Türkiye'nin çevresi yanarken, içeride adı konmamış bir iktidar savaşının yaşanması akıl alır gibi değil. MİT ve polis-savcı eksenli bu güç kavgası herkesi tedirgin ediyor. Hızla gelişen MİT'e yönelik soruşturmanın satır aralarından bazı şeyleri görmek mümkün.
Adliye koridorlarında konuşulanlara göre, MİT yetkililerinin ifadeye çağrılmasıyla iki polis müdürünün görevden alınması arasında sıcak bir bağ var.
KCK soruşturmasını iki özel yetkili savcı yürütüyor. MİT yetkililerini ifadeye iki savcıdan biri olan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar yurtdışında seminerdeyken, diğer savcı Sadrettin Sarıkaya çağırıyor. Denilenlere göre hem de alelacele...
Peki, neye dayanarak?
Oslo görüşmelerinin içeriğine ve KCK soruşturmasında ele geçen belgelere göre... İddia o ki, o belgeleri savcının önüne koyanlar önceki gün görevden alınan iki polis müdürü. Her ne kadar İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın bu görevden almalara "rutin bir uygulama" dese de işin aslının böyle olduğu çok daha akla yatkın.
Anlaşılan ince örülmüş bir hesaplaşma bu... Geçmişte MİTPolis arasında benzer çatışmalara hep tanık olduk. Mehmet Ağar- Mehmet Eymür meselesi böyle bir çatışmaydı. Şimdi olup bitenler o günleri hatırlatıyor ama hem daha sert hem de yargı dayanağı var.
Bu hesaplaşma yeni de değil, aylardır sürüyor. Dahası farklı yansımaları da var. MİT polisi, polis de MİT'i izliyor. Hatta örgüt içine sızan ajanların bile zaman zaman tutuklandığı söyleniyor.
Bu izlemeden gazeteciler de nasibine düşeni alıyor.
Peki, bunların başka işi yok mu?
İçeride ve dışarıda önemli olaylar gelişirken, bu ülkenin en önemli kurumları birbirlerinin içini neden oyuyor?
İş sonunda "Barışçıl ve sivil çözümler" üreten MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a kadar uzandı...
Fidan, iki güç arasına sıkışmış durumda. Bir yanda MİT içinde eski alışkanlıklarıyla onu bunu izleyip kuruma zarar verenler, öte yandan MİT Müsteşarı'nı devreden çıkartmak için yeni denklem kuranlar var.
Buna da statükocu sistemin hâlâ güçlü olması fırsat veriyor.
O sisteme neşter atmadan bu çatışma bitmez.
emniyet ve savcılara frene bas talimatı geldi. Çünkü gündemde suriye'ye müdahale planı var. emniyet ve savcı frene basmak şöyle dursun Mossad'ın ekmeğine yağ sürer gibi MİT'i ifadeye çağırıyor. Mit suriye savaşı esnasındaki kürt pkk iletişimini sağlıklı devam ettiremezse perişan oluruz. yıpratmayın.
200 yıldır olan iç çekişmelerin devamı olan kıskançlıklar olmasın. bazı halkların kadrolaşmışların, yeni kadrolaşanlarla çekişmesi. buraları kimlerin çiftliği, şimdi sahip olmak isteyenler kim. gerçektende "başka işleri yokmu?" fitneyi kim kışıtırıyor?amaç ne,neye yönlendiriliyorlar hizmet ediyorlar
savcı ilk ağızdan işin gerçeğini öğrenmek istemiş olabilir.mit müsteşarının ifadeye çağrılmasını gayet normal buluyorum.dokunulmaz olmak insanlara yanlış işler yaptırabilir . kim olursa olsun işinin sorumluluklarını bilmeli gerektiğinde hesap da vermeli.
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155