Fenerbahçe’nin yeni transferi Musa Sow’un gol attıktan sonra çimlere uzanıp secde etmesi medyada tartışma konusu olmuş.
Her ne kadar onun ismi Moussa diye yazılıyorlarsa da, ben özellikle Musa diyorum ki, bir peygamber ismi olduğunu cümle âlem bilsin.
İngilizce yazım sebebiyle yanlış telaffuz edilen o kadar çok isim var ki, aslında çok iyi bildiğimiz bu isimler, yazılışına bakıp söylenirken çok gülünç oluyor! Bazen de çok yakışıksız telaffuzlar ortaya çıkıyor. Buna tek bir örnek vererek asıl konuya geçeyim.
Kayserispor’da oynayan ve Karim Ziani diye yazılıp Kerim Zeyni diye okunan futbolcunun ismini acemi adam “Karım Zânî” diye okuyor! Acaba karısı duysa bu adama ne der?! Bunun gibi daha nice potlar kırılıyor! Onun için, bizim Musa’yı da başka türlü okumaya çalışmanın anlamı yok!
Bir takım çevreler, Musa Sow’un secde etmesini tenkit edip yadırgadıklarını dile getirmişler. Halbuki, benzer hareketler batıda çok normal karşılanıyor. Seyredenler bilir; Hıristiyan sporcular da gol atınca istavroz (haç) çıkarıyorlar. Hatta, maça başlarken de maçtan çıkarken de aynı hareketi yapıyorlar. Kimse de “bunlar ne yapıyor?” demiyor, aksine alkışlayıp destek veriyorlar.
Bizde ise, bir sporcunun dindar olması olağan dışı sayılıyor. Olanlarsa, dışlanıyor, çağdışı ilan ediliyor. Namaz kılmaları, oruç tutmaları, hatta umreye hacca gitmeleri olay oluyor, dile dolanıyor!
Kulüplerdeki yöneticilerin bu oyunculara karşı olumsuz tavırlarını da sadece oyuncular değil, artık cümle alem biliyor. Hatta dindarlıkları sebebiyle kulüpten bileti kesilen başarılı oyuncuların acı hikayelerini dinlemiş, okumuşuzdur.
Ribery, Anelka, Henry…vb. gibi Musa Sow da Müslüman bir futbolcu. İnancını fiilen yaşamak istiyor. Bunun için de, Kulüp yetkililerinden bir talebi olmuş.
Demiş ki: "Tesislerde dini vecibelerimi yerine getirmek istiyorum. Eğer uygun bir oda mescit olarak hizmet verirse sevinirim."
Bu talepten anlaşılıyor ki, koskoca Fenerbahçe imparatorluğu’nun çok donanımlı modern tesislerinde küçücük bir mescit bile yok!
Transferine milyon dolarlar harcanan bir futbolcunun bu talebi herhalde karşılıksız kalmaz.
Ama burası Türkiye! Belli olmaz, bakarsınız; “burası ibadet yeri değil, top oynama mahallidir, önce futbol!” deyip talebi askıya da alınabilir.
Öyle ya, Saraçoğlu Stadyumu’nu “futbolun mabedi” ilan edenler, başka bir mabedin tesislerde bulunmasına sıcak bakmayabilirler!
İnşallah, Kulüp yetkilileri tesislerin şanına uygun bir mescidi hizmete açarlar da, bu karamsar ve ümitsiz niyetimizle bizi mahcup ederler!
Dindar Savcı
Ereğli’de görev yaptığım için ilgimi daha çok çekmiş ve haberi ilk aldığım an yüreğim yanmıştı. Doğubayazıt Cumhuriyet Savcısı Hakan Kılıç’ın oruçlu iken şehit edilmiş olduğunu öğrendim.
Yüzündeki tebessüm ve simasındaki eser, alnı secdeli bir Müslüman olduğunu gösteriyordu zaten. O dindar bir savcı imiş demek ki.
“Dindar nesil” tartışmalarının yapıldığı şu günlerde umarım bu durum kamuoyuna anlamlı bir mesaj olur. Yüce Rabbim rahmetiyle muamele etsin ve yerine hayru’l-halefler ihsan etsin.
Ailesine ve Müslümanlara sabr-ı cemil ile başsağlığı diliyorum.
Hem gulduren hem de dusunduren bir kose yazisi olmus. Elinize saglik. Fanatik Fenerlilerin yorumlarina uzulmeyin. Insaallah gosterecekler haftaya fenere orası mabed yerimi matem yerimi.
sayın yazar ılk basta ısımlerle alakalı söyledıklerınızı yüzde yüz katılıyorum osman a ozmın diyenlerde vardı fakat saraçoğlunda mescit trubınlerde taraftarların ıstegı dogrultusunda var hemde trıbunde gelın görün doğruya doğru yanlışa yanlış ha futbolcular içinde yapılacak onuda söleyımdee
Fenerbahçe Spor Kulübü nde, hem tesislerinde, hem de stadında ibadethaneleri mevcuttur. Hatta gayrimüslim futbolcular için tesislerde ufak bir şapel dahi bulunuyor. Ama bunları yayınlamak, bu gazeteci geçinen yazar için olumsuz olacağından diğer hakaret içeren yorumlar daha önemli değil mi? :))
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155