Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Hüseyin Öztürk - Yeni Akit
2012-02-10

Taşlarda teselli arayan Müslümanlar

Mescid-i Aksa’dan kopmak kolay olmuyor. Nasıl Mekke ve Medine’ye gidenler, hep gitmek isterlerse, Mescid-i Aksa da insana aynı duyguyu yaşatıyor.

Sabah Namazı’nın birinde Mescid-i Aksa’nın avlusunda yürürken, Filistinli bir kardeşimizle karşılaştık ve sohbet ettik.

Filistinli Müslüman kardeşimiz, iki sözünün arasında ısrarla şunları söylüyordu:

“Dünya Müslümanlarından en büyük beklentimiz, buralara gelip ziyaret etmeleridir. Ekmekten, aştan, paradan daha önemlidir buralara gelmeleri.”

Sohbetimiz bitip veda ederken şu ifadesi ayrı bir dokundu:

“Buralara siz gelmeyince biz Osmanlı’nın yaptığı bu eserlerdeki taşlara elimizi sürerek teselli buluyor ve içimizi taşlara döküyoruz.”

Ben de bu dokunaklı sözü üzerine;

-“Türkiye dışındaki İslam ülkelerinden gelen giden yok mu” diye sordum.

Meğer çok fazla değilmiş. Kim nasıl yapar bilemem ama dünyanın her tarafına giden Müslümanların yolu mutlaka Kudüs’e de uğramalıdır.

¥

Kudüs’ten bu kadar söz etmişken, Kudüs’ün Fatihi Selâhaddin Eyyûbi’yi anmamak olmaz.

Selâhaddin Eyyûbi’nin Kudüs’e girişi mealen şöyle anlatılır:

Kudüs’ün fethi gerçekleştiğinde Mescid-i Aksa’ya büyük bir tevazu ve muhabbetle girer büyük Fatih Selâhaddin.

Hemen Haçlıların tahrip ettiği ilk kıblegâhı elleriyle süpürüp gül yağı ile yıkar. Şehrin yeniden imarı için emirler verir ve kendisi de bizzat koordine eder.

Külliye’deki tüm makam-ı şerifleri, evleri, Kubbetü’s Sahra’yı tamirden geçirtir.

Diğer inançlara mensup halkların bir arada barış içerisinde yaşaması için Kudüs’ün her yanında, hastahane, medrese ile her türlü sosyal imkânları sağlar.

Sultan Selâhaddin’in şehre verdiği önemi ve topluluklara gösterdiği müsamaha, merhamet ile insan ilişkileri, Haçlıları utandırır ve özür dilettirir.

Mesela Kudüs’ten ayrılmak isteyen insanlara isterlerse 40 gün içinde güvenlikli bir şekilde ayrılabileceklerini söyler ve gerekli önlemleri aldırtır.

Fetih sırasında esir düşenleri fidye ödemek için fazla zorlamaz. 7 bini aşkın esiri Kudüs’ün imarı için harcanmak üzere 30 bin dinara serbest bırakır.

Selâhaddin Eyyûbî’nin gösterdiği bu insani ve İslami tavır karşısında, Avrupalı tarihçiler ve devlet adamları takdirle karşılar ve pek çoğu düşüncelerini dile getirirler.

Yerli Hıristiyanlar ve Mûsevîler onun idaresini, Frenklerinkine tercih ederler.

Büyük fethin sahibi Fatih Selâhaddin, bu tavrı ve idareciliği ile sadece İslam âleminde değil, bütün bir batı dünyasında isminden, “adil komutan” diye söz ettirir.

¥

Eğer gerçekten dünya barışı isteniyorsa, barışın önce Kudüs’ten başlaması lazımdır. Ayrıca Kudüs ve Kudüs’te yaşayan halklar bu barışa çok hazırlar ve istekliler.

Yüzyılımızda veya önümüzdeki yıllarda, ne sıcak savaş ne de soğuk savaşla bir yere varılmayacağı aşikârdır.

Kudüs ve civarında yaşayan üç toplum da savaş yorgunu. Kudüs’te yaşayan halkların; Selâhaddin Eyyûbi, Hz. Ömer, Kanuni ve Yavuz’un adaletine ihtiyacı var.





 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.