Çocukluğumuzun öğretmenleri hem eğitir, kendisine teslim edilen küçükleri şekillendirir hem de müsbet bilgilerle şarj ederlerdi.
O dönemin sınıf dergileri de ha keza, amaçları küçükleri insan kalıbına oturtmaktı… Gerektiğinde kulağımı çeken, avucumun ayasına cedvelin keskin tarafıyla acıtıncaya dek indiren hocalarımı rahmet ve hürmetle anıyorum. Allah, mekanlarını Cennet eylesin…
En büyük şapkayı, hiçbir öğretmenimiz, Atatürk’e giydirmek gibisinden bir zırva yumurtlamazdı. En büyük şapkayı başı en büyük, en geniş çaplı olan insan kendi kafasına geçirirmiş...
Bu arada eğer vefat etmiş ise Hamdi Tüzmen başçavuşuma da Allah’ımızın rahmetlerini bol etmesini dualarım… Hiç unutmam, bir gün birliğimizdeki helaların birinde giderinin tıkanması sonucu ortalığın halini gösterip ‘Atila, bu nedir’ diye sorunca, ‘Başçavuşum, ne olacak, boktur’ deyivermiştim…
Ders veren bir üslupla, ‘Hayır, ekmektir onlar’ tarzında verdiği karşılık, benim bugün, mümin olsun kafir olsun, eski insanları takdirle yadedişime kılavuz olmuştur…
En büyük insan da, terini helalinden ekmeğine dönüştürebilen insanmış… Zaman gelir, niceliğinde rical görünenleri, lağımcılar, insanlıkta peşlerinde nal toplatır…
Yüzlerce binlerce yıllık camiler, kiliseler, yığma taşlarla meydana getirilen kemer köprüleri kimler inşa etmişlerse, onların nasıl yapılması gerekiyor ise öyle meydana getirmişler…
¥
Onbeş yıllık borulu doğalgaz sobamızı değiştirmek gerekti… Öğrendik ki öncelikle İtfaiye’den ‘baca temiz’ belgesi alacağız… Bunu takiben yetkili tesisatçılar bu sobayı yerine monte edecekler ve İGDAŞ’a bildirecekler…
İGDAŞ’ın yetkili teknisyenin gelerek sistemde kaçak kontrolü yapmasını bekleyeceğiz… Bunları takiben yetkilinin vereceği ‘sistem temiz’ raporunu sobamızın yetkili servislerine götürüp garanti belgesini imzalatacağız ve sobayı kullanmaya başlayacağız…
Emniyet kuralları böyle ve bu kurallara da can kurban…
Yetkili tesisatçı sobayı yerine bağladı. Bu işi kotaran işçi evimizi dipten doruğa kaçak kontrolünden geçirdi. Mutfaktaki ocakta belli belirsiz bir kaçak varmış, Allah’ın rızası bu işçinin üzerine olsun… Ocağı değiştirdik. Bir kontrol daha, asayiş berkemal… İGDAŞ’ın yetkili müfettiş teknisyenini beklemeye koyulduk…
İGDAŞ geldi, içeriyi adımlamadan kapının eşiğinde sobanın markasını sordu ve elindeki belgelere işledi… Bir kopyasını sobaların yetkili servisine iletmemizi bildirip gitti. Biz de kendisine teşekkür ettik…
¥
Dam üstündeki saksağanı andıran bu yazı için ‘kel alaka’ diyebilirsiniz…
İngilizce’de kişiler ve kurumlar arasındaki bilgi notları, muhatabının tam bilinmemesi durumunda, ‘to whom it may concern’ diye başlar. İlgilisi her kim ise anlamına geliyor. Bizlerin kültürümüzde ise böyle bir usul ve alışkanlığımızın bulunmamasından ötürü, bu şekilde başlamadık... Bu itibarla, gerçekten dam üstündeki saksağana benzedi. Hoşgörülerinize güvenerek…
¥
HAMİŞ: Kadim selametli kardeşlerim bir bölünme daha geçiriyor… Nizam ajans isimli yeni bir site kurmuşlar. Yeniden büyük Türkiye’nin, ‘yeniden büyük selamet’siz gerçekleşemiyeceği inancındayım.
Profesyonel hırs ve ihtirasların yerini amatörce inançlar alamadıkça, bu söylemlerin hepsi hayal olmaktan öteye gidemez.
Bu itibarla yeniden büyük selamet yolunu gözleyenlerin, diğerlerinin yanında ‘nizam ajans’a da göz atmalarında, hayır vardır, tavsiye ederim…
Selametçiler tek adamın arkasında kaldılar. O da tek
adamlığın gereği kendinden sonrası için kimseyi
yetiştirmedi. Şimdi başsız olarak çoğalıp çoğalıp
asimile olamaya doğru koşuyorlar
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155