Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Abdulkadir Özkan - Milli Gazete
2012-02-10

İçeride de dışarıda da kış sert geçiyor!.

Bu sene kış ülkemizde dünyada yakın geçmişe göre çok sert geçiyor. Hava soğuklukları kimilerine göre son 25-30 yılın altında seyrediyor. Dünyadan gelen haberler ve ulaşan görüntüler de bunu doğruluyor. Buna rağmen hayat devam ediyor. Aksamalar da oluyor elbette. Doğa karşısında insanoğlu hep aciz kalmıştır. Havalar alışılmışın altına düşer ya da üstüne çıkarsa hayatımız bir anda alt üst oluverir. Yağışlar ister kar ister yağmur şeklinde olsun biraz artarsa yine şaşırıp kalırız. Rüzgar fırtınaya dönüşünse ağaçlar devrilir, dalgalar tekneleri yutar, hatta karayollarını bozarak ulaşımı aksatır. Kısacası doğa olayları biraz farklılık gösterirse kendimizi çaresiz hissederiz. Hayatımızın akışı bir anda değişiverir. Hatta hayatın durduğunu düşünürüz. Buna birazda medyanın abartması eklenince insanlar kendilerini evlerine hapsedebilirler. Böylece güvende olacakları hissine kapılabilirler. Halbuki bir sarsıntı hepimize evimizde de güvende olmadığımızı hatırlatır. Ama hayat budur. Ne hep iniştir ne de çıkış. Bazen sıkıntılarla boğuşuruz, bazen rahatlarız. Kısacası insanoğlunun aya gitmesi, teknolojik gelişmeler, kendisini olayların belirleyicisi sanmasına yol açsa da alttan gelen bir tekme hiç olduğumuzu göstermeye yeter. Aslında hiç olduğumuzu anlamak için felaketlere, olağandışı gelişmelere gerek yok ama nedense kendimizi genellikle dünyaya hakim ve belirleyici sanırız .

Bunda sanıyorum bu dünyada kalıcı olduğumuz aldanışı önemli rol oynuyor. Halbuki belirli bir süre kalma hakkımız olduğunu, ne zaman geleceğini bilmediğimiz bir gün bu dünyadan çekip gideceğimizi unutmasak böylesine kavgalara girmeyiz, böylesine hırslarımızın esiri olmayız. Yani mülkün sahibi değil bu dünyada kiracı bir diğer tabirle emanetçi olduğumuzu bir unutmasak hayat daha güzel olur diye düşünüyorum. Kiracı olduğumuz dünyada Yaratıcımız bizden ücret de istemiyor. Sadece yasakladıklarından kaçınmamızı, kulluğumuzun idrakinden uzaklaşmamayı istiyor. Bu gereği unutup kendimizi dünyanın sahibi sanıp gurura kapıldığımızda işler karışıyor. Güzel dünyamızı yaşanmaz kılıyor, ahretimizi de karartıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde telefonla arayan Durmuş Ali Eker ağabey büyükşehri terk edip Mersin'in Bozyazı ilçesine çekilmiş olmamı övgüyle karşılayarak, çekildiğim bu küçük ilçede büyükşehrin fitnesinden kurtulmuş olacağımı, bunun içinde Allah'ı daha çok anma imkanı bulacağımı söyledikten sonra, burada evimin olup olmadığını sordu. Bende kirada oturduğumu söyleyince, "Zaten bu dünyada kiracı değil miyiz" diyerek bir gerçeğe dikkatimi çekti.

Bu gerçek üzerinde düşünmemi sürdürürken dünkü gazeteler gerek ülke olarak gerek çevremiz gerek dünya ile ilgili haberler havaların giderek sertleştiğini hatırlatıyordu. Havalar derken bu defa siyasi, ekonomik havalardan bahsediyorum. Dikkat edilirse bir takım sömürgeci güçler bu dünya sanki mülkleriymiş gibi Rabbimizin insanlığa verdiği tüm nimetlere tek başlarına sahip olma isteği ile sürekli olarak yer yüzünde kavgalara, katliamlara ya çanak tutuyorlar ya da bizzat tezgahlıyorlar. Buna ister terör deyin, ister bazı ülkelerde iç çatışmaların yaşanması deyin pek önemli değil. Ama, komşularımızda yaşananlar ve onların belli davranışlara zorlanması bile çevremizde havaların çok sertleştiğini göstermeye yetiyor.

İçeride ise sadece TBMM'de temsilcisi olan siyasi partilerin liderleri ve sözcüleri arasında yaşanan laf dalaşını izlemek zorunda kalmak bile insanın dünyasını karartmaya yetiyor. Buna bir de gazetelerde genellikle MİT ve Emniyet çekişmesi ya da kavgası şeklinde yer alan haberler eklenince "Ne oluyoruz?" diye sormadan geçmek mümkün değil. Bu arada ister istemez özel yetkilerle donatılmış mahkemelerin durumunu düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Sıkıyönetim Mahkemeleri ile onların yerini alan Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin ardından Özel Yetkili Mahkemelerin gündeme gelmesi ister istemez akla bir takım sorular getiriyor.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.