19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 17°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 106.926 -0.06
  • Altın: 151,429 -0.02
  • Dolar: 3,6718 -0.12
  • Euro: 4,3287 0.21

Bizim şehirlerimiz

Haşmet Babaoğlu

Bir tarafta yaşadığımız şehirler var.
Yaklaşık yüz, yüz elli yıldır orasını burasını eğip bükerek Batı'nın şehirleri gibi "hizaya sokmaya" çalıştığımız şehirlerimiz yani...
Bir de "içimizdeki şehir" var.
Her gün bu ikisinin yolları kesişiyor ve sonu hep çatışmaya, hep uyumsuzluğa ve yorgunluğa çıkıyor.
Çünkü yaşadığımız şehir görünüşte Batılı modele göre; hakikatte ise çapaçul bir kapitalizmin yönlendirmeleriyle büyüyüp duruyor.
Ama "içimizdeki şehir" hâlâ inat ve ısrarla Osmanlı!
***
Şöyle bir düşünün...
Ne çok oynandı İstanbul'un orası burasıyla!
Ve her yerel yönetim yeni bir "şehir merkezi" yaratmaya çalıştı.
Suya hasret taşra kasabalarının fıskiyeli parklarını getirip bir orta yere koyarak oraları şehir merkezi yapacaklarını sandılar.
Taş yığını meydanları yayalara açarlarsa pek sevileceğini sandılar. Şehrin her köşe bucağını taşıtların emrine vermeyi denediler, tünel kazdılar, üst geçit yaptılar.
Ama hiç düşünmediler...
Acaba bizim için şehir merkezi nedir, nasıl bir şeydir?
Şimdi yeni Taksim için de bunların uzun boylu düşünüldüğünü sanmıyorum.
***

Bizim derin yaşam kültürümüz (içimiz dediğimiz budur beyler, başka bir şey değil) kabaca söylersek bir şehir için iki türlü merkez bilir.
1. Çarşı.
2. İnanç yapıları.
Çarşıda buluşuruz, bütün cıvıltısıyla şehirde yaşadığımızı anlarız. Bir kasabayla şehri ayıran temel nokta da çarşılarının zenginlik ve renklilik boyutlarıdır.
İstanbul için esas felaket zaten bir türlü sevemediğimiz meydanlarını araçlara terk etmesi değil, çarşılarını kaybetmesidir!
Beşiktaş ve Kadıköy çarşılarına...
Ah! O güzelim Mısır Çarşısı'na bir de, gözümüz gibi bakmalıyız
Fatih Çarşısı'nın, Beyoğlu Balık Pazarı ve çevresinin üzerine titremeliyiz.

***
Gelelim inanç yapılarının şehrin esas merkezlerini oluşturması meselesine...
Cumhuriyet'in jakoben kafalı çocukları bunu anlamak istemedikleri için şehircilik alanında yaptıkları her hamle iflas etti.
Sonuçta şöyle bir sersemlik çıktı ortaya...
Avrupa'ya gidince görkemli bir katedralin kucakladığı meydanları pek sevdiler fakat "bizim şehrimizin merkezi Sultanahmet meydanıdır; Süleymaniye'dir; yeni meydanlar da öyle olmalıdır" fikri karşısında dehşete kapıldılar.
Yazıyı burada toparlayalım.
Fakat daha ne çok konuşulacak şey var, değil mi?
Mesela şu yeni sitelerle; yeni yerleşim merkezleriyle "içimizdeki şehir"in arası nasıl acaba?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.