Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
H.Celal Güzel - Vatan
2012-02-05

Gerçek bir demokratın ardından

Sevgili okuyucularım, bu pazar sizlere bir demokrasi, ahlâk, fazilet ve dürüstlük âbidesinden, geçen salı günü Hakk'a yürüyen, merhum Mustafa Başoğlu'ndan bahsedeceğim.
Mustafa Başoğlu, gerçek bir halk çocuğuydu. Sağlık işçisi olarak geçirdiği gençlik yıllarından sonra, Türk-İş'e bağlı Sağlık-İş Sendikası'nı kurmuş, Genel Başkanlığına seçilmiş ve uzun yıllar bu görevi bîhakkın ifa etmiştir. Ancak O, diğer birçok sendikacıdan farklıydı. Sendikanın fonlarını, helâli haramı gözeterek, israftan kaçınarak dikkatle kullanmış ve hiçbir zaman o bildiğimiz sendika ağalarından olmamıştır.
AP milletvekili olarak Meclis'te bulunduğu yıllarda, bütün dürüstlüğü, cesareti ve azmiyle, millet iradesini, demokrasiyi ve işçi haklarını savunmuştur.
***

Mustafa Başoğlu, o bildiğiniz "aydınlar"dan da değildi. Hani, bol bol demokrasi ve insan hakları nutukları atan ama höt deyince kaçacak yer arayan; kendi milletinin, devletinin, tarihinin aleyhinde bulunmayı marifet sayan; milletini, halkını, insanını küçümseyen; yabancı ağızların hoparlörlüğünü yapan sözde aydınlardan olmaya tenezzül etmemişti.
Lâkin, Mustafa Başoğlu, kendisinin dahi fark etmediği kadar sade vatandaşın hislerine tercüman olmuş ve halkın sevgilisi hâline gelmişti.
Mustafa Başoğlu'nun bütün hayatı, inandığı doğruların mücadelesiyle geçti. 28 Şubat Dönemi'nde, hakkımdaki mahkûmiyet kararı üzerine bana gönderdiği destek mektubunda, "Birçok haksızlık, ancak mücadele ile yenilmiş, birçok hak yine ancak mücadele ile alınmış, korunmuş ve geliştirilmiştir. Eğer mücadele edilemeseydi, insanoğlunun birçok bakımdan gelişerek bugünkü seviyeye ulaşması gerçekleşemezdi" diyordu.
O, bu sözlerine uygun bir hayat yaşadı. Çok sevdiği ve değer verdiği ordunun siyasete müdahalesine daima karşı çıktı. 12 Eylül Dönemi'nde sendika başkanı olarak görüştüğü Cumhurbaşkanı Evren'e, sadece "Paşam" şeklinde hitap ettiğinde, sebebini soranlara, "Çünkü onun hak ettiği yalnız bu sıfattır" diye cevap vermişti. Gene aynı dönemde, Türk-İş'in "Anayasa referandumu"na destek bildirisine karşı çıktı.
28 Şubat Dönemi'nde, Türk-İş, DİSK, TOBB ve İşveren Konfederasyonları'nın, hiç sıkılmadan darbe şakşakçılığı yaptığı sırada, Başoğlu, tek başına, sendikasının başında, hiç korkmadan arslanlar gibi demokrasi mücadelesi veriyordu.
***

Mustafa Başoğlu'nun demokrasi ve insan hakları mücadelesinde, herkese örnek olmasını dilediğim çok önemli bir farklılık ve üstünlük vardır. Ne yazık ki, Türkiye'de demokrat geçinen ve insan haklarından yana olduklarını söyleyenlerin büyük çoğunluğu, millî ve manevî değerler konusunda duyarsızdır. "İnsan hakları" denilince, dış kaynaklı birçok sözde aydının aklına "etnik ve dinî bölücülük" gelir. İşte, Mustafa Başoğlu, kendi ifadesiyle, "yasaksız demokrasi" ve insan hakları ile "ülkenin bütünlüğünün korunması"nı, "millî ve manevî değerler"i çok güzel meczetmiş, vatansever, imanlı gerçek bir kanaat önderiydi.
O, insan haklarını ve demokrasiyi savunurken, inançlı bir Müslüman ve milletiyle iftihar eden bir Türk olduğunu aslâ unutmamıştır. Başta Kıbrıs meselesi olmak üzere birçok millî dâvâda daima ön saflarda mücadele vermiş; sendika başkanı olarak millî konularda sesimizi milletlerarası plâtformlarda duyurmuş ve uluslararası toplantılarda Türkiye lehine kararlar aldırmıştı. Nerede bir mazlûm, bir mağdur varsa, yanında mutlaka Başoğlu'nu görürdünüz.
Nerede bir ezan okunuyorsa, bayrak dalgalanıyorsa, altında Başoğlu bekliyordu.
***

O değişik bir demokrattı... O'nun, parası, pulu, gazetelerde, televizyonlarda köşesi, yabancı destekçileri yoktu. O, abdestli, namazlı bir demokrat, bir gönül adamıydı. Lâkin bu millet, aydın geçinen zırtapozların tamamını O'nun bir tüyüne değişmemiştir.
Mustafa Ağabey'e, Yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhu şâd olsun.

 
 
 
2012-05-18 00:13:43
allah gani gani rahmet eylesinj

2012-02-12 22:33:24
bu yazının başlığı gerçek bir iman erinin ardından olmalıydı.

2012-02-12 22:33:03
bu başlığa bu yazı?
ömründe hiç bir zaman demokrasiye inanmadı rahmetli. mücadelesi uğrunda demokratlıkta dahil bir takım markalara itiraz etmedi o. ama inanç bazında demokrat değildiki.

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.