygambere yaptıklarını, müminlerin de fiili dua yaparak yani amel ve eylemlerle risalet mirasını destekleyerek bu salatı yapmaları gerektiğini göstermektedir.

Zaten, peygamber için yapılan dualar ve söylenen salavatlar, bu desteğin sözlü ifadeleridir. Geriye, Onun sünnetini ihya etmek ve nebevi bir hayatı yaşamak kalıyor. Bu da fiili destektir.

Ziyanı yok, bizler yine salavat kampanyalarına katılalım, binlerce salat-ü selam getirelim ama bunların onda biri, yüzde biri kadar da olsa, Peygamberin iki büyük mirasını Kitap ve Sünneti hayatımızın tümüne yansıtarak vahye ve risalete fiili destek vermeye çalışalım inşallah.

O zaman salat-ü selamlarımız kâl'den hâl'e dönüşecek, hayatımızda meyvelerini vermeye başlayacaktır. "Mevlid Kandili" ve "Salavat kampayaları" bu desteğe vesile olsun.



 
 
 
2012-03-10 14:36:18
Salavat -ı Şerife 2
Salavat' ın destek anlamına geldiğini yazar ifade etmiş. Ve bu yaklaşımını mutlaklaştırmış. Bu mübarek kelimeden ne anlaşılması gerektiğini yazar belirleyecektir. Bunu hangi sıfatla yapmaktaysa. Selefin bu kelimeyi anlamı ile değil sadece kelimenin kendisini değiştirmeden kullandığını da ifade etmiş

2012-03-10 14:33:28
Salavat -ı Şerife 1
Salavat-ı Şerifenin dil ile ifade edilmesi nedense sorun gibi anlaşılıyor. Ve dil ile söyleyenlere adeta "anlamını da" denilerek dar bir alanda değerlendirilmesi isteniyor. Hayırlar çatıştırılmaz.salavat-ı Şerifenin dil ile ifade edilmesi hayır cümlesinden mi dir.? Evet.

2012-02-05 09:09:43
abdulselam
sende mi ezbercilerdensin yoksa! tahmaszade'ye taktığına göre.. bence o doğru söylemiş; ölen amelleriyle gider ve onlarla hesaba çekilir, lanet filen okuyorsun aman ha o müslüman. kim diyor ki peygamberimize salat ve selam getirilmesin! sen de getir ama yazarın dediği gibi gereğini de yap!

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.