Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Haşmet Babaoğlu - Sabah
2012-02-09

Bizim şehirlerimiz

Bir tarafta yaşadığımız şehirler var.
Yaklaşık yüz, yüz elli yıldır orasını burasını eğip bükerek Batı'nın şehirleri gibi "hizaya sokmaya" çalıştığımız şehirlerimiz yani...
Bir de "içimizdeki şehir" var.
Her gün bu ikisinin yolları kesişiyor ve sonu hep çatışmaya, hep uyumsuzluğa ve yorgunluğa çıkıyor.
Çünkü yaşadığımız şehir görünüşte Batılı modele göre; hakikatte ise çapaçul bir kapitalizmin yönlendirmeleriyle büyüyüp duruyor.
Ama "içimizdeki şehir" hâlâ inat ve ısrarla Osmanlı!
***
Şöyle bir düşünün...
Ne çok oynandı İstanbul'un orası burasıyla!
Ve her yerel yönetim yeni bir "şehir merkezi" yaratmaya çalıştı.
Suya hasret taşra kasabalarının fıskiyeli parklarını getirip bir orta yere koyarak oraları şehir merkezi yapacaklarını sandılar.
Taş yığını meydanları yayalara açarlarsa pek sevileceğini sandılar. Şehrin her köşe bucağını taşıtların emrine vermeyi denediler, tünel kazdılar, üst geçit yaptılar.
Ama hiç düşünmediler...
Acaba bizim için şehir merkezi nedir, nasıl bir şeydir?
Şimdi yeni Taksim için de bunların uzun boylu düşünüldüğünü sanmıyorum.
***

Bizim derin yaşam kültürümüz (içimiz dediğimiz budur beyler, başka bir şey değil) kabaca söylersek bir şehir için iki türlü merkez bilir.
1. Çarşı.
2. İnanç yapıları.
Çarşıda buluşuruz, bütün cıvıltısıyla şehirde yaşadığımızı anlarız. Bir kasabayla şehri ayıran temel nokta da çarşılarının zenginlik ve renklilik boyutlarıdır.
İstanbul için esas felaket zaten bir türlü sevemediğimiz meydanlarını araçlara terk etmesi değil, çarşılarını kaybetmesidir!
Beşiktaş ve Kadıköy çarşılarına...
Ah! O güzelim Mısır Çarşısı'na bir de, gözümüz gibi bakmalıyız
Fatih Çarşısı'nın, Beyoğlu Balık Pazarı ve çevresinin üzerine titremeliyiz.

***
Gelelim inanç yapılarının şehrin esas merkezlerini oluşturması meselesine...
Cumhuriyet'in jakoben kafalı çocukları bunu anlamak istemedikleri için şehircilik alanında yaptıkları her hamle iflas etti.
Sonuçta şöyle bir sersemlik çıktı ortaya...
Avrupa'ya gidince görkemli bir katedralin kucakladığı meydanları pek sevdiler fakat "bizim şehrimizin merkezi Sultanahmet meydanıdır; Süleymaniye'dir; yeni meydanlar da öyle olmalıdır" fikri karşısında dehşete kapıldılar.
Yazıyı burada toparlayalım.
Fakat daha ne çok konuşulacak şey var, değil mi?
Mesela şu yeni sitelerle; yeni yerleşim merkezleriyle "içimizdeki şehir"in arası nasıl acaba?

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.