Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Rahim Er - Türkiye
rahim.er@tg.com.tr
2012-02-09

Kanı durdurmak

Önceki akşam, saatler 22.00'a yaklaşırken bir acil/flash haber, haber merkezlerini salladı. Bazı tv'ler yayını kesip haberi duyurdular. Eski MİT müsteşarı Emre Taner, yeni MİT müsteşarı Hakan Fidan ve yardımcısı İstanbul özel yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından ifadeye çağrılmışlardı.
Önce bir dinleme olayı.
Sonra dinlenenlerin konuşmalarının internete düşmesi.
Ve ardından sökün eden bu gelişmeler.
Devletin MİT ve diğer ilgili birimleri eliyle Kürt terör eylemlerinin karar kadrolarıyla görüştüğü artık bir sır değildir. Peki öyleyse halef-selef MİT müsteşarlarının 'şüpheli sıfatıyla' ifadeye çağrılması neyin nesi? Devletin bir iç hesaplaşması mı? Birileri, bir yerler hükümeti zora mı sokmak isteğindeler?
Dinleme ve ardından internet yayını savcılığı harekete geçmeye mecbur etmiştir. Savcı, kanun neyi emrediyorsa onu yapmakla mükelleftir. Tezat şurada, bir tarafta görüşme yapılmakta. Diğer taraftan bu iş suç sayılabilmekte. Görüşmeler gizli. Suç sayma ise aleni. O zaman ortaya devletin kendi kendisiyle hesaplaşması gibi bir manzara çıkmakta.
Hiç şüphe yok ki bu netice, göze alınarak Oslo müzakereleri ve diğerleri yapılmıştır, yapılmaktadır. Burada aklı selimle kanunun lafzı, hatta belki ruhu çatışmakta. Aklı selim, kanı durdurmak için her teşebbüsü meşru, haklı ve isabetli bulurken kanun, koyduğu disiplinlerin ihlalinin hesabını sorar.
Bu ülkede çeyrek asrı aşkın bir zamandır kan akmakta.
Akan kan, bu devletin vatandaşının kanı.
O vatandaş bazen Türk'tür, bazen Kürttür.
Her iki halde de kaybeden Türkiye'dir.
Muhtelif yaşlarda vatandaşlarımız ölmekte, yaralanmakta. İnsanın aklına geldikçe içi yanıyor. Şayet şu bölücü terör olmasaydı Türkiye, şimdi dünya kalkınmışlık sıralamasında daha güzel bir yerde olurdu. Bugün 17-16 aralığındayız. Eminiz ki milyon dolarlar, dağlara taşlara gömülmeseydi bugün büyük ihtimalle 13-14'lerdeydik.
Terör yüzünden maruz kalınan ölüm sayısı 100 Bin civarındadır. Acı, çok, ama çok acı hakikat şudur. Türk, kaybını şehit saymakta. Türk'ün kaybı asker, polis. Kürt de kaybını şehit saymakta. Kürdün kaybı diğer unsurlar için terörist iken Kürtçüler için 'gerilla!'dır.
Dram büyük....
Çok soğukkanlı olmak ve soğukkanlı bakmak gerekiyor. Eski yeni MİT müsteşarlarının savcılığa çağrılma tarihi de ilginçtir. Bu sarsıcı adli vak'a, Kürtçü partiden bir bayan vekilin grup konuşmasında ana dilde eğitim için referandum istediği gün meydana geldi.
Kanı durduracak her adım meşrudur. Bir yerde silahların denize atılması, yaraların sarılması, kayıpların kazanılması şarttır. Zaman da aleyhe çalışmaktadır. Ne var ki devlete rağmen, hükümete rağmen, vatandaşa rağmen bu kan aksın isteyenler var. Halbuki Türkiye kan kaybetti. O kayıp olmasaydı bugün elbette ve mutlaka daha canlıydık.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.