Eskiden çamaşır makineleri yoktu. Hanımlar, hafta sonları evde ne kadar kirli çamaşır varsa, toparlayıp elleriyle yıkarlardı. Daha sonra merdaneli çamaşır makinaları çıktı, çamaşırlar burada yıkanıyordu ama hanımlar makineyle birlikte çalışırlar, ciddi anlamda vakit harcarlardı. Bulaşık makinesi olmadığından, kalabalık ailelerde bulaşıklar dev gibi yığılır evin hanımı vaktinin bir kısmını bulaşıklar için ayırırdı. Eskiden ulaşım daha zordu şimdi istediğiniz aracı seçebilir ve kısa sürede istediğimiz yere gidebilirsiniz. Eskiden cep telefonları yoktu, insanlar ancak akşam eve geldiklerinde yakınlarını arayabilirler ve çoğu zaman ulaşamazlardı. O zamanlar teknoloji bu kadar gelişmiş değildi ama insanlar, zamanı kullanmakla ilgili sorunlarından bahsetmezlerdi. Gündelik hayatlarını iş akışına göre düzenleyen insanlar istediklerinde kitap okuyabiliyorlar, akraba ziyaretleri yapabiliyorlar çocuğun dersleriyle ilgilenebiliyorlar, kendilerine vakit ayırabiliyorlardı. Şimdilerde her şey kolay.
Çamaşırı çamaşır makinesi, bulaşığı bulaşık makinesi yıkıyor. Hanımlar eve temizlikçi alıyorlar, halılar evden alınıp yıkanıyor. Çocuklar bilgisayar vasıtasıyla bilgiye daha kolay ulaşabiliyorlar. Ayrıca etüt merkezleri ve okullarda verilen ek derslerle sorunlarına çözüm bulabiliyorlar. Ulaşamadığınız yakınınıza cep telefonuyla ya da internetle daha rahat ulaşabiliyorsunuz. Ama hayatımızı kolaylaştıran bunca araçlara rağmen insanlar zamanın yetmediğinden, vakit darlığından okumaya fırsat bulamadıklarından, akraba ziyareti yapamadıklarından söz ediyorlar. Gerçekten teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı. Bu bir gerçek. Peki neden karşılıklı konuşmaya, okumaya ya da sevdiğimiz işleri yapmaya vakit ayıramıyoruz? Çünkü, hayatımız kolaylaştıkça, biz daha da tembelleşiyor ve her şeyi hazır elde etmeye çalışıyoruz. Hazırcılığa alıştık. Sabırlı olamıyoruz çünkü bize hızlı olan ve baskın gelen başarır düşüncesini lanse ediyorlar. Giderek makine gibi çalışan bir karaktere büründük. Bu araçların bir versiyonu gibi olduk. İyi de böyle kalacak değiliz. Öyleyse ne yapabiliriz? Bunun için öncelikle teknolojiyi doğru kullanmalı ve vaktimizi programlı hale getirmeliyiz. Makinalardan ayrı bir varlık olduğumuzu unutmamalı ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz.
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155