Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad babası gibi bir zalim ve diktatördür. Suriye’de akan kan biran önce durmalı ve halkın istediği devrim gerçekleşmelidir.
Daha öncede dile getirdiğim gibi buraya kadar Suriye halkının istediği meşru bir haktır ve desteklenmelidir. Ancak kafa karışıklığına sebep olan bazı sorular Ortadoğu’nun geleceği açısından bir tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır.
Önce son gelişmelere bir göz atalım;
Suriye Ordusu’yla Özgür Suriye Ordusu'nun kalesi olan Homs şehrinde çatışmalar devam ederken, Esad yönetiminin Mevlid Kandili’nde katliam yaptığı ve 200 kişiden fazla sivilin öldüğü duyuruldu. Suriye yönetimi de böyle bir katliamın kesinlikle olmadığını ileri sürerek, videosu yayınlanan kişilerin silahlı güçler tarafından kaçırılarak öldürülen yönetim yanlısı Suriyeliler olduğunu iddia etti.
Bir başka kaynak ise Suriye'de Beşar Esad karşıtı göstericilere PKK'nın Suriye'deki örgütlenmesi olan PYD taraftarlarının saldırdığını öne sürdü. Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilatı, Esad yönetiminin Humus'ta yaptığı katliamlardan sonra uluslararası kamuoyuna müdahale çağrısında bulundu. ABD, Şam'daki büyükelçiliğini kapattı, İngiltere ise Şam Büyükelçiliğini geri çağırdı. Obama bir kez daha Suriye’ye askeri müdahale seçeneğini gündeme getirdi.
Sorumlular kim olursa olsun olan masum Suriye halkına oldu!
Ortaya çıkan iç savaşla birlikte yaşananlar Suriye'de yolun sonuna gelindiğini gösterirken, yeniden mezhep ve etnik çatışmanın fitili de ateşlenmek isteniyor.
Rusya’dan İsrail’e kadar çıkar hesaplarının yapıldığı bir ortamda konu Suriye’de düğümleniyor.
Bir yandan ABD gemileri Hürmüz Boğazı’ndan girmeye çalışırken, Rusya’da savaş gemilerini Suriye’nin Tartus limanına demirliyor.
Bırakın bölgeseli küresel bir savaşın çıkma ihtimali bile bulunuyor.
Bu noktada önemli bir aktör olan Türkiye’ye ise önemli bir görev düşüyor. İşte kafa karışıklığının bir ucu da burada başlıyor;
Sorunların çözümünde başta hakem rolünü üstlenen Türkiye, Hama katliamını yapan baba Esad’dan bu yana kendi halkına silah doğrultan Beşar Esad yönetiminin kolay bir şekilde düşürülemeyeceğini bilmiyor muydu? Yani bazı ülkeler Esad rejiminin birkaç hafta içerisinde düşürüleceğini söylerken Türkiye buna inandı mı?
Bir yanda Irak öte yanda İran ve Lübnan tam karşısında da İsrail, ABD ve batılı ülkeler… Bu yol ayrımında Türkiye hangisini seçecek? Hangisi olursa olsun yapılacak seçimin iki ülke insanına geri dönüşümü ne olacak? Bunun hesapları önceden yapıldı mı?
Irak ve Afganistan işgalinden payını alan İsrail ve ABD’nin Suriye’deki kanı durdurmak istediğine gerçekten inanıyor musunuz?
Suriye’ye gerçekleştirilecek olan bir dış müdahale de daha fazla kan akmayacağından emin misiniz?
Bu sorular bir yana peki ne olacak?
Esad rejimine karşı uluslararası tepkiler bir yandan devam ederken, Türkiye’nin öncülüğünde İran, Irak ve Lübnan’ın da katılacağı bir komite başta Beşar Esad olmak üzere muhalefeti masaya oturtup akan kanın durdurulması için baskı yapmalıdır. Ardından ise Baas rejimi yerine halkın özgür seçim yapabilmesinin yolları aranmalıdır.
Kolay mı? Asla…
Ne var ki Hamas ve El Fetih’inde anlaşması imkânsız gözüküyordu. Son gelen duyumlar Hamas ve El Fetih’in Mahmud Abbas'ın başkanlığında ulusal birlik hükümetinin kurulmasında anlaştığı yönünde...
Velev ki çok zor!
Ama endişeler peşimi bırakmıyor…
Çünkü biliyorum ki ABD ve İsrail’in olduğu bir yerde kan durmak yerine daha fazla akar!
bunu biliyoruz esasen sizin takkiyecilik denen o iki yüzlülük kalpteki gizlilik sahabe düsmanligini ehli sunnetin yaninda gizlemekten gelir tekkiyeciligi kandirmak icin kesfetiniz. halbuki bas gideceksede hakk haykirilacak. Bilali Habeshi kayalar altinda Lailaheillalah dedi.sahabe düsmanli
Allah, kalbinde gizlilik olandan korusun bak ne iyi iste kendin demissin.takiyecilere asla güven olmaz cünkü kalp mutmain olmaz. nederse ne konusursa takkiye yapiyordurdenilecektir ancak Allah c.c birdir dersen Amenna derim.ne dersen takiyedir denilecek.cevabina gene takkiyye yapiyor diyecegim.
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155