Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ali Bulaç - zaman
2012-02-06

Selaheddin'i beklerken...

Moritanya asıllı Muhammed Muhtar eş Şankıtî'nin "Haçlı Seferlerinin Sünni-Şii İlişkilerine Etkisi" konulu doktora tezi Katar'da kabul edildi.


Bölgenin içinden geçmekte olduğu sürece tarihsel açıdan bakan önemli bir tez. Genel kanaate göre 12 ve 13. yüzyıllarda Şam bölgesi ve Mısır'da Şiiliğin gerilemesine yol açan önemli faktör Haçlı savaşları olmuştur. Sebep Sünni devletlerin Haçlı savaşlarına karşı İslam dünyasını savunmaları. Bu hem Sünni siyasetçileri öne çıkardı hem Şiiliğin, İran'a doğru kaymasına yol açtı.

Türklerin tarihte bölge sahnesine girip İslam dünyasında etkili rol oynamaları ve daha sonra askerî ve politik liderliği ele geçirmelerinin arkasında yatan asıl sebep de budur: Haçlı Avrupa'ya karşı İslam'ın hamilik rolünü üstlenmek.

1071'de Alparslan'ın Anadolu'yu fethi, Haçlı seferlerinin yönünü Anadolu'ya çevirdi. 1095-1291 arası iki yüz yıl boyunca Türkler Haçlılara karşı savaştılar. Şiilerin zorlandığı yerlerde, Sünnilerin yardımıyla Haçlıları püskürttüler. Bu daha sonra hem Osman Bey'in hem Selaheddin Eyyubi'nin temel politikasını tayin eden parametre olacaktı.

Şankıtî, başka bir perspektiften bakıp tarihî hafızadaki bölünmeyi açıklamak üzere Sünni ve Şii çağdaş yazarlara atıfta bulunuyor. Sünnilerden Şakir Mustafa ve Muhammed Ali es-Salabi, Şiilerden Salih el-Virdani ve Hasan el-Emin, başvurduğu yazarlar. Şankıtî'ye göre mezhep çatışması, Selefi söylemin baskın gelmesi ile çağdaş Sünni kültürde gözlenen "Hanbelileşme"den, Şii kültürde İran Devrimi'nin ortaya çıkardığı patlayıcı siyasi hareketler aracılığıyla görülen "İsmailileşme"den ve tarihi okumada mutlak yayılmacı görüşün baskın gelmesinden kaynaklanmaktadır. Dış tehdit söz konusu olduğunda iki mezhep müntesipleri hep işbirliği içinde olagelmişlerdir.

Şankıtî, tezinin "Birlik Hissi: Sünniler ve İmamiye Şiası Haçlılara Karşı" başlıklı üçüncü bölümünde Ehli Sünnet ve İmamiye Şiası'nın, bugün yaygınlaştırılan mezhepçi söylemin aksine Haçlılara karşı tek bir safta savaştığını açıklıyor ve Trablus örneğini getirerek şöyle diyor: "İmamiyye Şiası'ndan emir Fahru'l Mülk İbn-i Ammar, Haçlıların Trablus'u 7 yıl kuşatmasına Şam ve Humus'taki Sünni liderlerin desteği ile karşı koydu."

Halep örneğinde de yine İmamiyye anlayışa sahip bir kadı olan Ebu'l Fadıl Bin Haşşab'ın Mardin'den Sünni bir orduyu Haçlı güçlerine karşı Sermada Çatışması'na götürdüğüne dikkat çekiyor: "Şam ve Humus Sünnileri Askalan Şiileriyle bir olarak Haçlılara karşı birden çok savaşa girmiştir. Ayrıca Selahattin Eyyubi'nin Halep ve Şam'daki İmamiye Şiası ile güçlü ilişkileri vardı. Öyle ki bu güçlü ilişki, Şii tarihçi İbn Ebu Tay'ın Selahattin Eyyubi'nin hayatını yazan ilk kişi olması sonucunu doğurmuştur."

Tarihte, Sünni-Şii ayrımının pek işe yaramadığı anlaşıldığında birlik ve ittifak kuruldu, bu sayede Haçlılar bölgeden çıkartıldı. Bunun aktüel örneği bugün İslam dünyasının geniş kapsamlı bir işgal ve hegemonik baskı altında olmasıdır. Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar vd.; Sünniler ve Şiiler arasında ittifak kurulmadıkça bu zillet hali devam edecektir.

Mezhep ve etnik çatışmalar güç kaybına yol açar. İslam dünyası Sünni ve Şii iki ana kutba bölünürse, bu bizim felaketimiz olur. Oysa gerek Türklerin Haçlı savaşlarında gösterdikleri dirayet, gerekse Osman Bey'in Bizans politikası ve Selaheddin Eyyubi'nin Şiileri ve Sünnileri İslam ortak paydasında toplayıp asıl hedefi Kudüs olarak belirlemesi, bugün de çıkış yolunun "İslam ortak paydası"nda ve "İslam birliği"nde (İttihad-ı anasır-ı İslam) yattığını göstermektedir. İran Şiiliği, Mısır ve Suudiler Sünniliği, Türkiye laikliği bayraklaştırırsa hepsi kaybeder.

Selaheddin laik değildi, Alparslan gibi Haçlı komutana saygı gösterdi; Kudüs'ün fethinden sonra Yahudi ve Hıristiyanların din ve vicdan özgürlüklerini gözü gibi korudu. Sünniliği ve Şiiliği "İslam ve ümmetin vahdeti" bayrağı altında topladı; bu bayrağın dalgalandığı Daru'l İslam'da Allah'ın "aziz (üstün ve izzetli)" isminin tecellisine hizmet etti.

Bugün de İslam dünyası Alparslanları, Osman Beyleri, Selaheddinleri bekliyor.

 
 
 
2012-02-07 01:46:53
gözünüz aydın
işte o bahsedilen fatih,15/05/2008 tarihinde doğdu.gözümüz aydın inşaallah

2012-02-06 15:14:20
Mezhepsiz Ali Bulaç
Bir mezhepsizin sözü delil değildir. Biz ibni Alkaminin ve onun torunlarının cibiliyetini biliyor. Ümmeti asırlardır arkadan bıçakladığınıda çok iyi biliyoruz. Ali bulaçın martavallarına karnımız tok.

2012-02-06 09:05:33
Hakk İşitiltikten Sonra Mazeret Kalmaz
Şii sünni kardeştir ihtilaf çıkaranlar şii sünni değil Rabbimiz düşmanları kafirler münafıklar ve pıyonları çıkarcı din ticareti yapan bidatçilerdir her kes biliyor ki asıl sorun işgalci ABD ve pıyonları BOP'çu münafıklardır Rabbimizin laneti hakkı işittiktan sonra fitne yapanlara olsun

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.