Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ebubekir Sifil - Milli Gazete
mail@ebubekirsifil.com
2012-02-09

Modernizme kelamî bakış

Salı günü Ankara'daydım. Başlıktaki ifade, orada yaptığım bir sunumun da başlığıydı. Siyasallılar Vakfı'nın davetlisi olarak bence "uzun" bir aradan sonra yeniden Ankara'yı teneffüs etmenin heyecanını yaşadım.
Yaşadığım tek heyecan bu değildi. Uzun yıllarımın geçtiği Keçiören'i tekrar gördüm. Ankara'yı kelimenin tam anlamıyla "esir" almış olan kışı Keçiören'in yokuşlarında bir kere daha yaşadım...
Siyasallılar Vakfı, Ankara'dayken bir süre Akaid dersleri yaptığım bir sıcak adres. Şimdi başta Ömer Faruk Özkan olmak üzere genç, idealist ve daha da önemlisi "müstakim" gençler, kendilerine tevdi edilen bayrağı bir emanet duygusu içinde daha yukarılara taşımanın tatlı heyecanını ve telaşını yaşıyor. Siyasallılar Vakfı'nın onlar vasıtasıyla Ankara'da kalıcı ve düzgün işler yapacağını şimdiden görebiliyorum. Yüce Allah'tan kendilerine muvaffakiyetler temenni ediyorum...

Oradaki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, Kelam, Akaid'in mahfazası olarak geçmişte olduğu gibi bugün de hayatî önemi haiz bir ilim dalı. İlahiyat fakültelerindeki Kelam kürsülerinde -tamamında diyemesek de ekseriyetinde- Kelam ilminin mana ve maksadıyla örtüşmeyen yönelimler ağırlıktaysa da, meselenin hassasiyetinin farkında olanlar için Kelam ilmine günümüzde her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunduğu çok açık.
Geçmişte var olmuş Kelam fırkalarıyla Ehl-i Sünnet arasında cereyan etmiş tartışmalardan ilham alarak bugünün kimi tartışma konularına isabetli teşhisler koyabiliriz. Bu bizim için önemli avantajdır. Elbette bunu "kopyala-yapıştır" tarzında yapmayı kasdetmiyorum. Bunu yapacak olan, Kelam ilminin sağladığı formasyondur.
Onu edindiğimizde, onu edinen kadrolar yetiştiğinde, günümüzde pek çok insanı fikrî bunalımlara, itikadî çıkmazlara sürükleyen fikir akımları ve ideolojilerin -kendini "müslüman" olarak tarif eden kimi çevrelerin ortaya attığı şüphe ve tereddütler de dahil olmak üzere- tamamı hak ettiği kemiyet ve keyfiyette mukabele görmüş olacak.

Söz gelimi geçmişte Mu'tezile tarafından ortaya atılmış olan "Kur'an'ın mahluk olduğu" iddiası Ehl-i Sünnet tarafından hangi argümanlarla çürütülmüşse, bugün Modernistler tarafından otaya atılan benzer mahiyetteki birtakım iddialar da aynı argümanlar temelinde pekala çürütülebilir.
Geçmişte Ehl-i Sünnet ulema, "Kur'an Kelamullah'tır, mahluk değildir" diyordu, bugünün Ehl-i Sünnet'i de "Kur'an Kelamullah'tır, tarihsel değildir" demelidir. Dolayısıyla geçmişte Kur'an'ın "Kelamullah" olmaklığı hangi argümanlarla "mahluk" olamayacağına delil kılınıyor idiyse, aynı istidlal tarzı, Kur'an'ın "Kelamullah" olmaklığından hareketle "tarihsel" olamayacağı hakikatini tebellür ettirmek için istihdam edilebilir/edilmelidir.
Bu anlamda Kelam ilminin Ümmet'in istikamet üzere yürümesinde ikamesiz bir yeri vardır. Arap Baharı denilen süreç, İslam Dünnyası'nda sadece birtakım umutların, heyecanların karşılığını bulması olarak okunmamalıdır.

Bu süreç zaman içinde önümüze son derece çetrefil problemler doğuracaktır. "İslamî" patentli hareketler bugünün dünyasında iktidar olma tecrübesini yaşamaya başladıkça, gerek iç, gerekse dış dinamikler üzerinden "dönüşüm" denen olguyla tanışıyor. Bu gerçek Arap Baharı'nın da yakın vadede kapısını çalacak. Bundan şüpheniz olmasın. İşte o zaman Kelam ilminin oluşturması gereken, ancak onun doldurabileceği boşluklarla yüz yüze geleceğiz.
Bunun tedbirini şimdiden almakta fayda var. Yapılacak iş, İslamî ilimleri ve o cümleden olmak üzere Kelam'ı hakkını vererek öğreten müesseseleri ihya ve tahkim etmektir. 28 Şubat sürecine hazırlıksız yakalandık ve bugünlere savrulduk. Arap Baharı kim bilir kimleri hangi yaban mekânlara savuracak?!..
İki hafta sonra Siyasallılar Vakfın'da bir sunumdaha yapacağım inşaallah bu organizasyonda başta Vakıf Mütevelli heyet Başkanı, Vakıf Başkanı olmak üzere herkese birkerede buradan teşekkür ediyorum.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.