Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Fatih Uğurlu
Halil İbrahim Sofrası
fatihugurlu53@gmail.com
2012-02-08

Vicdan ile cüzdan arasında sıkışmak!

1946 yılında Demokrat Parti kuruluyor. Bunu hazmedemeyen devrin tek partisi CHP, var gücü ile bu yeni fidana saldırıya geçiyor. Maksat, neşv-ü nema bulmadan bu partiyi yıldırmak ve kepenk indirmeye zorlamak. Tabii bunun için en önemli baskı aracı valiler.

Zira devletin bütün imkanlarını kullanma yetişkisine sahip valiler tamamen CHP’nin emrindedir. Vur... Vur, kır... Kır! Tabii valiler seçilirken kişilik zafiyeti olan, kullanılmaya müsait şahsiyetler, öncelikli olamak şansına sahiptirler. Bu valilerden biri, yeni kurulan Demokrat Parti mensuplarına adeta kan kusturur.

Böylece İsmet Paşa’nın gözüne girmeye hak kazanmaktadır. Gün olur, devran döner ve 1950 yılında beyaz devrim gerçekleşir. Artık Demokrat Parti eze eze iktidarı ele almıştır. Oyun yeniden kurulmaktadır. Bu arada ilginç bir gelişme yaşanır.

Daha önce 1946’oda Demokrat Parti’ye devletin bütün imkanlarını kullanarak zulümlerden zulüm yaşatan o valinin terfian daha büyük bir ile tayini gündeme gelmiştir. Bütün Demokrat Parti teşkilatı ayağa kalkmıştır. Bu tayin asla olmayacaktır, olmamalıdır! Mesele en sonunda Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a ulaşır. Celal Bayar, kendisine gelen DP’nin ileri gelenlerinden olşuan heyete şu açıklamayı yapar:

- Bu tayin kesinlikle olacaktır. Ben böyle istiyorum. Zira artık benim o valiye yaptıramayacağım hiç bir kötülük yoktur.

Tayin jet hızıyla gerçekleşir ve gerçekten de o vali, bu defa görev yaptığı ilde CHP’lilere kan kusturur. Bayar, gayesine ulaşmıştır.

Aradan uzun yıllar geçer, Anasol-D hükümeti denilen bölük-pörçük koalisyon iktidardadır. Başbakan Bülent Ecevit, 28 Şubatçıların önünde diz çökmüş, teslim olmuş ve iktidar mührünü onlara teslim etmiştir. Sahibinin sesi gibi Genelkurmay’dan ne talimat verilirse ertesi günü medya önünde ya da Meclis’te tekrarlanmaktadır. Önce Meclis’te halkın oyları ile seçilen Merve Kavakçı’ya bir düşmana saldırır gibi saldırıya geçer:

- Bu kadına haddini bildiriniz!

Sonra günlük olarak aldığı talimatları uygular. Hedefte bu sefer Milli Eğitim ve öğrenci yurtları vardır. Okullarda, bilhassa da İmam Hatip liselerinde alabildiğine bir kıyım sergilenir. Ardından öğrenci yurtları... Hemen müfettiş ablukasına alınır bu yurtlar. Gerisini sağduyu sahibi, bu milletin değerleri ile barışık bir müfettiş dostumuzdan dinliyoruz:

- Bir yurdu teftiş ettik, kütüphanesi halıfleks kaplıydı. Hem de o güne kadar müsbet bildiğimiz bir müfettiş arkadaş bir rapor yazdı. Raporda zehir-zemberek tesbitler vardı. “Kütüphane halıfleks kaplı olduğu için irticai faaliyete müsaittir.” Ezcümle halıfleks kaplı olduğu için burada namaz kılınmakta idi.

Direkt olarak namazı zikretmeyen müfettiş, üstü kapalı olarak bunu yukarıdakilere gammazlıyordu. Ve bu rapora dayanarak o yurt ve pek çok yurt maalesef kapatıldı. O arkadaşa çok yalvardık ama sonucu değiştiremedik. Arkadaş ödül olarak müdür yapıldı. Biz de bu vesile ile aramızdaki çürük bir arkadaşı tanımış olduk.

İşte size iki olay aktardım. Bu olayların kahramanlarına, daha doğrusu sahte kahramanlarına halkımız “Her devrin adamı” gibi bir yaftalama yapmıştır. Onlar da vicdanla cüzdan arasında bir tercih yapmışlar ve cüzdanda karar kılmışlardır. Allah, cümlemizi bu kiralık katillerden korusun...


 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.