Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Mehmet Barlas - Sabah
mbarlas@sabah.com.tr
2012-02-08

Siyasetçilerin her cümlesine kendimizi kaptırmayalım

Televizyonda hava durumuna ilişkin haberleri izleyen minik Ayşe, mutfaktaki annesine koşar...
-Anneciğim, balkonlardan öldürücü soğuk dalgası geliyormuş, der...
Dil bilgisi ve yaşam deneyimi çok az olan bir miniğin "Balkanlar"ı "Balkonlar" diye anlaması doğaldır.
Ama bunca deneyim yaşamış ve her biri adeta siyasal bilimci olmuş bunca yorumcunun, siyasetçilerin her cümlesine takılıp, bunların tümünü gerçek düşünceleri yansıtıyorlarmış gibi değerlendirmeleri daha çocukça bir davranış değil midir?
Siyasetin hiç unutmamamız gereken gerçekleri var.
Birincisi siyasetçiler diğer insanlara benzemezler.
Rahmetli Turan Güneş "Bizim vücut salgılarımız bile farklıdır" derdi.

Farklı ilişkiler
İkincisi,siyaset dışı mesleklere mensup insanların birbirleriyle ilişkileri ile siyasetçilerin birbirleriyle ilişkileri çok farklıdır.
1975'te 1'inci Milliyetçi Cephe Koalisyonu kurulurken, Demirel'e sormuştum:
- Koalisyon kurmaya çalıştığınız partilerin sözcüleri yakın geçmişte sizin hakkınızda çok ağır sözler söylediler. Bunlarla nasıl bir araya gelebileceksiniz? Demirel bu sorumu gülerek dinlemiş ve şu cevabı vermişti:
- İki asker veya iki doktor ya da iki gazeteci birbirlerine hakaret ederlerse, bir daha görüşmezler. Ama bir gün birbirlerine hakaret eden siyasetçiler ertesi gün kol kola giremezlerse, demokrasi yürümez...

Koalisyonlar nasıl kurulur?
Demirel'in bana hatırlattığı bu gerçeği bir Fransız özdeyişi "Cumhuriyetin hafızasının güçlü, demokrasinin hafızasının da zayıf olması gerekir" şeklinde formüle eder.
Aktif siyasetin dışında bulunan ama kendilerini siyasetin içinde sanıp bir tarafa yakınlık hisseden yorumcuların bu gerçekleri unutmamaları gerekiyor.
Birbirlerine en karşıt siyasi kampları simgeleyen Ecevit ile Bahçeli koalisyon kurabiliyorlar.
Ama onların geçmiş kavgalarına taraf olan yorumcular, birbirleri ile kan davalıymış gibi, kendilerini meslektaşları ile nefret dolu ilişkilere mahkûm ediyorlar.
Bugün de durum farklı mı sanki?
Erdoğan'ı en ağır ifadelerle konuşmalarına konu eden Deniz Baykal, şimdi aile boyu ziyaretler yapıp, Erdoğan'la dertleşmiyor mu?
Aynı Baykal, Erdoğan'ın siyasal haklarına kavuşması için Anayasa değişikliğinde AK Parti'nin yanında yer almamış mıydı? Şimdi de Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasındaki söz düellolarına kapılanların, kendilerini aktif taraf konumuna koymaktan kaçınmaları şarttır.

Siyasetin sonuçları
Eski ABD Başkanı Nixon "Bir siyasetçinin siyasi olmayan konuşma yapması mümkün değildir" demiş zamanında.
Bir de müteveffa Çin lideri Mao'nun şu sözünü hatırlayalım:
- Siyaset kan dökülmeyen savaştır, savaş ise kan dökülen siyasettir. Kısacası kendimizi siyasetçi zannedip, siyasetçilerin her cümlesine kaptırmayalım kendimizi.
Özellikle de siyasi kamplaşmaların güncel rüzgarına kapılıp, arkadaşlıklarımızı ve mesleki birlikteliklerimizi ziyan etmeyelim.
1871-1945 arasında birbirleri ile boğaz boğaza üç kez savaşan Fransa ve Almanya'nın şimdi ortak para birimi euroyu kullanmaları, siyasetin eseri değil midir?

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.