Yönetmen İsmail Güneş, "yer üçlemesi"nin son parkurunda "töre cinayetleri"ni anlatmış. "Ateşin Düştüğü Yer" ismini taşıyor son filmi.
"Kadına yönelik şiddet"le mücadelede önemli aşamalar katedildiği halde gün geçmiyor ki; yeni bir yaraya da daha eşlik etmeyelim. Geçenlerde "11 yaşındaki E.Y"nin içler acısı öyküsüne fütursuz bir şekilde eşlik edişimiz bunun en canlı örneklerinden... Kızını ajanlık yaptırtacağı gerekçesiyle bir yabancıya teslim eden ailenin sorumsuzluğu mu, aradan geçen yedi sekiz yıldan sonra, kızı tekrar bulup gittiği okula kadar deşifre eden gazeteler mi, güya mozaikleyerek E.Y'yi sürmanşetten posterleştiren medya dili mi... Nereden baksanız, tam bir orman şarkısı, "baltalar elimizde uzun ip belimizde"...
"Kadına ve Çocuğa Yönelik Şiddet" konusunda medyada çarpışan iki tez var: Haber değeri ve haberin veriliş kodlarındaki etik dil. Herhangi bir sorumluluk, mahremiyete saygı veya etik mesafe gibi değerlerden uzak bir şekilde, kaba saba işler çeviren aceleciliğin ismi; "ama haber değeri var"a çıkıyor maalesef... "Medyasofa" gibi kadın grupları, bu konudaki etkin duyarlılığını yakinen takip ettiğimiz Bakan Fatma Şahin'in dikkatini, medya diline çekiyor...
Okuduğunuz bir haber, şayet ismi harflerle işaretlenen mağdurlardan bahsediyorsa, kalbiniz titresin ki orada bir çocuk yatar... İsmi telaffuz edilmekten imtina edilen o çocuk, aslında sizin çocuğunuz da olabilir. Bu haberleri, empatik yakınlaştırmayla okuduğunuzda, acı, başkasının seyirlik acısı olmaktan çıkıp, kalbinize değen bir hale gelir...
***
"Ateşin Düştüğü Yer" de tam bu empatiyi kuruyor. İçimizdeki öldürmey
le yaşatmaya dair yatkınlıkları gözden geçiriyor. Aniden hastalanan kızlarını doktora yetiştiren ana-baba, evlatlarının kalp hastası olduğunu öğrendiklerinde darmadağın olurlar, ama onları asıl paramparça edecek bilgi, kızlarının aynı zamanda hamile oluşunu öğrenmeleriyle gelecektir... İlkin kızlarını yaşatmak için deli divane olan aynı ana-baba, bu kez de kendilerini töre gereği infaz geleneğinin içinde bulacaklardır... Ardından baba-kızın çıktığı ölüm yolculuğunda yaşanan med/cezirler... Çocuk/kadının kendisini korumaktan aciz ve yaşayabileceği tüm zorlukları hiç de düşünmeden atıldığı bir macera... Öte yandan kızına cidden düşkün olan bir babanın, öldürmekle yaşatmak, onur-la hicran, öfkeyle merhamet arasında gidip gelen sınavı... Tam bir psikolojik gerilim hattında, şiddetin katmanları arasında geçişler...
Doğrusu ezberleri bozacak bir film... Hemen her karesi bir ressamın titizliğiyle kadraja yansımış, sizi içinizdeki şiddet ve merhamet salınımlarıyla yüzleşmeye davet eden bir teklif... İsmail Güneş'in stüdyosunda filmi izlerken, allak bullak oldum... Filmi seyreden diğer kadın gazeteciler de, ölüm/kalım sarkacı içinde, hem kendi toplumsal yapımız hem de iç dünyalarımızdaki şiddet yatkınlıklarıyla burun buruna gelmiş olmanın, vicdani hesaplaşmanın çemberinden geçtiklerini ifade ettiler... Töre ve onur cinayetleri, üstü örtük, tekinsiz ve kontrolsüz bir ala-cakaranlık kuşağı gibi.
***
Tunuslu düşünür Gannuşi'nin "Kadın" adlı kitabında "kadına yönelik şiddet"i eleştirirken kurduğu ciddi bir bağlam var; kadın ve çocuğu iptal eden bakış açısı, isterse gelenek adına ikame ediliyor olsun, bizi hiç de farketmeden ırkçılık gibi ağır bir nefret suçuna yakınlaştırır... Gannuşi'ye göre bugün kadını, kızı, çocuğu ezen ve hakir gören, hakkını hukukunu teslim etmeyen bakış, yarının patetik ırkçı bakışını da besleyen ana damarlardan birisidir...
TRT'nin toplumsal barış adına attığı önemli adımlara kadına yönelik şiddete dikkat çeken bu tip filmleri de eklemesini, sosyal sorumluluk çerçevesinde topluma kazandırmasını bekleriz.
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155