Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Mehmet Barlas - Sabah
mbarlas@sabah.com.tr
2012-02-10

Gerçekten Ankara yoktan mı var edildi?

Hiçbir haber hiçbir gazeteciye gökten inmez. Haberleri gazeteciye birileri verir ya da sızdırır.
Bu haberin gazeteciye verilmesi ile ya örtülen bir olayın kamuoyuna duyurulması amaçlanır, ya da haberi veren kişi rakip gördüğü bir başka kişinin ya da rejimle uyumsuz bir kurumun zor durumda kalmasını amaçlar.
İyi gazeteci bu haberin kendisine neden verildiğini bilen ve "Atlatma haber yakaladım" diyerek sazan balığı gibi bu habere bilinçsizce atlamayan ve dolayısıyla da kullanılmayan gazetecidir.
"Siyaset-MİT-Yargı-Terör-Medya" sarmalında yer alan gelişmelere ilişkin "Atlatma haberler"in çokluğu, yukarıda yazdığımız gazetecilik mesleğinin gerçeklerini hep göz önünde tutmamızı gerektiriyor.

Yoktan mı var edildi?
Biz Cumhuriyet kuşakları "Ankara Ankara güzel Ankara" diye başlayan marşı ilkokul sıralarında söyleyerek yetiştik.
O marşın devamındaki "Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin" dizesinin gerçek olduğuna da inandık bir bölümümüz.
Hatta bazılarımız Ankara'yı Hititlerden devraldığımıza inanmadık mı?
Oysa Ankara'yı da İstanbullular, yani son Osmanlılar kurdu.
"Osmanlı'da oyun bitmez" içerikli siyaset modeli Ankara'ya da taşındı.
Halk ağzında yüzlerce yıl dolaşan "Osmanlının yanında gözünü/ Kâtip yanında sözünü sakın" veya "Osmanlının gidişi/ Dalaşma ile her işi" söylemlerinin hangi gerçeklere dayandığını pek düşünmedik.

Hep doğal karşıladık
Cumhurbaşkanını korumakla görevli Muhafız Alayı'nın Çankaya'da Cumhurbaşkanlarını yaka paça derdest etmeleri geleneğinin, Topkapı Sarayı'ndan veya Yıldız'dan aktarılmış olabileceğini bile pek düşünmedik.
Bunun yerine bizim kuşaklar Ankara'da seçilerek iktidar olmuş kim varsa onun her işi yanlış yaptığını söylemeyi, yeğ tuttuk.
Varlık sebebi demokrasiyi sağlıklı tutmak ve siyasi partileri yaşatmak olması gereken Yüksek Yargı'nın, durmadan parti kapatmasını doğal karşıladık.
"Kürt Realitesi"nin siyaset alanı dışında bir askeri sorun olarak tutulması da, bize doğal geldi.
Böylece"Ben başbakan olsaydım tüm Kürt oluşumları ile diyaloga" girerdim diye başbakana akıl öğretirken de, Hükümetin bu diyalogu zaten başlatmış olduğunu öğrenip apışmadık mı?

Kim çalar kim oynar...
Şimdi de "Derin devlet"in henüz bitmediğini ve başbakanların da dikensiz gül bahçelerinde gönül eğlendirmediklerini öğreniyoruz.
"Derin Ankara"nın iktidarı seçilmişlerle paylaşmaya hâlâ hazır olmadığını bilerek, siyaseti yorumlamakta sayılamayacak kadar çok yarar var.
Ne demiş Gazali?
"Ne mahkûm orada belli ne hâkim Düğündür ki çalan kim oynayan kim"
Kısacası Ankara'yı anlamadan Ankara'da reform yapmaya çalışanları ileri geri yıpratmaya kalkışmayalım.
Turgut Özal'a çektirdiklerimiz yetmedi mi?

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.