14 Aralık 2017 Perşembe26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:41Güneş 08:14Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 13°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 109.666 1.40
  • Altın: 156,804 1.90
  • Dolar: 3,8860 1.40
  • Euro: 4,5765 1.54

Tarih mirası değerler

Hayrettin Karaman

İslam ümmeti 610 yılında gelen ve daha öncekileri tamamlayan, bozulanları düzelten son ilahî mesaj "İslam" ile oluşmaya başladı ve 1400 yıldır çığ gibi büyüyerek geliyor. Bizim kavmimiz ve onun tâbileri de 9. Yüzyıl'dan beri bu çığın bir parçasını teşkil ediyor. Bu yüzlerce asır içinde merkezinde İslam olan ve çeşitli kavimlerin katkılarıyla zenginleşen bir medeniyet kuruldu, bir genel kültür, bir de temeli ortak, renkleri farklı yerel kültürler oluştu.

Dünya ölçeğinde yaşanan hacmi/kaplamı kadar zararı da büyük değişim İslam dünyasını -eskiye nispetle- daha ziyade böldü, parçaladı, kolay yutulur lokmalar haline getirdi. Bu lokmalar, "ortak din, medeniyet ve kültür değerleri"ni ikinci plana atarak son bir asır içinde nesebi sahih olmaksızın doğan devletçiklere, ulusçuklara yeni değerler arama peşine düştüler. Bunu da -zengin ve muhteşem maziyi unutarak, unutturarak, inkar ederek...- kendileri inşa edemedikleri/edemeyecekleri için Batı'yı taklide yöneldiler.

Bu kötü gidişe razı olmayan, muhalif kalan, canını dişine takarak, zindanlarda çürümeyi, darağaçlarında can vermeyi göze alarak mücadele eden "asil ümmet çocukları" hep oldu; ben ve aynı çizgide düşünenler bunlara "İslamcılar" diyoruz. "Müceddid ve ıslahatçı" olarak isimlendirmek de vakidir ve uygundur.

İslamcılar din, kültür ve medeniyet olarak İslam'da kalmayı, İslam kalmayı, büyük mirası korumayı amaç ediniyorlar. Bunun için dünyada yaşanan büyük bilim ve teknoloji değişim ve gelişimine sırtlarını dönmüyor, asıl amaçlarını olumsuz etkilememek şartıyla bunlardan istifade etmeyi de gerekli görüyorlar.

Türkiye'ye gelelim.

Bir yanda bin yıllık bir miras var, bir yanda yüz yılı doldurmamış uydurma, asaletsiz, taklide dayalı, genleri yabancı bir "oluşum" var. Devletin bu oluşumdan yana tavır koymasına ses çıkarmayan hatta bunu teşvik edenler, bin yıllık mazinin ihyası ve iadesi söz konusu olduğunda "laik devlet bu işten uzak durmalıdır" kesin hükmü ile ayağa kalkıyorlar.

Zorunlu din kültürü ve ahlak öğretimi, Diyanet İşleri Başkanlığı, İmam Hatip Okulları, isteğe bağlı -her din ve mezhep için ayrı ve gerektiği ölçüde uygulamalı- din eğitim ve öğretimi, tesettür, dindarlığın zorunlu olarak dışa vuran tarafları, İslamlaşma amacına yönelik faaliyet gösteren sivil topluluklar... karşısında tavır alanlar, "laiklik veya çağdaşlık (yani Batılılık) elden gidiyor" diye feryad edenler "işte o oluşumun çocuklarıdır". Bin yıllık mirasın, insan fıtratına uygun, en yüce değerleri muhtevi medeniyetin çocukları ise hakka ve hukuka dokunmadan, edep ve vakarlarını koruyarak, düşmana fırsat vermeme basiretine sahip olarak davalarında ısrar ediyorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.